Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Archive for Temmuz, 2013

Çankaya Belediyesi’ne perdeleme için teşekkürler

http://www.blogankara.com/terk-edilmis-binalar/ yazımızda bahsettiğimiz binadaki tehlikeli durum, resimde de  taşlarının üzerinde amblemini görebileceğiniz üzere Çankaya Belediyesi tarafından perdelenerek en azından insanlar için daha az tehlikeli hale getirilmiştir. Bu tip terkedilmiş binaların bir şekilde perdelenmesi, hem görüntü kirliliğinin önüne geçecektir, hem burada tinercileri barındırmayacaktır, hem de insanların ve özellikle de çocukların yürürken dalgınlık ile içine düşebileceği tehlikeli ortamlar önlenecektir. Duyarlı davranışı için Çankaya Belediyesine teşekkür ediyoruz.

kennedy-tunus

Panora Yüzme Havuzu açıldı !

Havaların sıcaklaması ile birlikte, yeni dilenme sektörü olan mendilcilerin çocukları için fıskiyelerle donatılan özel yüzme havuzu açıldı. Çocukların mutluluğu ise görmeye değerdi 🙂 Hayırlı olsun.

panora-yuzme-havuzu

panora-yuzme

 

Bu binayı tanıyan var mı ?

bina1

Bu binayı Eskişehir yolundan geçiyorsanız her gün görüyorsunuzdur. Hele özellikle gece geçiyorsanız görmemeniz için kör filan olmanız lazım resmen.

Şimdi size soruyorum bu bina ne binası ?

A- otel
B- eğlence merkezi
C- gazino
D- ordu evi
E- bakanlık binası

SORUMUZUN CEVABI AŞAĞIDA

aşağı ok

Doğru cevabı merak ediyorsunuzdur eminim. Sıkı Durun !!

Aşağıda binanın üzerinde ihtişamlı bir şekilde yazısı ile bol led ışıklı bu bina TC. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı. Evet evet. Çoğunuz bilememişsinizdir diye düşünüyorum. İlginç ölçüde süslü bir yapı bir bakanlık için değilmi ?

Yorum sizin. Binanın orjinal hali aşağıda.

gumrukveticaretbakanligi

Ulusoy 2 katlı ile Ankara – İstanbul

Ulusoy otobüsleri’ni çocukluğumdan beri kullanırım. Güvenilir bir firmadır ve otobüsleri / hizmetleri de her zaman diğer otobüs firmalarından (Varan hariç) daha iyidir. Varan’ı satın almalarının ardından tek büyük rakiplerini de tarihe gömünce daha da güçlendikleri de aşikar, keza o gün Ankara’daki terminallerinde iğne atsan yere düşmez vaziyetteydi resmen. Ankara Ulusoy terminali ilginç bir yerde ve ilginç bir yapı, Ankara’da yaşayanlar biliyordur ve mutlaka da bir şekilde burada bulunmuşlardır, şu aralar yıkımı devam eden eski “mavi kafes” in yanında, Armada Alışveriş Merkezi’nin tam karşısındadır.

O gün, taksi den iner inmez bizi Ulusoy’dan bir görevli karşıladı ve hemen nereye gideceğimizi sordu. Bu bence çok güzel bir hizmet, bizi özel hissettirdi, yönlendirildik ve bavullarımızı teslim ettik. Ancak sonrasında öğrendik ki bavullarımız (tam da o otobüs ile gitmek üzereyken) yanlış otobüse yüklenmiş. Bizim otobüsümüz yarım saat sonra gelecekmiş! Tabii bu kadar sıklıkla otobüs kalkınca ve görevli de bize “nereye” ile birlikte “ne zaman” sorusunu sormayınca bu olabilecek senaryolar dahilinde bir olay. Apar topar eşyaları geri yükledik ve sonraki otobüsü beklemeye koyulduk. Bu arada elimde bavullar bir yere oturayım diye düşündüm ama oturmak için yer bulmak neredeyse imkansız. Bavulları içeride bir noktaya koyup, içerideki kafe benzeri yere uğradım bir “Kola Zero” almak için ama yoktu, su varmı diye sordum inanmayacaksınız ama o da yoktu, “Otobüse bindikten sonra muavinden isteyin” dediler. İçerideki kafede zaten doğru dürüst birşey de yoktu, sadece birkaç içecek, sakız, şeker vb. şeyler.

Sonunda otobüse bindik, otobüs benim çocukluğumun otobüsünün aynısı. Nostaljik olarak iyi ama bu tabii koltuklara, camlara ve otobüsün içine yansıdığında pek te keyifli görünmüyor. Çünkü bu unsurlar bayağı eskimişler. Otobüs dışarıdan yeni gibi duruyor ama içi eski ve orjinal ! Oturduğum koltuğun durumunu sizin için çektim, bakın siz karar verin.

ulusoy-koltuk

Ulusoy’un bu durumu düzeltmesi lazım bence, vakitlice.

Sanırım, sabaha karşı saat 3:00 gibiydi birden otobüsün ışıkları yandı. Ben “bir yerde mola verceğiz heralde”diye düşünürken, bu arada da yarım yamalak uyuklarken, birden muavin gayet uyanık bir halde yanımda beliriverdi ve gülümseyerek bana” çay mı kahve mi?” diye sordu. Ben tabii adamı öldürmemek için kendime zor engel olurken nezaketi karşısında “almayayım, teşekkürler” diyebildim. Yahu sabahın 3:00’ünde Ramazan bile başlamadan bu ne Sahur’dur! Bir de çay kahve soruyor ki, “hiç uyuma” yani. Bence bu da garip bir uygulama. İnsanlar zaten otobüse 12:00’de binmiş, durmamak için de “non-stop” bir otobüs almışlar. Servisin çivisini çıkarmak namına, insanları uyandırmanın ne anlamı var ?

Sonuçta sabah 6:00 gibi Avrupa yakasına yarı uykulu bir şekilde vasıl olduk. Gece yol gitmek hem genel, hem de köprü trafiği açısından iyi oluyor, ama insanın dengesini bozuyor tabii. Benimki bozulmuştu ve bir de şimdi hava alanına gidip oradaki keşmekeş içinde bekleme çilesi vardı önümüzde, tabii bavullarla kuyrukta yok kemeri çöz, yok laptopu aç hikayelerini hiç saymıyorum bile. Ülkemizin başkenti Ankara’da yaşayan insanlarımızın hazin öyküsü bu aslında, tüm gidilesi ülkelere uçaklar sadece İstanbul’dan kalkıyor malüm. #DirenAnkara 🙂