Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Archive for Haziran, 2013

Ankara “GEZİ” ye devam ediyormuş meğer !

ankara-gezi-su-sikilan-kizlar
Arkadaşlar, %99 medya bu konuya yer vermediği için ben buradan değineyim istedim keza benim bir yakınımın dün yaşadıkları ve bir arkadaşımın da ondan bir önceki gün yani Salı günü yaşadığı ibretlik olay, Gezi olaylarının ve müdahalelerin en azından Ankara’da halâ devam ettiğini gösteriyor.

Dikmen’de öğrendiğim üzere hemen her gün polis müdahalesi devam ediyormuş! Dün bir gazeteci de burada yaralanmış ve olayı çeken birkaç yerel TV’nin kameramanlarına da özellikle gaz bombaları atılmış. Benim hala oğlu da oradaymış ve sarımtırak bir su yemiş, “tüm vücudum yanıyor gibi oldu abi, yok böyle bir şey” şeklinde olayı özetledi. Medya’yı her gün rutin kontrol eden, yanlı yansız her türlü yayını okumaya özen gösteren biri olarak bunların hiçbirine medya’da rastlamadığımı söylemeliyim.

Salı günü olan olay ise daha da vahim, keza bir arkadaşım Bestekâr sk ile Bülten sokağın kesişimine yakın bir evin 2. Katında oturuyorlar. Arkadaşımın 3.5 yaşındaki çocuğu Sarp’ın uyuduğu odaya gece 1:00 civarında gaz bombası girmiş, çocuk neredeyse boğularak ölüyormuş. Allah’tan camın kırılarak kapsülün odaya girişinin yarattığı sesi duyan aile hemen uyanıp çocuğu kurtarmışlar. Arkadaşımın anlatımı aynen şöyleydi: “Önce bir patlama sesi duyduk, sonrasında ise yoğun bir duman ve iğrenç bir koku evi anında sardı. Oğlum Sarp’ın uyuduğu odaya doğru gitmeye çalıştım ama bu çok zordu, keza gözümden yaşlar adeta boşalıyordu, emekleyerek koridordan buraya doğru gittim. El yordamı ile kapıyı buldum ve açtım. İçeriyi görmek neredeyse imkansızdı, sadece oğlumun ağlama sesine doğru yöneldim ve onu el yordamı ile bulup, kucakladım ve bu sefer ikimiz emekleyerek eşimin ağlama ve komşuların bağırış seslerine doğru yönelerek çıkış kapısını bulabildik. Apartmandan aşağı indiğimde istemsiz olarak ağlıyordum zaten! Zaten tüm aile ağlıyordu o anda ve bu tablo hiç bir zaman aklımdan çıkmayacak. Ancak indiğimizde aşağısı da yine duman altı idi, ama en azından evimiz kadar kötü değildi. Oğlum, ben ve eşim nereye gideceğimizi şaşırdık ve oradan oraya kaçıştık”.

Bu sözler gerçekten benim içimi burktu. Bu nedir yahu. Polis artık bu kadar mı delirdi? Apartmanın ikinci katına neden bir gaz kapsülü giriyor? Yani o seviyede ne olabilir ki, buraya nişan alındı? Twitter yüzünden kuşlara da gıcık kapıp onlara mı ateş ediliyordu acaba? Anlamak mümkün değil!
Arkadaşım bugünden itibaren yeni bir ev arayışına girdiğini de ekledi tabii, keza eşi “ben burada bir daha yaşayamam, uyumam ise imkânsız” deyip, sabahı bir hastane’nin acil servisinde yaptıktan sonra Annesi’nin evine Kırıkkale’ye gitmişti. Üzüldüm gerçekten. Ayrıca eve sonrasında giden arkadaşım evde gerçekten kokunun olaydan 48 saat geçmesine rağmen halâ çok rahat hissedildiğini, yerde parkelerin bir kısmının yandığını, duvar kağıdının alt kısımlarında yine yanık izleri olduğunu da ekledi. Kendisi de Salı gününden itibaren bir otel’de geceliyor, bunu da ekleyeyim.

Bu ufak görünen olayın bilançosunu şöyle özetleyelim:

  • Bir aile geçici de olsa dağıldı
  • Bir ölüm tehlikesi atlatıldı
  • Bir ev boşaldı, maddi zararı da cabası

Ve bence en önemlisi tüm ailenin yaşadığı, tamiri imkânsız

  • MANEVİ zarar ve korku.

 

Gezi Parkı Direniş Afişleri Ankara Mezuniyet Törenlerinde

Türk genci’nin de mizah yeteneği ve yaratıcılığı ile direnişimiz bile eğlenceli ve komik. Yeni gençliğe güveniyor, onları seviyor ve başarılı işlere imza atmalarını yürekten diliyoruz.

mezuniyet-gezi-direnis-afisleri0

mezuniyet-gezi-afisleri1

mezuniyet-gezi-direnis-afisleri2

mezuniyet-gezi-direnis-afisleri3

mezuniyet-gezi-direnis-afisleri4

mezuniyet-gezi-direnis-afisleri5

mezuniyet-gezi-direnis-afisleri6

mezuniyet-gezi-direnis-afisleri7

mezuniyet-gezi-direnis-afisleri8

Türk insanı’nın takıntıları

Türk insanı olarak bizi diğerlerinden ayırd eden bazı takıntılarımız var. Hepimiz bunları zaman zaman yapıyoruz ama çoğumuz neden yaptığımızı bile bilmiyoruz. Bunlardan bazılarını burada bulabilirsiniz. Ne dersiniz sizin takıntınız hangisi ? Ya da hepsi mi? Eminim sizin de başka Türk insanı takıntı keşifleriniz vardır 🙂


Tozlu araçların üzerine parmakla yazı yazma takıntısı.
Tek rakibim THY


Gazete veya dergilerdeki (özellikle de bayan olan) resimlere sakal, bıyık, gözlük, sütyen vb. eklentiler yapmak.
bulmacalara-gozluk


Uzun eşşek oynamak. Her nereden edindiysek bu oyunu? Çoğu insanımızın bel ağrılarının sebebi olarak ileriki yaşlarda nükseden, adeta eşşek şakası gibi bir oyun.
uzun-essek-denizde


“Faturaları son güne bırakma” takıntısı
fatura-odeme


Otobüs koltuklarının arkasına ya da tuvalet duvarlarına yazı yazma takıntısı
cizilmis-otobus-koltugu



Ünlü biri ile kırk yıllık arkadaşmışçasına resim çektirme takıntısı.

kutsi-hayranlari-fotograf


Takım Elbise giyince ellerimizi cebe koyma takıntısı
takim-elbiseli-yasli-adam


Belediye Otobüsleri’nden, illa ki “önden inme” takıntısı.
belediye-otobusu-ici

Ağaçları oyarak genellikle aşk itiraflarımızı ya da logo çalışmalarımızı resimleme takıntısı
agaca-kalp-cizme-fenerbahce

Ankara’dan çıktım yola

Geçen hafta sonu Ankara’dan Kocaeli’ne gittim. Yolda bu sözde yeni sistem’e tam geçiş sağlanmış ve  HGS gerektiğinden, ilk otoban  buradan HGS sticker’ı almak için durdum. Bu ufak kulübe’nin önünde bir güruh ki sormayın gitsin, sıra içeriden dışarıya taşmış durumda. 15 dk bekledikten sonra daha içeri girebildim. İçeri de de tam 20 dk. bekledim. Ortam zaten ufak, ve bir de üstüne havasız, klima koymuşlar çalışmıyor, ya da soğutmuyor. Ter kokusu ve ağız kokusu biribirine karışmış vaziyette. Bir de tek çalışan var, başka kimse yok. Adam da hayatından bıkmış bir vaziyette çalışıyor. Her bir kişi ile yaklaşık 4 dk. harcıyor. İçeri girdikten sonra önümde 5 kişi vardı, tam 20 dk. sürdü, hesapladım. Adama başka bir kişi daha yokmu diye itiraz edenlere, sert bir tavırla “yok” dediği için kimse korkudan soramıyor da.  Size resmini çektim aşağıda..

hgs-kulübesi-ankara-istanbul
Bu arada şunu belirteyim, bu sırayı aslında beklemenize bir lüzum yokmuş, orada bulunan bir broşürde okuduğuma göre eğer 7 gün içerisinde plakanıza bir HGS hesabı açıp içine para yüklerseniz cezasız bir şekilde geçiş ücretini ödemiş oluyorsunuz. Tabii bunu öğrendiğim zaman sıra bana gelmişti ama sonrasında içeriye girmeye yeltenen bir kaç kişiye ve sıradakilere bunu duyurdum. Bazıları, beklemeden ayrıldı. Madem durum böyle bence bunun büyük harflerle duvara ve kulubenin dışına yazılması gerekir, yani acil işi olup ta buraya düşenleri düşündüm de, üzüntü verici yani. Adam bu sefer burada kaybettiği zamanı kazanmak için 180 km hızla gidecek ve kaza yapacak tabii. Benim toplam zaman kaybım 20 içeride, 15dk. dışarıda olmak üzere toplam 35 dk idi. Bu süre zarfında 80-90 km yol giderdim herhalde. Onun yerine bu ufak kulübede cefa çektim ki, ona yanarım.

Bu arada, ben HGS’yi sticker gibi bir şey diye görmüştüm bir arkadaşımda. Adam “onlardan kalmadı” dedi, ve bana bir kart verdi (Eski KGS’ler gibi yani). Elime kartı alıp camdan kameraya sallayacakmışım. Yahu bu ne komedidir! Bunun ismi “Hızlı Geçiş Sistemi” mi, “Hantal Geçiş Sistemi” mi. OGS daha iyiydi, hiç olmazsa yapışıyordu cama. Eğer olay hızlı geçmek ise burada da hızınızı 30 km’ye düşürün diyor, OGS’de de. Bir de üstüne sticker yok, Kartı salla dur. Cumartesi günü gibi kalabalık bir günde 1 kişi çalıştıran Karayolları müdürlüğü, bari sticker’ları bulundursaydı da, kart sallamasaydık en azından böyle bir kazancımız olurdu. Ama nerede… Devlet dairesi mentalitesi burada da tecelli etmiş durumda. Bu arada yolda da bir çok dinlenme noktasında “HGS dolumu yapılır” filan yazıyordu. Yani ödemeden geçip, ilk dinlenme noktasında da sıra beklemeden bu kayıt veya dolum yapılabilirmiş, bunu da otoyola girdikten sonra öğrendim.

Bir de bu otoyollar’ın pahalılığına şaştım kaldım. Ankara – Kocaeli tam 10 lira 40 kuruş. Hani bu HGS ucuzdu? Bir de dönüşü eklersek tam 21 TL. Hele İstanbul’a gidecekseniz vay halinize köprü ücreti filan 30-40 lirayı rahat bulursunuz. Yahu zaten otobüs ücreti de bu kadar değil mi? Çağdaş ülkelerin çoğunda otoban yapılır 10 yıl filan işletilir, parası çıkarıldıktan sonra o otoyol bedava olur. Ben buna şahit oldum. Amerika, Boston’da iki otoyol önce paralı sonra ben orada bulunduğum sırada bedava hale geldi. Türkiye’de ise otoyolları bırakın, Boğaziçi köprüsü bile kendini 10 kez amorti etmiştir heralde diye düşünüyorum, halâ  giderek artan oranlarda pahalı. Allah İstanbul’da yaşayanlara kolaylık versin, yani. Bereket versin, Ankara’da bir de bununla uğraşmıyoruz. İstanbul’da deniz var da ne oluyor, üzerinden geçmek bile paralı. Canım Ankara’nın gözünü seveyim.

Sonuçta hızlı olmayan bir HGS sistemi ile gayet fahişt fiyatlarla insanlarımızı adeta söğüşleyen bir otoyol sistemi gerçekten sinir bozucu bir yolculuk ve mutsuz insanlar yaratıyor. “İnsan ülkesinde bile rahat rahat, ücretsiz, çilesiz gezemiyor” diye düşünüyor insan. Hele paran yoksa. “Otur oturduğun yerde” diyorlar size adeta. Çok üzücü gerçekten.

 

Seyyar sektörü – Gezi’ye uydu

ankara-gezi-seyyar

TOMA yazıları

toma

Gezi parkı olaylarından en akılda kalan terimlerden biri de “TOMA” oldu. TOMA bilmeyenler için açıklayalım “Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı” nın kısaltılmış hali. Orada burada her yerde TOMA’lar ile ilgili haberler, müdahale anındaki görüntüler ile bu popülerlik arttı. Hatta o denli ki, Ankara’nın Tunalı Hilmi Caddesi’ne, “TOMALI Hilmi” şekline bir düzeltme bile yaptılar tabelada. Hâl böyle olunca da bu araçla ilgili mizah ta kaçınılmaz olarak oluştu.

 

İşte “TOMA YAZILARI”

  • Ne sıkayım abime ?
  • Beni Toma’nın yağmurlarında, yıkasınlar, yıkasınlar.
  • Tomalandım da duruldum Koştum ardından yoruldum Binlerce polis gördüm de Geldim sana vuruldum.
  • Hatalı kullandım sıkıysa ara
  • Tomaladıkça kaçan ateş böceğim misin?
  • Kurban’da Dana, Yol’da TOMA.
  • Gidişime yollar, müdahaleme çapulcular hasta
  • Tek rakibim itfaiye arabası

 

Drogba

Drogba, Gezi Parkı eylemlerinde en çok ünlü olan kişilerden biri oldu. Ünlü slogan “Sizde TOMA varsa, bizde de Drogba var”, artık resimli bir afiş oldu. Komik milletiz yahu 🙂

wehavedrogba

Milli irade ile Marjinâl Gruplar

milli-iradeye-saygi“Milli İradeye Saygı Mitingi”. Evet bu isim özellikle seçilmişti ve tam da olayların olduğu gün bu miting Sincan’da, dün yapıldı. Ben de dün sabah İstanbul yolu üzerinden İzmit’e gitmek üzere yoldaydım ve mecburi istikamet bu yoldan geçtim. Yolda “Dünya lideri Başbakanımız, Sincan’ımıza Hoşgeldiniz” pankartlarından tutun da Ak Parti’nin bir çok unsuru yolları süslüyordu! Düşünün Ankara-İstanbul otoyolunu! Sonrasında bir grup Belediye otobüsü gördüm, yanlış duymadınız “Belediye’nin otobüsü” yana çekmiş, bunlardan inmiş olduğu görülen insanlar yola doğru Türk bayrağı sallıyorlardı, direnişçiler zannettim ama, “Milli İrade” imiş. Onlar da heralde ihtiyaç molası vermişler bu arada işini göremeyenler gelen geçene bayrak sallıyorlardı. 200 Km gittikten sonra “Highway Outlet” adı verilen ismini hiç sevmediğim ancak içindeki unsurları sevdiğim noktada, ihtiyaç molası verdim, orada da yine Belediye otobüsleri vardı. Burada da “Milli İrade” tecelli etmişti ! Bildiğim halde yine de sordum “Nereye” diye? Tabii “Sincan’a” dediler. Sonrasındaki yolda da zaman zaman “Milli irade”ye doğru yol alan otobüslerinden bazılarına zaman zaman rastladım. Allah’tan ben Kocaeli’ne gidiyordum, bu miting tecelli ederken de, İstanbul’da dünkü müdahaleler ile tecelli eden tabloyu görmedim. Rüyalarıma girerdi, kesin.

Bu” Milli İrade” yi alkışlıyor. Dün yapılanları da kınıyorum. Bu arada, bizim Rukiye Teyze (komşu) ile onun 1-2 arkadaşı dün Ankara’da direnişteymiş, bizimkilerden öğrendim. “Marjinâl gruplar” gerekçesi ile az daha yiyeceklermiş gazı ve sopayı. Allah’tan bir kaç milletvekili gelmiş grubun önüne oturmuş ta, “Marjinâl Gruplar”a müdahale etmemişler ve insanlar eylemlerine ve eğlencelerine devam etmişler. Bu “Marjinâl Gruplar” da her nedense, yürümemiş, saldırmamış hatta taş bile atmamışlar. Onlar da heralde eğlenceye dalıp, unutmuşlar marjinalliklerini. Marjinâl bir eğlence olmuş yani dün Ankara’da. Keşke İstanbul için de aynı şeyi söyleyebilseydik. Orada “Marjinâl Gruplar” a müdahale edilmiş ve gaza boğmuşlar ahlâksızları.

Aferin size.

Belediye’ye duyarlı davranışından ötürü teşekkürler.

Blog’umuzda bahsettiğimiz, ağaç tehlikesi, ağacın budanması ile bertaraf edilmiştir. Bu olaya “http://www.blogankara.com/tunus-caddesi-agac-tehlikesi/” yazımızda eğilmiştik.

Büyükşehir Belediyesi’ne ve/veya Çankaya Belediyesi’ne duyarlı davranışları için teşekkür ederiz. Ağacın son durumu bu şekilde olmuş (aşağıda sizin için resimledim). Kökünden kesmemişler bundan bayağı bir korkmuştuk bu konuya değinirken, ama neyse ki “İşlem Tamam”.

Tekrar teşekkürler.

tunus-agac-budandi