Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Archive for Kasım, 2014

Yılbaşı geliyor, Ankara’lı alışverişte

Geçenlerde Panora Alışveriş Merkezi’ndeydim ve buradaki süslemeler gerçekten muhteşemdi. Özellikle de aşağıda gördüğünüz ve AVM’nin tam ortasına kurulu olan bu devasa yılbaşı ağacı en çok hoşuma giden unsur oldu. Size en üst kattan bir resmini çektim. Bu ağacın yanında dilerseniz Noel Baba ile resim bile çektirebiliyorsunuz. Özellikle çocuklar için eğlenceli olabilir.

Haftasonu olmasının ve havaların da artık soğumasının etkisiyle her taraf tıklım tıkıştı.  Ankara’lı için yılbaşı alışveriş sezonu başlamış artık, orası aşikâr. İndirimler de tabii tam gaz!
yılbaşı ağacı ankara avm

Eskişehir yolu Armada dar boğazı ferahladı

Daha önce 17 Nisan 2014 tarihli http://www.blogankara.com/eskisehir-yolu-armada-darbogazina-kolay-cozum/ yazımızda bahsettiğimiz kolay çözüm nihayet gerçekleşti ve armada dar boğazı biraz olsun rahatladı. Süper oldu ve gereksiz beklemeler en azından kendilerine ayrılan yerde gerkçekleşiyor.Büyükşehir’e konuya gösterdiği hassasiyetten dolayı teşekkür ederiz.

eskişehir yolu armada köprüsü trafik

Elinde çocuk dilenenler! Ajitasyonda yeni boyut.

Bugün Oran tarafından Konya yoluna dönerek şehire doğru inerken tam da Keklikpınarı semtinin dönemecinde ışıklarda elinde bir kız çocuğu ile dilenen genç bir adam gördüm, inanamadım! Daha önce kadınlar bu sektördeydi, artık erkekler de ellerinde çocuk dilenme işine giriş yapmışlar. Bir hafta evvel de Bestekâr sk.’tan Keneddy caddesine doğru giderken yine aynı sektörden bir kadını da dikiz aynamdan fotograflamıştım. Onun da elinde bir çocuk vardı. Ama bugünkü erkeğin elindeki kız çocuğu en az 6-7 yaşındaydı, adam kızı zor taşıyordu, kız ise baygın gibiydi. Hatta kızın başı bir arabanın dikiz aynasına durmaya yakınken çarptı sanırım ki sonrasında adamla münakaşa eder gibi bağrıştılar. Tüm bu olaylar yoğun sabah trafiğinde ışıkta beklerken gözümün önünde oluverdi. Adam da en az 3-4 kişiden para topladı bu arada. Yani işler iyiydi.

ankara-dilencileri-2

ankara-dilencileri-1

2015 yılına yaklaşıyoruz ve hâlâ Başkent Ankara’da bu tip görüntüler ile karşı karşıyayız. Yurtdışında bir çok gelişmiş ülkede bulundum ve bunların hiç birinde bu şekilde bir ajitasyona izin verilmediğini bizzat biliyorum. Dilenenler tabii ki vardır ama bunların yanında bırakın çocukları 17 yaşından küçük kimse yoktur hatta genellikle bu tip insanlar tek başlarınadırlar ve mutlaka ya bir şarkı söylüyor, ya tuhaf kıyafetlerle poz veriyor ya da birşeyler çalarak insanları eğlendiriyorlardır. Bence polislere eğer yetki verilecekse, bu tip kişilere müdâhale hakkı versinler önce! Ben adamdan çok zavallı kıza acıdım. Böyle bir aile ile ne yazık ki hayatı boyunca mücadele içinde bir hayatı olacak. Durum çok üzücüydü gerçekten!

Acilen bu tip olaylara Başkent’imizde çare bulunmasını rica ediyoruz. Belediyeler her Ramazan ayında çadırlar kuruyor ve binlerce kişiye yemek dağıtıyorlar. Bu tip yardıma muhtaç olduğu tescil edilen kişilere hayda hayda yardım ederler diye düşünüyorum. Ankara’nın bu dilenci sorunu her geçen gün kronikleşerek ve evrimleşerek devam ediyor anlayacağınız! Buna bir çare bulunması ise en büyük dileğimiz olsun… 2015 yılı için.

Sitelerin yanında 5 IKEA daha lazım!

Ankara’nın Siteler semti ünlüdür. Ankaralılar bilirler, burada her türlü mobilya bulunur ve hatta Türkiye çapında da gönderirler. Eskiden yeni evlenenlerin ilk gittiği yerdi ancak sonraları yapı marketler ve sonrasında IKEA’nın açılması bu semtin işlerini biraz baltaladı. Geçen hafta sonu biz de bir iki arkadaş IKEA’ya uğrayalım dedik durumu resimden görebilirsiniz. Hınca hınç resmen ve yürümeniz bile mümkün değildi! Tabii kısa sürede, daralarak çıktık buradan.

ikea ankara

Anlaşılan Ankaralı dünya çapında ilgi gören bu tip mağazaları seviyor ama paramızı yabancılara vermek yerine buna benzer mağazaların Türk girişimciler tarafından açılması daha iyi olabilir diye düşünüyorum. Bu konuda tek hamle yapan ADORE mobilya ama onların da ilginçlik konusunda problemleri var. Yoksa demonte olayını ve ucuzluk olayını halletmişler. Online mağazaları da tamam.Sadece biraz yaratıcılık lazım keza modelleri çok tekdüze.

Ankara’da ucuz maliyetli/ilginç ev ürünleri satan bu tip büyük mağazaların sayısının artmasının gerekliliği bence bu kalabalıktan aşikar. Siz ne dersiniz?

Ankara Garı ve Yüksek Hızlı Tren (YHT) izlenimlerim

yht-yüksekhızlıtren-logo-vektörel Geçenlerde birkaç yakınımı karşılamak üzere Ankara Garı’na gittim saat 23:00 civarıydı ve İstanbul’dan Ankara’ya dönen Yüksek Hızlı Tren gelmeden 10-15 dakika evvel oradaydım. Kolayca park ettim ve gardan içeri girecktim ki park görevlisi özellikle beni çağırıp “park ücretli” dedi. Buna anlam veremedim ama “herhalde başına daha önce bir iş gelmiş o nedenle uyarma gereği duydu” diye düşündüm, tuhaftı yani!

Girer girmez ilk dikkatimi şey gördüklerim değil de kokladıklarım oldu keza içerisi yoğun bir ayak kokusu rayihasına sahipti. Kokunun kaynağını aramama gerek olmadan yerdeki ayakkabılara gözüm takıldı. İnsanlar beklerken otursun diye düşünülüp yapılan sandalyelerde bir dolu insan yatmış ve bu da yetmezmiş gibi ayakkabılarını çıkarmışlardı! Sonra bir başka daha küçük bekleme alanından tren raylarının olduğu istasyona doğru geçerken bu daha küçük alandaki koku ise çok daha kötüydü! Ortam ise tam bir yatakhane tabii! Nefesimi tutarak kendimi dar attım açık alana! Rayların tarafında beklerken orada yerleri süpüren bir çalışan ile konuşmaya başladım beklerken ve söylediğine göre buraya yatma saatlerinde düzenli gelen Suriyeli ve Türk karışık insanlar hep varmış. Bir adamı göstererek “Bak bu adam 5 yıldır düzenli gelir buraya, adamın parası da var ama ne iş yapıyor bilmiyorum sabah kalkıp işe gidiyor akşam bu saatlerde geliyor” dedi. Ben de tabii “peki kimse bunları şikayet etmiyor mu?” diye sorunca adam gülümseyerek “Evet bir kaç kez şikayet ettiler ama istasyon müdürü bunlara ses çıkarmıyor, onlar da bunu biliyorlar ve bu böyle devam ediyor” dedi. Zaten bu insanların durumundan, üstelik bu kadar yıldır müdürün haberinin olmaması imkânsız bir şey olsa gerekti. Şaşa kaldım!

Tren gelene kadar vaktim vardı ve size Ankara’nın o tarihi tren garının bence güzel olan yanlarını fotograflama fırsatı buldum bunları yazının en altında bulabilirsiniz. Yine etrafta yazılan broşürlerden öğrendiğime göre daha büyük ve daha modern bir gar yapılıyormuş hali hazırda. Bunun da projesinin resmini çektim o da aşağıda.

Tren geldi ve yakınlarım ile kucaklaştık. Onlara izlenimlerini sorduğumda, yolculuğun rahat ve konforlu geçtiğini ve 3.5 saat civarında sürdüğünden bahsettiler. “Peki bir olumsuzluk var mıydı?” diye sorduğumda “2 tane vardı” diye cevapladı bir yakınım. Bunlardan birincisi trenin istasyonlardan geçerken hızının 60km/s’e kadar düşmesi ve aslında averaj hızının da öyle çok hızlı değil 90-100km/s civarında olduğunu belirttiler. Yani aslında Yüksek Hızlı Tren öyle çok yüksek hızlı filan değildi. Çin’deki bir trenin hızı 435 km/s ve averaj hızı ise 251 km/s ‘ti ve bizimki bunun yanında kağnı durumundaydı anlayacağınız. Zaten bu hızlara çıkabilseydi, Ankara-İstanbul arası herhalde 1-2 saatte alınabilirdi. Diğer olumsuzluk ise trenin İstanbul’daki son durağının Pendik olduğu ve burasının da şehire uzaklığı idi. Pendik’ten şehire gitmekte çok zorlanmışlar ve tabii dönerken de aynı eziyeti çekmişler. En son sorum ise şuydu: “Peki bir daha İstanbul’a gitmek için bu trene biner miydiniz?” Cevap kesin ve net “hayır” oldu. Çünkü otobüsle gitmek çok daha kısa ve daha az meşakkatliydi. “Özellikle de Avrupa yakasına gidecekseniz aradaki kayıp zaman farkı daha da fazla olur” dediler. “Otobüs en azından çok daha yakında duruyor sonrasında ise İstanbul’da gideceğiniz çoğu noktaya ücretsiz servisleri var” diye de eklediler.

Sonuç olarak şu an için İstanbul-Ankara arası YHT hizmeti bir hayal kırıklığı gibi duruyor. Öncelikle Avrupa tarafına bir istasyon kesin lazım ve bu trenin hızının da artırılması için neler yapılabilir bunun da düşünülmesi lazım. Madem ismi Yüksek Hızlı Tren otobüsten bile hızlı gitmedikten sonra, bunun ne anlamı var! Üstelik sonrasında da gideceğiniz noktada duraklar arası eziyet ile birleşince tren olmuş veya olmamış bunun ülkemizin insanın hızına ve huzuruna bir katkısı var mı? Benim çıkarımıma göre “şu an için pek yok”. Umarız kısa zamanda gelişir ve ismini gerçekten hak eder.

Not: Bu arada merak edenler için çıkışta o beni taa kapıdan çevirip uyaran park görevlisi yoktu piyasada ve hiçbir ücret ödemen çıktım. Bu da yine tuhaftı! O nedenle park ücretli mi, ücretsiz mi ben de bilmiyorum hâlâ.

tarihi-ankara-gari-gece-manzarasi

nasreddinhoca-heykeli-ankara-gari

ankara-gari-yht-içmekan-bankolar

ankara-gari-yht-giriş

ankara-gari-kroki-yerleşimplanı

ankara-gari-makettren

ankara-gari-tarihi-çan

tcdd-logo-ankaragari

vakifbank-biletmatik-gişeleri-ankaragari

ankara-istanbul-arasi-yht-hızlıtren-duyuru-afişi

ankara-istanbul-yht-projesi-türkiye-haritasında

yeniyapilan-garprojesi

İzindeyiz !

Atatürk 10 kasım anma fotograf poster

Gökçek’in Ankaralı’ya verdiği ceza sona erdi

Bildiğiniz gibi Gezi olaylarından sonra kırılan altgeçit fayansları üzerinde 1 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen yaptırılmıyordu ve Melih Gökçek bunu katıldığı bir programda ilk ağızdan “özellikle yaptırmıyorum ve yaptırmayacağım” şeklinde belirtmişti. Neyse ki herhalde kendisi de bu görüntü kirliliğine dayanamamış olacak, fayanslar tamir edildi ve bu eza sona erdi. Aşağıda eski çirkin hali ve yeni durumu görebilirsiniz.

Ancak sizin de resimde görebileceğiniz gibi Büyükşehir’in eski camili logosu tamir edilmemiş veya kolayca kaldırılarak direkt mavi fayans ile kapatılmamış. Özellikle ve mesaj amaçlı böyle kırık bırakılmamıştır diye umuyorum keza bu aralar “yeşil sevenler = cami düşmanı” teması tekrar işlenmeye başlanıyor! Zaten buraya bir logo yerine diğer kuğulu alt geçitlerinde olduğu gibi Ankara’nın mesela Atakule sembolü veya bir Anıtkabir vb. manalı bir tema daha güzel olmaz mı?  Büyükşehir’in logosu gökyüzü hariç Ankara’da nereye bakarsanız zaten fazlasıyla var. Burası da varsın eksik kalsın !

kugulu alt geçit kırık fayanslar

Keçileri kaçırmışlar!

Hatırlarsınız, 3-5 yıl evvel Eskişehir yolunda 3 köprünün altına birer güzelleştirme çalışması yapılmış ve bu gazetelere de konu olmuştu. Ümitköy, Hacettepe ve Bilkent köprülerinin birine “ankara kedisi” ikincisine “ankara keçisi”, üçüncüye “ankara tavşanı” temalı mozayikler yapılmıştı.

Geçenlerde keçili olanın altından geçiyordum ve keçilerin yokolduklarını gördüm, geriye sadece 1 keçi kalmıştı. Aşağıda resmini bulabilirsiniz.

ankara keçisi mozayikleri, ankara köprüaltı

Burası ne kadar zamandır bu şekilde, dikkat etmemişim ama bunların kontrollerinin yapılıp kırılan veya çalınanlarının yenisiyle değiştirilmesi, hazır bu aralar  köprü altlarına komik toprak renkli süslemeler yapılırken, bunun gibi özgün/sanatsal olan çalışmaların korunması açısından önemli diye düşünüyorum. Keza şu an yapılan tuhaf desenlerin hiç bir güzelliği de özelliği de yok, kanımca. Keçilerin en azından bir anlamı vardı!  Yeni yapıştırılanlar belki çinileriyle ünlü bir şehrimiz için olabilirdi ama Ankara için tutarsız bir seçim olmuş. Mimarlar odasına veya en azından Ankara’da yaşayanlara sorulabilirdi. Zaten estetik yoksunu ve kasvetli devlet binalarıyla dolu kentimizin dokusunu canlandırmak yerine adeta üzerine tüy dikmiş gibi duruyorlar!

 

Belko / Havaş karşılaştırması ve güzergâhları

belko-havaş-havaalanı-otobüsü
3 gün önce İstanbul’dan Ankara’ya döndükten ve bavullarımı aldıktan sonra terminal dışına çıkınca şehire inmek için Havaş otobüsü aramaya başladım ancak Havaş’ın sadece her yarım saat başı kalktığını öğrenip, Belko(Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan şirket) otobüsü tam da önümde durunca bu otobüse binmeye karar verdim. Açıkçası ben bu deneyimin bir Belediye otobüsü kıvamında olacağını ön yargısındaydım ama kesinlikle yanılmışım. Otobüsün içi gayet modern ve şöför nazikti, valizlerimi yüklemeye yardım etti filan hatta şaşırdım kaldım! Üstelik binince öğrendim, ücreti de 8 TL idi. Bildiğiniz gibi Havaş 10 TL.

Size aşağıda Belko ile Havaş arası bir karşılaşırma yaptım. Ayrıca Belko’nun durduğu güzergâhları da şöför otobüsün içinde durağa yaklaşınca anons ediyor, bunları da not aldım. Onu da karşılaştırmadan sonra listeleyeceğim en aşağıda bulabilirsiniz

Seyir sırasında önceden belirlenmiş noktalarda bu duraklamalar gayet çabucak gerçekleşiyor, hatta AŞTİ’de bile hemen içeridekileri indirip Kızılay’a devam etti ki ben yine Belediye otobüsü mentalitesi ile birilerini alır ve bekler diye düşünüyordum! Son durağı ise tam Kızılay’daki Gama İş Merkezi’nin önü. Benim için tek dezavantajı Çankaya’da oturmam nedeniyle bindiğim taksi Sıhhiye’den U dönüşü yapmak zorunda kaldı, bavullarla karşı yola geçmeyi de gözüm yemedi ama bu geri dönüş 3 TL fark yarattı taksimetrede ki bence buna değerdi.

Belko’nun Havaş’a göre avantajları

1. Ücreti daha ucuz.
2. Daha sık otobüsleri var.
3. Daha çok durağı var. (Tabii bu direkt AŞTİ’ye gidecek müşteri için zaman açısından dezavantaj olabilir)

Belko otobüsleri’nin güzergâhı ve durakları

1. Hasköy – Fruko
2. Aydınlıkevler
3. Keçiören – Fatih Köprüsü
4. Ankamall – Akköprü
5. Gazi Hastahanesi – Başkent Öğretmen Evi
6. Emek Metro istasyonu
7. AŞTİ
8. Milli Kütüphane
9. Kızılay – Gama iş merkezi önü