Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Archive for Nisan, 2013

Fahişt Oyuncakçı ve tüketici uyarısı – Tunalı Oyuncak örneği

Bu oyuncakçı isminde de anlaşılacağı gibi Ankara’nın en meşhur caddelerinden biri olan Tunalı Hilmi Caddesinde yer alıyor. Ufak bir dükkan, ben de zaman zaman önünden geçerim ve burada, camekanın özellikle bir kafa’lık boşluk bırakılmış olan alanından kafasını görebildiğim mağaza sahipleri olduğunu düşündüğüm insanları da görmüşlüğüm vardır. Buradan hiç alışveriş yapmamış biri olarak, yakın bir arkadaşımın bana anlattıklarına inanamadım resmen. Bunu sizlere aktarmayı bir borç biliyorum, keza diğer insanlarımızın da bu tip bir tufa’ya düşmemesi, hele ki blogAnkara okurlarını aydınlatma ve uyarmanın görevim olduğunu düşüyorum. Başlamadan evvel arkadaşımın iddia’sı olan, fiyat fahiştliğini araştırdım bizzat ve doğru olduğunu teşhis ettim. Fiyatlar en az %20-%40 daha fazla, hatta bazı ürünlerde bu %60′ lara kadar çıkabiliyor.

Şimdi olaya geçebilirim. Arkadaşımın çocuğunun doğum gününde bir tanıdığı bu oyuncakçıdan bir helikopter alıyor, tabii müthiş fahişt bir fiyata. Bu helikoptere pili takınca bir düğmeye dokunuyorlar ve helikopter duvara çarpıp haşat oluyor.(bu olay diğer misafirlerin gözü önünde toplam 10 sn’de gerçekleşiyor. Ve bunu yapan çocuk değil arkadaşımın kendisi.) Tabii çocuk üzgün, arkadaşım bunun nereden alındığını öğrenip, sahibine iade edilmek üzere bunu Tunalı oyuncak mağazasına götürüyor ve bunun defektif olduğunu ve üreticisine iade edilmesi gerektiğini belirtiyor. Mağaza sahibi kişi “tamam” diyor ve “biz ürün gelince sizi ararız” deniyor kendisine. Aradan 1-2 ay geçmesine rağmen bir haber gelmeyince, telefon ediyor ve 1 hafta sonra gelmesi gerektiğini söylüyorlar. (büyük ihtimal o zaman yaptırmaya gönderiyorlar) . Bir hafta sonra bu sefer arkadaşımın eşi mağazaya uğruyor ve helikopterin yenisiyle değiştirilmediğini ve tamir edildiğini öğreniyor. Sonrasında olan olaylar ise tam ibretlik. Mağaza sahibi kel arkadaş, ağzında tam zamanlı sakız çiğneyerek, gayet lakayıt bir şekilde tamir edilmiş (yapıştırılmış) ürünü getiriyor ve “35 TL” diyor. Eşi, yahu biz bunun yenisiyle fabrika tarafından değiştirilmesini istemiştik, bu ne parası deyince. Adam bas bas bağırmaya başlıyor ve “hem kırıyorsunuz, hem de tamir parasını vermiyorsunuz” dan başlayıp sonrasında eşyaları bir bayanın ayağına atmaya kadar varan inanılmaz agresif davranışlar ve tavırlara giriyor. Tabii arkadaşımın eşi, saygıdeğer bir hanımefendi olduğundan bu mağazayı anında terk ediyor. Sonrasında arkadaşım, ithalatçı firmayı aradığında bu firma ona “eğer bu ürün bize gelmiş olsaydı, bunu hemen değiştirebilirdik, bize siz yollayın değiştirelim hatta” diyor. Arkadaşım buraya bunu öğrendikten sonra telefon edince, bir de o azar işitiyor üzerine, iyi mi ?. Hatta adam “sizin hakkınızda suç duyurusunda bulundum” filan gibi de mesnetsiz laflar ediyor. Ne için bulunduysa o da muamma! O kadar tirajı komik yani olay. Ben bunu dinlediğimde şaşakaldım ve aslında arkadaşıma da kızdım biraz içimden. Keza ben olsaydım o mağazayı basar, eşime nasıl böyle davranırsınız diye girerdim heralde birilerine. Arkadaşımın beyefendi kişiliğini bir kez daha takdir ettim bu arada.

Sonrasında ben de buradaki fiyatları geçenlerde oradan geçerken vitrinden inceledim ve fiyatların normal zincir oyuncakçılar ile ve hatta hemen karşısında bulunan Depo adındaki oyuncakçıdan bile (bire bir aynı oyuncak için) çok daha yüksek olduğunu bizzat teşhis ettim. Bu tip davranışlar içinde olan, fiyatları fahişt ve Ankara’lıya layık olmayan bu gibi yerler hem de Tunalı da olunca tabii bizim de dikkatimizi çekti. Arkadaşımın deyimiyle “Ticareti hakkıyla yapamayan işletmeler” sizden bir tepki görmeyince daha da şımarıyor ve işi iyicene azıtabiliyorlar, örnekte de bunu görüyoruz. Biz tüketici olarak hakkımızı aramazsak, başkası ve hatta devlet bile olayı bilmeyince hakkınızı nasıl arasın ? Bunun için kurulan kaymakamlıkların hakem heyeti olduğunu biliyormusunuz ? Bilinçli Ankara’lı tüketici olarak hakkınızı aramanız için bulduğum ve faydalı olacağını düşündüğüm bazı linkler ve telefonları burada bulabilirsiniz. Umarız bu tip olaylar hiç yaşanmaz güzel Ankara’mızda ve biz de daha başka şeylerden, güzelliklerden bahsederiz blogumuzda.

Tüketici Hakları Derneği
Gazi Mustafa Kemal Blv Onur İş Hanı No:12 D:64 Kızılay/Ankara‎
(0312) 417 9334

Tüketici Hakları Derneği
Gökdelen Emek İşhanı No:95/804 – Kızılay/Ankara
0(312) 425 15 29

http://www.tuketicihaklari.org.tr/

http://www.tuketicikoruma.org

http://www.ttkd.org.tr

Ankara’lı ya Not: Sizin de bu tip Ankara işletmeleri hakkında şikayetleriniz var ise buradan yorum yapabilirsiniz. Yalnız bunların gerçekliği araştırıldıktan sonra yayımlanabilecektir. Bunu da belirtmeliyiz.

Numune Hastanesi Gurabesi

sus-hemsire

Geçenlerde bir yakınımız, beyin kanaması geçirdi ve bu nedenle Numune Hastanesi’nin acil’ini ziyaret etmek durumunda kaldım. En son 20 yıl evvel filan gitmiştim buraya ve o zamandan bu yana pek te büyük bir değişiklik göremedim açıkçası. Personel aynı (ne baktın canım diyen personel var), Doktorlar aynı, “hocalarımız vizitte lütfen 1 saat sonra gelin” diyorlar, 1 saat bekliyorsunuz bu korkunç tiyatral ortamda, sonra “doktorun acil bir hastası çıktı, yarın bu saatlerde gelsin yakınları dedi” diyorlar. Hemşireler aynı, suratlarda mutsuz ifadeler ve saygısızca konuşmalar (“çıkın dedim size, neden laf anlamıyorsunuz yaa” diye bağıranına rastladım). Tabii durum böyle olunca hastane yönetimi de muhtemelen şöyle düşünmüş; Ya herşey orjinal ise, hastaneyi niye değiştirelim, bırakın o da orjinal kalsın diye…

Allah bu hastaneye düşen kişilere öncelikle sabır versin diyorum, keza buradaki olayları görünce buna ihtiyacınız olduğunu anlıyorsunuz. Bu kişilere boşuna “Allah kurtarsın” demiyorlar, keza işiniz kesinlikle Allah’a kalmış durumda. Yine Allah’tan bu yakınımız fazla çekmeden vefat etti (3-4 gün evvel) de kurtuldu. Hem kendisini kurtardı, hem de aile ve yakınlarını tabii. Allah fakir Ankara’lıya yardım etsin, keza yanmışız da ağlayanımız yok.

Bu arada değinmeden geçemeyeceğim, buradaki 1 karışlık acil girişi bahçesinde 10 kişilik bir aile tüplerle filan piknik durumundaydılar, tam resimlikti yani ama, ayıp olur diye çekemedim bunu. Zaten bu aralar oradan geçerseniz muhtemelen ya onları, ya da onlardan boşalan yeri devralan bir başka aileyi burada görebilirsiniz. Canlısı varken, resme ne hacet.

Burası Başkent Ankara, sene 2013 ve Sn. Melik Gökçek’in reklam panolarında da genişçe yer verdiği gibi “Türkiye’nin en yaşanılır şehri”.

Neden Ankara’dan yurtdışına giderken İstanbul üzeri uçmalıyız?

Bu aslında Ankara’lıyı ve dolayisiyle beni de en çok üzen konulardan biri. Ankara, Başkent olmasına rağmen her zaman boynu büyük durumda, bu ve benzeri sebeplerden. Daha yeni sayılabilecek (2008 yılında,  4-5 sene evvel), Türk Hava Yolları bir yavru doğurarak Anadolujet adında ikinci sınıf uçaklarını kullanacağı bir marka oluşturdu da yurtdışına birkaç noktaya direkt gidilmeye başlandı. 2013 itibariyle bu batı ülkelerin sayısı sadece 6. Yani yurtdışında bizden ileri olan 6 ülkeye Ankara’dan gidebiliyorsunuz. Tabii o da sıkça değil ve  tabii yoğunluktan bilet bulabilirseniz. Bu ülkeler Hollanda, Almanya, Belçika, Danimarka, İsveç ve Avusturya. Bunların dışındaki ülkemizden en çok talep gören ülkeler Amerika, Kanada, İngiltere, Avustralya, Cape Town ve hatta Malta’ya bile sadece İstanbul üzerinden gidebiliyorsunuz.

anadolujet-reklamlari

Yurtdışında, gelişmiş ülkelerde bir çok hava alanı, bir dolu güzel lokasyona servis verebiliyor ancak ne yazıktır ki, Başkent Ankara hala yurtdışına gidişlerde çok kısıtlı ve  bilet bulmak ta oldukça meşakkatli. Bilet bulabilirseniz de talep fazla olduğundan ve direkt gideceğiniz için fiyatı da kallavi, daha yakın da olsa bile fiyatı daha ucuz kesinlikle değil. Buradaki slogan “madem İstanbul’a gitmek istemiyorsun, o zaman pamuk eller cebe”. Sanki size özel uçak kaldırıyorlar!  Tuhaf yani.  Bu olaydan sadece Ankara’lı müzdarip değil, örneğin Diyarbakır’da oturuyorsanız, yurtdışına bağlantı için, buradan da yine öncelikle İstanbul’a gitmelisiniz, daha yakın olan Ankara dururken. Bu durum nedendir? Neden Anadolujet uçulabilecek çağdaş ülkelerin sayısını arttıramıyor, bunu ben de bilmiyorum.Bilen varsa ve yorum yapabilirse sevinirim. Zaten diğer uçak şirketleri (Atlas, Pegasus, Bora, Sunexpress ve Onur) Ankara’ya hiç uğramıyor bile. Bunu da anlamak güç gerçekten. Türkiye’nin ortasında bir nokta (bir de üstelik Başkent), ama kimse uğramıyor, garip değil mi?

İstanbul’a 3. Havaalanı yapıladursun, İstanbul’un yarı nüfusuna ve bir o kadar da potansiyele sahip Ankara’da 2. Havaalanı’nı bırakın bir tanesi bile doğru dürüst işlemiyor.Ankara’lı ise hala İstanbul’a mecbur olmaya devam ediyor. İstanbul’a uçak bağlantısı yaparsanız en az 2-3 saat gidişte, ve bir o kadar da dönüşte kaybediyorsunuz. Hele bir de otobüs bağlantısı yapacaksanız vay halinize, çünkü trafiğe saplanmanız neredeyse garanti. O zaman yollarda ve çoğunlukla da İstanbul’da trafikte pelte vaziyetinde hava alanına varmış olursunuz. Peki soruyorum, insanımıza bu eziyet neden?

Bu gibi olaylar Ankara’nın kendi özgüvenini sağlayamamasının en büyük nedenlerinden biri bence. Yurtdışından gelen insanlar bile Ankara’ya direkt uçakla gelemediklerinden burası daha az önemli heralde gibi düşünüyor ve İstanbul’u görüp geri dönüyorlar haliyle. Ondan sonra vay efendim İstanbul çok kalabalık, yok hava alanları insan trafiğini kaldırmıyor. Ya eğer ülkenin uçak firmaları Ankara gibi diğer büyük şehirlere değer vermiyorsa ve Anadolu insanına her fırsatta ikinci sınıf muamele yapılıyorsa, birinci sınıf insanların yaşadığı İstanbul’u bir kanal ile bölerek bundan iki şehir oluşturmak daha mantıklı. Bence de!

Google’ın 18 Nisan teması Ankara’dan

Google Türkiye’nin düzenlediği “Türkiye’nin Harikaları” temalı logo yarışmasında, halk oylamasıyla birinci seçilen Ankara Gazi İlkokulu 4. sınıf öğrencisi Melisa Çağlar’ın tasarladığı logo, Turizm Haftası kapsamında 18 Nisan 2013’te  Google ana sayfasında yer almaya hak kazandı…

Temayı aşağıda yarın da google ana sayfasında görebilirsiniz :

google-ankara-tema

Ankara’nın Bağları

Bu şarkı 2012’de en çok dinlenen şarkılardan biri oldu ve neredeyse benim de bulunduğum bir çok mekanda da mutlaka insanları coşturmak için söylenen şarkılardan biriydi. Bu şarkıyı Ankaralı Coşkun adıyla bilinen Coşkun Direk yazmış ve bestelemiş. Ankaralı Coşkun’a “eline sağlık” diyoruz. Harika bence de, özellikle de bestesi.

Buradan MP3 formatında indirebilirsiniz.

mp3ikon

 

Ankara’nın Bağları MP3 İndir.

 

Veya buradan da videosunu izleyebilirsiniz.

Keman kursu mağduru Ankara’lı Mertcan’ın videosu

Ailesi tarafından 9 yaşına kadar evden dışarı çıkarılmamış, mecburen elektronik oyunlara kafayı sarmış, sonrasında da keman kursuna yazdırılınca sinirlenen Ankaralı Mertcan’ın ailesine çektiği video. Çok güldüm 🙂

Ankara Tunalı’da Starbucks alternatifi sıcak bir mekan

Ankara Tunalı’da güzel bir kahve mekanı arıyor ve Starbucks’tan daha ucuz ama bence daha konforlu ve sıcak bir ortam istiyorsanız, Cafe Stockholm o aradığınız yer olabilir. Yeni açılan bu mekan gayet havalı da… Tek dikkat edilmesi gereken nokta büyük kahveleri çorba fincanında, o nedenle ufak yeterli olacaktır, ya da sabaha kadar uyku tutmayabilir 🙂 Bu arada çalışanlar da süper nazik ve güleryüzlüler.

cafe stockholm tunalı

Titrediler ve sevinemeden gittiler

Aslanlar dün yine Avrupa’ya güzel bir ders verdiler ve GS ruhunu herkese tekrar gösterdiler. Aslında tur atlamak değildi mesele, sadece yenmek istiyorduk ama neredeyse son uzatma dakikasına kadar oyunun uzama ihtimali ve sonrası tur ihtimali hem taraftarı sevindirdi, hem de Real Madrid’i tir tir titretti. Öyleki adamlar turu geçtiklerine sevinemediler bile.

Eee, Galatasaray bu. Yapmadığı şey değil ve bu sefer de, neredeyse yine yapıyordu. Onları ve Fatih Terim’i bu harika oyun için tebrik ediyoruz. Süpersiniz.

Galatasaray - Real Madrid

Ankara’da çöp kutusu sorunsalı

Geçenlerde Ankara’nın en nezih, güzide ve bir o kadar da kalabalık olan Tunalı Hilmi caddesinde akşam saat 7:00 civarında yürüyordum ve bu saatte hemen her yerin çöp içinde olduğunu görünce tam “insanlarımız hala çöp kutusu kullanmayı beceremiyor” diye düşünürken. Bir de ne göreyim, size de fotografını çektim, kendiniz bakın.

Ankara çöp sorunsalı

Burada da görüldüğü gibi zaten nadir bulunan çöp kutusu dolmuş taşmış ve üzerine de çöp kulesi oluşturulmuş ortam şu blokları üstüste koyma oyunu gibi bir çöp daha eklesen yıkılacak gibi. Burada önce Çankaya Belediye’sine bir sormak lazım, belki de Büyükşehir bakıyordur bunlara bilemiyorum. Siz ne yaparsınız acaba? Bildiğim kadarıyla zaten bu iki belediye biribirlerine düşman durumda ve herhangi bir sorun durumunda biribirlerini suçluyorlar, bu da çözüm yerine vatandaş ile tenis oynamasının öğretiyor (burada tabii vatandaşın top olduğun söylememe gerek yoktur heralde). Bu durumu ben dahil bir kaç blogcu arkadaşım ve hatta bazı gazeteler bile zaman zaman yazmıştı. Bu çöp yığınları gerçekten Ankara’nın böylesine ünlü, böylesine turistik bir caddesine yakışmayacak bir görüntü çiziyor. Ben böyle tepeleme çöpler görünce iğreniyorum açıkçası ve cadde de yürüme zevkimi bozuyor ve hatta buradan yiyecek alışverişi bile yapamıyorum bu tip görüntülerle karşılaşınca. Eminim benim gibi bu tip duyguları hissedenler de oluyordur.

Yurtdışında da defalarca bu tip çöp kutularına rastlıyoruz, ama buradakiler çoğu zaman boş, ya da biri doluysa hemen iki adım ötede bir diğeri mutlaka boş oluyor. Oradakilerin çöpleri yokmu? Eminim bizden fazla vardır. Ama konuyla ilgili bir sistem var, o nedenle hiç böyle bir olaya rastlamıyoruz. Bence problemin çözümü

  1. Çöp kutusu sayısının artırılması
  2. Çöp kutularının hacminin genişletilmesi.
  3. Üstü kapalı çöp kutuları ile üste biriktirme ve koku’nun  azaltılması ( üstü kapalı olunca kutu dolu olduğunda bile daha iyi bir görünüm sağlanacaktır).
  4. Çöp kutularının sistematik olarak boşaltılması.
  5. Esnafların kendi çöpleri için bu kutuları kullanmamalarının sağlanması.

Bu beş unsuru uygularsak bence sorun çözülecektir. Bence yolda yürüyen çöpçüler yerine devamlı bir araç ile bu çöp kutularını denetleyen çöpçüler daha etkin bir temizlik yapabilirler.

Ey belediyeler size sesleniyorum, Ankara’nın şu çöp sorununu çözelim artık. 2013 yılındayız ve burası Ankara, Türkiye’nin başkenti. Yakışıyormu sizce ?