Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Archive for Mart, 2014

Saatlerinizi 1 saat ileriye almayı unutmayın :)

ampul-akp-esantiyon-saat-saglam-irade-erdogan

Hayat Bayram Olsa

Uzun süredir izlediğimiz en pozitif ve mutlu seçim reklamı olduğu için

bu video’yu 2014’ün en iyi seçim reklam videosu seçiyoruz.

Şenay’ın 70’li yıllarda çok popüler olan şarkısı ile CHP’nin Büyükşehir Belediye adayları söylüyor.

24 saat yaşayan şehir: ANKARA

Bu vaat bildiğiniz üzere Belediye Başkan Adayı olan Sn. Mansur Yavaş’a ait (yukarıda video’da bu vaadi izleyebilirsiniz) ve tüm Ankaralı insanlarımızın da aslında bir nevi hayalî. Yurtdışında ünlü şehirlerin büyük bir kısmı 24 saat yaşayan şehirlerdir. Fazla uzağa gitmeye gerek yok, en yakın örnek İstanbul. Ankara’dan İstanbul’a, hatta tüm şehirlerimizden İstanbul’a olan göçte aslında İstanbul’un bu özelliğinin önemli katkısı vardır. Neden mi? 24 saat yaşayan şehirlerde iş olanakları daha fazladır. Esnaf mutludur. Turist mutludur. Bu şehirlerin reklamı daha çok yapılır. 24 saat yaşayan şehirlerde yapılabilecek şeyler çok, gidilebilecek yerler fazla ve tabii yaşanabilecek güzel anıların ihtimâli fazladır. Bu da mutlu insanlar ve mutlu bir şehir demektir. Bu mutluluğun yansıması ve pozitif ortamın etkisiyle de o şehrin işgücü de gelişir, ekonomisi de.

Kim daha kolay iş bulabileceği ve daha mutlu olabileceği yere gitmek istemez ki! İstanbul’a olan talebin en büyük nedeni de bu değil mi zaten? O zaman da tabii bu şehire her şeyin 3 tanesi bile az gelir. 3. Köprü, 3. Hava alanı ve hatta kanal ile İstanbul’u 3’e bölmek vb. korkunç boyutta işleri yapmak gerekir. Peki bunun yerine diğer şehirleri daha cazip hale getirmek daha mantıklı olmaz mıydı? Mesela Eskişehir’in yaptığını , diğer şehirlerimiz neden yapamasın ki? Sonra da “Ankara’ya yurtiçi ve yurtdışından talep yok” diyoruz. Bu talebi artırmanın en kolay yollarından biri şehrin dokusunu güzelleştirmek, kültürünü artırmak ve tabii bunları 24 saat yaşatmak değil midir? Neden diğer ülke ve şehirlerin yıllar önce düşündüğünü biz Başkentimiz için düşünemedik ki?

24 saat yaşayan caddeleri bir düşünüyorum da, canım Ankaram için bence müthiş bir geliştirme olur. Bestekâr sokak, Tunus Caddesi, Kennedy ve hatta Tunalı Hilmi Caddesi’nin 24 saat canlı ve heyecanlı olduğunu bir düşünün. Daha mutlu gençler, turistler, daha mutlu esnaf ve kolay iş bulabilen insanlarımız ile Ankara bir cazibe merkezi oluverecektir.

Yurtdışında bir çok ülkede 24 saat açık marketler vardır, hatırlıyorum Amerika’da kaldığım günlerde Walmart isminde bir mağaza zinciri vardı, ayrıca yine 24 saat açık “Star Market” adında kocaman bir Grossmarket vardı ve çoğu günler buradan gece yarısı saat 3’te bile alışveriş yapmanın zevkini yaşardım. Hatta bazen o saatlerde kalabalık olurdu ve kasiyerlerde sıra bile beklerdim . Bazen arkadaşlarla “Dunkin Donuts” adında Amerika çapında zincir bir cafe’ye gider sabaha kadar muhabbet ederdik. Hey gidi mutlu günler 🙂

Bence bu tip lokasyonların 24 saat aktif olması Ankara’nın ekonomisinin canlanması bir yana insanlarımızı da “Ankara çok mal bi şehir abi, 12’den sonra bir şey yapılmaz, bir tek barlarda içki içilir o da en fazla 1-2’ye kadar” mentalitesinden kurtarabilir. Tabii toplu taşımın 24 saat çalışması da yine süper olur. Belediye Başkan adaylarımızdan bununla ilgili de vaatler var. Bu da yine insanların özgürlüklerini artıracak, onların bu tip mekânlara ucuz ve hızlı gidip sonra yine aynı hızda ve ucuzlukta evlerine dönmelerini sağlayacaktır.

Yani gece yarısı kahve de içebilirim, hamburger de yiyebilirim ve hatta evimin alışverişini bile yapabilirim. Bunu bilmek bile hiçbirini yapmasak insanı mutlu eder. Zaten, kanunlar çerçevesinde, diğer insanlara zarar vermeden yaratılabilen “daha fazla özgürlük” hangi insanı mutlu etmez ki? Yine unutmadığım bir anım Amerika’da bardan çıkardık ve acayip karnımız aç bir vaziyette en yakın McDonalds’a adeta saldırır, her birimiz 3-4 hamburger yerdik. Bu da yine güzel anılarımın arasındadır. Ankara’yı düşünelim … bir tek 24 saat yaşayan yer var o da Çiftlik kavşağındaki yol üstü kokoreççileri, hepsi bu. Her semtte bir veya birden fazla hamburgerci, cafe veya market 24 saat açık, neden olmasın ki? Sadece yurtdışında büyük çaplı marketlere saat 24’ten sonra bir güvenlik bulundurma zorunluluğu getiriliyordu, o kadar. Bu tip işyerleri de bunu seve seve kabul ediyorlardı keza yaptıkları kâr ikiye katlanmasa bile en azından 1.5 katına çıkıyordu. Walmart’ın mesela Dünya çapında olmasının en büyük nedenlerinden biri aslında 24 saat açık olma özelliğiydi bence.

Her daim ışıl ışıl yaşayan, özgür bir Ankara… Gerçekten de bizim özlediğimiz bir portre bu. Esnafımız, seyyar satıcılarımız ve hatta taksicilerimiz bile bundan faydalanacak, en önemlisi mutlu, deşarj olmuş insanlar ile Ankara aslında o zaman bir başka güzel olacaktır. (Dandik binalara led ışık takarak değil !)

Hayaldi, Gerçek Oldu. Twitter Kapatıldı!

twitter-turkey-bannedÖnce size bu haberi ilk duyduğumda verdiğim tepkiyi, vereyim “Yuhhhh”. Keza gerçekten inanılacak gibi değil! Ne çektin be yurdumun genci! Üniversite sınavları, YÖK, vizeler, toplu taşım eziyeti, parasızlık, işsizlik, evde bari bir iki siteye bakiyim, twit atiyim de rahatlıyayım diye artık düşünmene de gerek kalmadı, televizyon, gazete desen zaten “Alo Fatih”e bağlı! Kıssadan hisse, edebinle otur, sesini çıkarayım, hele ki twit atıyım filan, hiç düşünme bile! Twitter’dan örgütlenip te başımıza iş mi açıcan! #occupygezi filan, boş işler bunlar. Çapulcu’mu olucan başımıza! Eğer vaktin varsa extradan namaz kıl, hükümetimize yat kalk dua et veya tv’yi aç hükümetin vaazlarını dinle. Evden okula, okuldan eve, evden okula … Derslerin dışında hiç bir şeyi görme, işitme, konuşma!

Durum bu! Artık, Dünya’da 5. olduğumuz bir özelliğimiz daha oldu, bu vesileyle! Twitter’ı yasaklayan 5. ülke olduk. Övünürmüyüz, dövünürmüyüz bilmem artık! Mübarek olsun. Yalnız burada ben en çok Sn.Başkan Melih Gökçek’e üzülüyorum keza bu mecrada hatırı sayılır bir ünü vardı! Ama tabii ne yapıcan, emir demiri keser… Bakalım sırada hangi sansür var, başka hangi hayallerimiz daha gerçek olacak! göreceğiz. Böylece Çin, Kuzey Kore, Mısır ve İran’dan sonra twitter’ın kuşunu kafesleyen ama bu arada çağdaş ve demokratik geçinen ilk ülke de oluverdik. Ne mutlu!

Ama bi dakka! Bence yanlış bir istihbarat var! Bu tapeler en çok youtube üzerinden yayılmıyormuydu, yahu? Twitter’dan bildiğim kadarıyla, en son şu eski bakan Egemen Bağış’ın “her Cuma, bir sure salla” olayı çıkmıştı. Ama bunun dışında Gezi olaylarından bu yana başka bir vukuatı yoktu zavallı mavi kuşun. Yanılıyor muyum?

Üzüldüm gerçekten. Güzel Ülkem’in özgürlükleri adına, bir kara leke oldu bence.
Twitter’a veda şiirim ve son twit’im de buradan olsun 🙁

Twit, twit, örgütlendin,
Tapeleri dillendirdin,
Başımıza çorap ördün,
Ama şimdi kafeslendin!

Seçimlerde Ankara’dan benim adayım BATMAN !

Seçim ortamı ile gerilen Ankara ve genel olarak yurdumda sizi biraz gülümsetmek namına bu akla zarar seçim afişlerini beğeninize sunuyoruz. Sizce hangisini seçmeli ? 🙂

batman-ankara-belediye-başkanlığı-seçim-afişi

hulk-sultanbeyli-belediye-baskanligi-secim-afisi

joker-istanbul-belediye-baskanligi-secim-afisi

orumcek-adam-spiderman-belediye-baskanligi-secim-afisi

superman-izmir-belediye-baskanligi-secim-afisi

thor-adana-belediye-baskanligi-secim-afisi

volverine-sisli-belediye-baskanligi-secim-afisi

cemaat-adayi-belediye-baskanligi-secim-afisi

sirinevler-sirinbaba-belediye-baskanligi-secim-afisi

Ergenekon: Hayaldi, hayal kaldı !

hayaldi-gercek-oldu-akparti-geyik-inek-icti

Dünkü tahliyelerle artık Ergenekon ismi verilen tamamı hayal ürünü olduğu ortaya çıkan soruşturmada tutuklu olan neredeyse hiç kimse kalmadı. Peki eğer durum böyleyse 6 yıl yatan Tuncay Özkan, yine bir o kadar yatan Doğu Perinçek, 4 yıl yatan Mehmet Haberal, Mustafa Balbay, çeşitli Orgeneraller vb. diğer insanlarımız neden bu kadar yıl tutsak kaldılar ? Akla ilk olarak bunun planlı yapıldığı geliyor, bu şekilde bazı lider vasıflı insanları susturmak ve bastırmaktı belki de amaç! Birkaçını uyduruktan delillerle içeri al, diğerleri de korkudan bir şey yapamasın düşüncesi! Bu da akla eski ve ünlü “İkisini sallandıracaksın, bak bir daha yapıyorlar mı?” mentalitesini getiriyor.

Gezi olaylarında da yine bu mentalite tezâhür etti. Orada da, dün ölen Berkin Elvan’la birlikte 7 can yok edildi. Bir çok genç insanımız da kör oldu. Hâlbuki Berkin o Pazar günü evinden sadece kahvaltı için ekmek almaya gitmişti, ama dönmedi… dönemedi.

berkin elvan öldü

7 genç insanımız, değişik şehirlerde bir nevi gözdağı amaçlı kullanıldı, ibret olsun diye yandaşlar tarafından adları anılmayarak unutturulmaya çalışıldı. Halk sindirilmeye, korkudan yürüyemez, konuşamaz, yazamaz duruma getirilmeye çalışıldı. Geçenlerde televizyonda bir kadın “Atatürk’ün askerleriyiz” diyen yeğenine tokat atarken görüntülendi. Sonra anlaşıldı ki, amacı yeğenini koruma içgüdüsü imiş. Birden bire savaş çıkmışçasına bir ortamda kalan kadın, korkudan bağrışırken, yeğeni yüzünden bir de tutuklanmaktan korkarak refleksle, Atatürk lehine slogan atan yeğenine tokat atmıştı! Artık, korkunun boyutu  insanlarımızın içgüdülerine bile o denli yerleşmiş ki, teyzeniz bile bundan etkilenip sizi tokatlayabiliyor, yani o derece! Halk şu an korkuyor! Yazmaktan, çizmekten, konuşmaktan, telefon etmekten, bilgisayar kullanmaktan, yürümekten ve hatta biber gazlı ortamlarda nefes bile almaktan! korkuyoruz. Bu tip korkular sadece özgür ve demokratik olmayan ülkelerde yaşanırdı ve biz de bu ülkelere bakıp “bizde böyle şeyler olmaz” diye böbürlenirdik yıllar evvel değil mi? Hey gidi günler!

Ergenekon’da tahliye olanlar şimdi haklı olarak benim yok edilen yıllarımın hesabını kim verecek veya kim soracak diye düşünüyor. Hukuk sistemi’nin durumu malûm, siyaset/cemaat ikileminde doğru savcı veya hâkime rastlamazsanız kendinizi her an kodeste bulabilirsiniz. Bu da en korkulanı bence. Eminim ve mutlaka bir gün, bu haksızlıklara yol açanlara hesap hukuk nezlinde sorulacaktır, hiç kimse merak etmesin ve bunu da hep beraber göreceğiz. Yeter ki biz o kul hakkı yiyen gafillere, onların bize davrandıkları gibi davranmayalım, dürüst ve hakkaniyetli olalım ki, onların durumuna düşmeyelim.

Çok kalmadı, 30 Mart’ta seçim sandığı ortaya konacak. İnsanlarımız belki sadece yerel yönetimleri seçecekler ama bu seçim çok şeyi değiştirecek. Tek korkum, seçimden sonraki günler. İtirazlar, çalınan oylar, eklenen hayalî seçmenler ve sonucunda ülkemde yaşanabilecek kaos ortamı.

İnşallah ülkeme güzel günler getirecek bir seçim olur. Bu vesileyle de tüm tahliye olan ve aklanan insanlarımızı kucaklıyor ve onlara “Hoşgeldiniz” diyoruz. Daha yapacak çok işimiz var ve ülkemiz hizmetlerinizi her zamandan çok daha fazla bekliyor.

Atatürk’ün öngördüğü birinci vazifemizi yıllardır okuyup durduk, hatta ezberledik… İfâ etmemizin zamanı geldi çattı. Muhafaza ve müdafaa etmeliyiz artık, aklımızla, fikrimizle ve tabii hiç bir şekilde şiddete başvurmadan. Bugün İstiklâl Marşı’mızın yıldönümü ve M. Akif Ersoy’un bu marşta kullandığı ilk sözcük te burada manidar.

Büyük usta diyor ki, “Korkma!”.

Yavaş ! …

yavas-gardasim-yavas-geliyor-mansur-yavas-ankara

Yavaş gardaşım yavaş, geliyor Mansur Yavaş“, bu slogan ve afiş ile 2 gün önce ilk karşılaştığımda, bunu yine Melih Gökçek’in işi zannettim, keza öncesinde bir vukuatı olmuştu ama Başkan’ın günâhını almışım. Meğer, CHP’nin bu reklamı 100% gerçekmiş! Hâlihazırda bu reklamı Ankara’nın birçok noktasında ve hatta CHP seçim otobüslerinin üstünde bile görebilirsiniz.

Bu afişi kesinlikle beğenmedim. Tahminim, buradaki mizansenin amacı CHP’nin aslında şimdiye kadar pek yapamadığı, Halk’a halk diliyle seslenererek sempatik görünme çabaları olabilir, ama Ankara’lı Ankara’ya “Angara” derken, “gardaşım” lafına pek rastlamazsınız. Burada belli ki bir dokundurma ve/veya espri de yapılmaya çalışılmış ama bu da soğuk kaçmış ve pek anlaşılmıyor. Ayrıca bu resim size de bir komedi filminin afişini hatırlatmıyor mu, Allah aşkına! Mansur Yavaş hiç görmediğimiz kadar gülüyor ve dişleri de çok ön planda. Sloganda kullanılan font ve yazı biçimi bile komedi filimlerinde kullanılanlara benziyor. Slogan ise Çankaya’yı kendisine kale yapmış bir partinin Başkan adayını bayağı göstermiş. Bence reklam kampanyası oluşturulurken “Yavaş” soyadından yola çıkılmamalıydı, keza bu soyadı o kadar pozitif bir çağrışım yapmıyor. “Yavaş” olmak bir Belediye Başkanı’nda olmaması gereken bir özellikken buna vurgu yapmanın ne gereği var? Eğer amaç Halk’a inmekse onları ziyaret etmek, hâllerini hatırlarını sormak ve sadece onları dinlemek bile daha çok etki yapabilir, bu anlamda. Zaten Ankara’lı artık afiş veya bayrak sayısına göre değil, kendine yakın hissedeceği, cebine direkt etki edebilecek bir aday peşinde ve çok daha uyanık bu konularda.

Mansur Yavaş ta kesinlikle iyi bir aday, ona şüphe yok. Geçen seçimlerde aldığı oy oranı ortada, hepimiz onun Beypazarı’nda gerçekleştirdiği transformasyonu da biliyoruz, buraya gidenler zaten bizzat görmüşlerdir…

Sadece, bu kampanya pek olmamış.