Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Archive for Haziran, 2015

Bir Rephair deneyimi

Rephair saç losyonu Tümer Metin BeşiktaşRephair isimli şampuan+losyon kombinasyonunu kullanan bir arkadaşımdan dün bu ürünün tüm kullanım geçmişini dinleme fırsatım oldu. Bu gibi ürünleri almayı düşünen veya halihazırda kullananlara bir fikir vermesi amacıyla paylaşmak istedim.

Ürünü arkadaşım ilk şu meşhur eski Beşiktaş’lı Tümer Metin’in olduğu TV reklamları ile duymuş. Kendisi de koyu Beşiktaş’lı olduğu için herhalde güvenip almış bir paket ve kullanmaya başlamış hemen! Reklamlarında işte her ay şu kadar saç teli filan deyince o da “olmayan saçı çıkarır” sanmış ancak 1 ay geçip ürün bitince ve kafada pek bir fark görmeyince bırakmayı düşünmüş. Tam da o günlerde Rephair’den aramışlar ve arkadaşımdan 1 ayın kullanım hikayesini dinledikten sonra “siz ürünü nasıl kullandınız?” diye sormuşlar. O da işte yazıldığı gibi önce şampuanı kullandım sonra losyonu sürdüm filan deyince kadın “peki jöle vb. birşey kullanıyor musunuz?” diye sormuş o da “evet” deyince kadın “hah ondandır” deyip arkadaşıma 3 aylık ürün daha satmış. Arkadaşım da “ben yanlış kullanmışım ondan olmamış” düşüncesiyle bu sefer yeni gelen paketi de ekleyerek toplam 4 ay daha kullanmış ancak saçlarda yine pek bir fark görememiş ve yine tam da bitmesine yakın aramışlar. Bu seferinde de arkadaşım “bu bende işe yaramıyor” vb. diye hafif sinirli çıkışınca bu sefer kadın “size bir de ek destek losyonu verelim” demiş hemen yarı fiyatına! 4 aylık çıkmama durumuna da şöyle bir izah getirmişler: “İlk aylarda öncelikle gözenekler açılacak sonra ise sarı sarı tüyler çıkacak sonra bunlar dökülecek ve en sonunda da normal saçlar çıkmaya başlayacak”. Arkadaşım da herhalde sarı tüyler çıktı ve döküldü de ben görmedim diye düşünürek “tam da çıkmaya başlayacakmış o nedenle şimdi bırakmamalıyım” mentalitesi ile bir 3 aylık kür daha almış iyimi! Sonuçta nereden bakarsanız 7 küsur aydır kullanıyor ve bir de üstüne normalde bahsedilmeyip “aşırı kellere özel” ek destek olarak satılan losyonu da kullanarak kürü desteklediğini söylüyor. Son durum bu yani. Lakin yakın arkadaşım ve sık sık görüştüğümüz için hemen söyleyeyim, bence şu anda kadar saçlarında hiç bir değişim yok! Hâla bayağı bi kel!

Ben hikayeyi dinledikten sonra eve döndüğümde merak edip Google’a “rephair” şeklinde aratınca bir dolu websitesi çıktı ve bunlardaki fiyatlar da resmi “rephair.com.tr” sitesine göre farklılık gösteriyor. Yani arkadaşım büyük ihitmâlle resmi satış sitesinden aldığı için bu ürünlere daha fazla para veriyor. Özellikle şampuan Türkiye’de yapıldığı için bu üründe özellikle promosyonlar ve fiyat indirimleri çok daha fazla.
Biraz araştırdıktan sonra edindiğim izlenim bu ürün saçları yeni dökülmeye başlamış kişilerde sadece dökülmeyi durduruyor. Yani diğer “minoxidil” içerikli ürünler gibi bir şey. Sadece bunun reklamı daha fiyakalı olduğundan değişikmiş gibi gelmiş bence insanlara! Tümer Metin “Bu saçı alıcaz, başka yolu yok” filan deyince gaza gelmiş olabilirler 🙂

Mutlaka bu veya benzer ürünlerden faydalanan kişiler de vardır. Bu tip bir deneyimi olan arkadaşlar bizimle paylaşırlar ve yorum bırakırlarsa seviniriz. Tabii işe yaramayanlar da burada paylaşabilirler.

Zaten Rephair sitesine girince de “daha dolgun saçlar”, “saç dökülmesini durdurun” filan gibi şeyler yazıyor. Neticede “xxx daha fazla saç teli” hikayesini bırakmış görünüyorlar. Zaten o kadar saçın çıktığını sayacak hâlimiz yok, çıkıyorsa bile! Ha tabii tamamen kelseniz orası başka, o zaman “xxx saç teli” hemen görünecektir ama bu da çok tuhaf olmazmı ki zaten? Düşünün ki kafanızın üstü tamamen kel ve burada aralıklı olarak veya daha kötüsü hepsi bir noktada xxx tane saç teli. Komik olurdu !

Rephair veya benzeri ürünleri kullananlara önerim eğer kalıcı ve ömür boyu saç istiyorsanız hiç bunlara bir dolu para harcamadan bu tip ürünlere harcayacağınız paranın üzerine biraz daha ekleyin ve direkt gidin saç ektirin böylece her gün o losyondu bu şampuandı uğraşmanıza da gerek kalmaz. Türkiye’de bu konu oldukça gelişti artık ve fiyatları da ucuzladı. Hatta o kadar ki yurtdışından bile bize saç ekimi için geliyorlar. Yalnız saç ektirmeyi düşünen arkadaşlardan özellikle ricamdır, hazır ektirmişken çok olsun diye aşırı sık ektirmeyin lütfen keza bu yoğunlukta bir saçın doğal olamayacağı hemen belli oluyor. Doğal bir görünüm için aralıkların yaşınıza uygun olması gerekiyor. Seçeceğiniz doktorunuzun da bu açıdan estetik biri olması ve sizin yoğun saç talebinizi sakinleştirebilmesi bence çok önemli. Yoksa 60 yaşındaki adamda 20 yaşındaki gencin sıklığında saç “dam üstünde saksağan yuvası” gibi duruyor bence!

Sene 2015, genel seçimler ve gaza gelip delirenler

Malûm seçimler yarın. Partiler de son düzlükte iyice delirdiler! Bangır bangır seçim otobüsleri, orada burada broşür dağıtan görevliler ve parti liderlerinin son turları ile tüm bu keşmekeş bugün finâl yapacak ve sonunda milletçe huzura ereceğiz inşallah. Bu yazımda aslında değinmek istediğim konu “afiş kirliliği” idi ancak birkaç gün önce gördüğüm tehlikeli versiyonlarından sonra bunların daha ivedi olduğuna karar verdim.

Bahsettiğim afişler çoğunlukla köprü üzerine tabela altına, bazen büyük bir ağaç üzerine bazen de karşılıklı iki apartman dairesi arasına gerdilerek asılıyorlar. Partilerin seçim öncesi propaganda yapmaları alışık olduğumuz bir durum ancak afişleri tüketmek uğruna tehlikleli bir zıvanada bunu yapmak, işi değişik bir boyuta çıkarıyor. 3 gün önce bir Saadet Partisi afişini ve dün bir AKP afişini halihazırda var olan tabelaların üzerinden yola tehlikeli bir şekilde sarkık ve üstelik parçalanmış olarak resimledim. Aşağıda paylaşıyorum.

seçim afişleri 2015

Bu afişler en az 4-5 gündür burada duruyorlardır diye düşünüyorum, aksi takdirde bu kadar çabuklukla parçalanmış olmaları neredeyse imkânsız ve zaten parçalanmamış olan benzer durumda olan örnekleri de var. Bugün bile giderseniz onlardan birkaçını kendiniz görebilirsiniz ve belki de görmüşsünüzdür zaten. Parçalanmış olmaları bir dolu aracın bunlara defalarca çarpmış olması demek oluyor keza bunlar öyle durduğu yerde rüzgâr ile filan bu kadar çabuklukla bu duruma gelemezler. Kıt düşünce ile “buna çarpınca birşey olmaz, nasıl olsa bez” diye düşünülmüş ancak bunların bazıları brandadan yapılı ve daha sağlamlar. Zaten resimdeki parçalananlar da bunlar. Bunlardan biri Konya yolunda diğeri de Eskişehir yolundaydı.

Düşünün ki hızlı bir şekilde bu istikâmetlerden birinde ailenizle yol alıyorsunuz ve aniden bu nevi sarkan bir afiş önünüze çıkıveriyor, haliyle aniden frene basıyorsunuz, arkadan da biri gelip size çarpıyor. Ya da diyelim yavaş gidiyorsunuz ve tam geçerken bu afişlerden biri arabanızın bir yerine kısılı kalıyor, parçalanıyor veya direkt düşüp camınızın bir bölümünü kaplıyor ve siz 5-6 saniyeliğine de olsa önünüzü göremediğiniz için gidip bir bariyere veya başka bir araca çarpıyorsunuz!

İşte size 15 puanlık uzman sorusu. Bu gibi bir durumda sizce suçlu kim olabilir?

A) Çarpan siz olduğunuz için, siz mi?
B) Bunu asan kıt düşünceli görevli mi?
C) Bunu astıran parti veya partiler mi?
D) Afişleri görüp sökmeyen Belediye mi?

Aslına bakarsanız suçlunun kim olduğunun burada hiçbir önemi yok! Asıl önemli olan bu olay sonrasında oluşabilecek yaralanmalar, araç zararları ve hatta can kaybı! Zaten tüm bu ihtimâllere  niye mahâl verelim ki? Ankara’da nereye kafamızı çevirsek bir bayrak, bir afiş veya bir seçim otobüs görüyoruz veya görmüyorsak ta çığırtkanlarını duyuyoruz. Bunları gözümüzün içine sokarak sizce kafamızın içine de sokacaklarını mı düşünüyorlardır, anlamış değilim! Ben arabamla bunlardan birine sürtünerek geçerken en iyi ihtimâlle arabama bir zarar gelirse, sizce buna sebep olan, insanların canını ve malını tehlikeye atan partiye mi oy veririm, yoksa “Allah korusun bu parti iktidara filan gelirse bize ne yapar acaba!” diye mi düşünürüm?

Buna benzemeyen çok daha çağdaş seçimlerin en azından Başkent Ankara’da yaşanıyor olması gerekir bence. Burası bir köy değil ki en çok afişi olan veya en yükek telden bağıran partiye oy verelim! Ankara’da yaşayan insanların zekâsına da bir nevi hakaret bu afiş savaşları aslında! Yurtdışında hiçbir gelişmiş ülkede de zaten bunu görmezsiniz. Gereksiz israf, gereksiz ses ve görüntü kirliliği! Verilen seçim bütçesini biryerlere harcamak çabasında olan partilerin aşırı bayrak basımı sonucu bunları artık birşey yapamayınca işin çivisini çıkarmaları ile ilintili bir ruh hâli bence. Halbuki bu harcanmayan kısmı devlet bütçesine geri iade edilse ne olur ki? Bütçenin kökünü kazıma aç gözlülüğüne ne gerek var?

İnşallah bir sonraki seçimlerde buna benzer çağdışı görüntülere maruz kalmayız ve umarım kazanamayan partilerin belediye başkanları, yine kıt düşünüp, diğer partileri cezanalandırırcasına seçim sonrasında kendi partisinin afişlerini toplayıp diğerlerini “işte bunlar böyle ortamı kirletiyor, afişlerini bile toplatmıyorlar” izlenimi vermek amacıyla, bunları öylece bırakmazlar. Buradan partilere ve başkanlara sesleniyoruz seçim yasakları başlar başlamaz lütfen Ankara’mızı bu tip afişlerden  temizlemeye başlayalım, duvarlardaki yapıştırmaları tamamen kazıyalım ve yazıların üzerlerini boyayalım. Tüm şehirlerimizin yetkili mercileri de bu hassasiyeti gösterir diye umuyorum. Toplanan onca afiş te birşekilde geri dönüşüm yapılıyordur mutlaka keza atılması durumunu düşünmek bile ürkütücü!

Türkiye’mize huzurlu, barış içinde, adil ve kedisiz! bir seçim diliyorum.