Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Gumrukk.tv dolandırıcı firma uyarısı-GümrükTV

İnternet dolandırıcılığı her geçen gün artıyor arkadaşlar. Bunun için lütfen hangi internet sitesinden ürün aldığımıza lütfen dikkat edelim. Öncelikli kural, “eğer bir şey çok ucuzsa bir bit yeniği mutlaka vardır”. Hiç bir legal firmanın aynı ürünü çok ucuza (özellikle yarı fiyatından bile az) satmalarının imkânı yoktur. Ayrıca lütfen kredi kartı numaranızı bu tip firmalara hiçbir şekilde vermeyin. Eğer yapıyorlarsa kapıda ödeme seçeneğini seçin, en azından ürünü kontrol eder gerçekse ödeme yaparsınız. Tabii dolandırıcı olan firma size “biz o tür bir ödeme kabül edemiyoruz” diyecektir.

gumrukk.tv, gumruk.com, dolandırıcı firma

Gumrukk.tv (gümrük tv) alan adını kullanan ama sitede “Gumruk.com” şeklinde yazan bu firma tarafından dolandırılan çok yakın arkadaşımın başına gelenleri hem bundan sonra kimse kazıklanmasın hem de ibret olsun diye sizinle paylaşayım.

Arkadaşım Televizyon ararken bu firmayı bir şekilde internet üzerinden buluyor ve buraya öncelikle telefon ediyor tabii bu üstte verdikleri telefonu direkt bir mesaj merkezi havası verilmiş bir makina açııyor sonra sizi transfer edermiş gibi yapıp meşgule düşürüyor. Siz de tabii birkaç kez denemeden sonra vazgeçip başka bir iletişim kanalı ararken orada genellikle “mesaj bırakın sizi arayalım” şeklinde yazan bölgeye tıklıyorsunuz ve istediğiniz televizyonu ve sizi aramaları için telefonunuzu ve isminizi bırakıyorsunuz. Telefonunuzu eline geçiren dolandırıcılar size sanki gerçek bir firmadan arıyormuş gibi dönüş yapıyorlar ve siz “bu ürünler neden bu kadar ucuz?” diye sorunca da bunların gümrük fazlası olduğunu ve bunun için ucuza sattıklarını filan söylüyorlar. Siz tabii nasıl sipariş verebilirim diye sorunca oltaya düşüyor ya kredi kartı numaranızı telefonda veriyorsunuz, ya da formlarından sözde satın alır gibi yaparken buraya giriyorsunuz. İki türlüsünde de kredi kartınızın tüm bilgileri güvenli olmayan bağlantıdan direkt bu hırsızların eline düşüyor. Arkadaşım bunlara kredi kartı bilgilerini veriyor ve aslında fiyatının 3 katı fazla olması gereken televizyondan sipariş veriyor, üçte bir fiyatına! Anında kredi kartından televizyonun fiyatından çok daha fazlası üstelik te “KLIKSA” adı altında Sabancı’nın internet firmasının ismi kullanılarak çekiliyor. Tabii arkadaşım bu olaya uyanmadan önce telefonu kontrol etmek için onların size iletişim formuna yazdıktan sonra geri dönüş için kullandıkları 0 537 064 61 32 no’lu paravan telefondan arıyor ve onlar da açınca güvenilir insanlar bunlar zannediyorsunuz. Çünkü oltaya gelenlerin telefonunu kaydedip parayı çekmeden önce ne zaman ararsanız hemen açıyorlar ve güven telkin ediyorlar ama parayı çektikten sonra sizi telefondan engelliyorlar ve hiçbir zaman bu telefon açılmıyor artık. Paranız da tabii buhar oluyor.

Buradan uyarıyoruz lütfen internetten bulduğunuz her fiyata ve tabii her siteye güvenmeyin. Buna benzer bir siteyi herhangi bir dolandırıcı insan 200-300 TL’ye çok rahat yaptırılabilir.

Web sitesini incelediğimde adamların güven sağlasın diye kullandıkları taktikleri üstteki sitenin ekran görüntüsü üzerinde sizin için işaretledim.
• Sitedeki sosyal ağların hiç biri çalışmıyor keza bu hesaplar aslında zaten yok, yani çalışmaması normal ama burada inandırıcılık arttırılsın diye konulmuş.
• Telefon ise arayınca büyük bir firma imajı vermek için telesekretere bağlanmış ve 0850 ile başlıyor ama sonrasında her nasılsa meşgule düşüyor.
• Web sitesinden canlı destek varmış gibi görünüyor ama kimseyle konuşamıyorsunuz burası üzerinden.
• İnandırıcılık artırılsın diye “bayi girişi” var. Ama bayi filan yok tabii ortada. Siz bunu görünce “adamların bayileri bile var ben direkt alıyorum” şeklinde sevinesiniz diye yapılmış bu.
• İletişim formundaki adresleri ise “Hamza bey girişi no:2-4 Kapıkule Sınır Kapısı – E D İ R N E” şeklinde yazılmış, hesapta gümrük kapısı hissiyatı versin diye özellikle seçilmiş. Tabii böyle bir adres yok.
• Buradaki tüm ürünler dehşet ucuz, normal fiyatının üçte biri fiyatında ve tabii görünce inanamayıp hemen almak istiyorsunuz.
• Altta telefonla bilgi hattı yazıyor altında telefon yok.
• Güvenli alışveriş diyor, tamamen yalan.
• 24 saatte kargo diyor tabii kargo filan da yok aslında keza ürün yok ortada.

“Lütfen dikkat “Gumrukk.tv” paravan ismiyle sadece internet üzerinden çalışan
bu firma kesinlikle dolandırıcı bir firmadır

Atakule inşaatında çirkinlik giderildi

Daha önce http://www.blogankara.com/kule-allaha-emanet-atakule-insaati/ yazımızda bahsettiğimiz gibi makeme tarafından durdurulan inşaatta yarıda bırakılıp görüntü kirliliği yaratan yıkıntı temizlendi. Bunun için yetkililere teşekkürü bir borç biliyoruz. İnşaat ne zaman devam eder veya eder mi onu hep beraber göreceğiz. Keza şu anda kulesizeemanet.com web sitesinde garip bir mesaj var ve site yokolmuş gibi duruyor.

Umarız bu alan Ankara’ya layık, Atakule’nin şanına yakışır, süslü/mimari açıdan güzel bir yapı ile tamamlanır ve  burası ivedilikle aktif hale getirilir keza ben dahil bir çok Ankaralı’nın burada çeşitli mutlu anıları var ve kulemize de biran önce tekrar kavuşmak istiyoruz.

ata kule ankara inşaat devam ederken

Yılbaşı geliyor, Ankara’lı alışverişte

Geçenlerde Panora Alışveriş Merkezi’ndeydim ve buradaki süslemeler gerçekten muhteşemdi. Özellikle de aşağıda gördüğünüz ve AVM’nin tam ortasına kurulu olan bu devasa yılbaşı ağacı en çok hoşuma giden unsur oldu. Size en üst kattan bir resmini çektim. Bu ağacın yanında dilerseniz Noel Baba ile resim bile çektirebiliyorsunuz. Özellikle çocuklar için eğlenceli olabilir.

Haftasonu olmasının ve havaların da artık soğumasının etkisiyle her taraf tıklım tıkıştı.  Ankara’lı için yılbaşı alışveriş sezonu başlamış artık, orası aşikâr. İndirimler de tabii tam gaz!
yılbaşı ağacı ankara avm

Sitelerin yanında 5 IKEA daha lazım!

Ankara’nın Siteler semti ünlüdür. Ankaralılar bilirler, burada her türlü mobilya bulunur ve hatta Türkiye çapında da gönderirler. Eskiden yeni evlenenlerin ilk gittiği yerdi ancak sonraları yapı marketler ve sonrasında IKEA’nın açılması bu semtin işlerini biraz baltaladı. Geçen hafta sonu biz de bir iki arkadaş IKEA’ya uğrayalım dedik durumu resimden görebilirsiniz. Hınca hınç resmen ve yürümeniz bile mümkün değildi! Tabii kısa sürede, daralarak çıktık buradan.

ikea ankara

Anlaşılan Ankaralı dünya çapında ilgi gören bu tip mağazaları seviyor ama paramızı yabancılara vermek yerine buna benzer mağazaların Türk girişimciler tarafından açılması daha iyi olabilir diye düşünüyorum. Bu konuda tek hamle yapan ADORE mobilya ama onların da ilginçlik konusunda problemleri var. Yoksa demonte olayını ve ucuzluk olayını halletmişler. Online mağazaları da tamam.Sadece biraz yaratıcılık lazım keza modelleri çok tekdüze.

Ankara’da ucuz maliyetli/ilginç ev ürünleri satan bu tip büyük mağazaların sayısının artmasının gerekliliği bence bu kalabalıktan aşikar. Siz ne dersiniz?

Ankara Samsung Servisleri maceram!

samsung-services-nothanks-turkey-ankara
Samsung Galaxy S3 telefonum vardı, doğum günümde gelmişti ve bu telefonu 1 yıl kadar problemsiz kullandım. Alışması biraz zor oldu, keza telefonu kullanmak biraz komplikeydi, ama alıştım birkaç ay içinde! Malum Andrioid telefonlar Iphone’lara göre biraz yavaş ve bir süre sonra da saçma sapan hareketler yapmaya başlıyorlar. Kullananlar biliyorlardır, ne demek istediğimi…

Bahsettiğim telefonda bir gün arkadaşımla konuşurken telefon hattı durduk yere kesilmeye başladı ve sonrasında da bunu zaman zaman tekrarlamaya devam etti. Bunu her konuşmamda yapmıyordu, düzensiz aralıklarla olan bir durumdu, “her 5 konuşmada 1 defa” gibi bir sıklıkla diyebiliriz. Servis’e götürdüm “telefon çalışıyor, bir şey yok” diye geri iade ettiler, cihazı formatlamışlar, tüm iletişim bilgilerimi kaybettim ama telefonum yapıldı en azından diye sevinmiştim ki, ikinci gün aynı problem bir kez daha tekrarladı, ve yine… ve yine…Tekrar tekrar servisin yolunu tuttum (bu arada her gittiğinizde orada en az yarım saat bekliyorsunuz, bunu da belirtmeliyim). Bu sefer yine “birşey yok” şeklinde tutanağa not düşüp ve yine formatlayıp son girdiğim bir kaç telefonu da silip, bana geri verdiler telefonumu. Belki bu sefer düzelmiştir diye umud ederken arama yapmaya çalıştım, birden “park yapılmaz” levhasına benzeyen bir ikon belirdi ve “hat yok” şeklinde bir ibare çıkmaya başladı. Aramaya çalışıyorsunuz aramıyor. 5-6. denemede eğer şanslıysanız ve konuşmanız sırasında hat kesilmezse konuşabiliyorsunuz! Tabii bu dayanılmaz bir hâl alınca, çaresiz telefonu tekrar servise götürdüm ama bu sefer Necatibey caddesinde bulunan Samsung Servisine. Burası oldukça yoğun, 1 saat sıramın gelmesini bekledim ve sonunda telofunum vermek üzere bankodaydım. Bu sefer de, burada çalışan bayan son derece lakayıt bir şekilde davranıyordu, garip ve gereksiz sorular soruyordu, dayanamadım biraz yüksek bir sesle “bu benim aynı telefon için 5. gelişim, bu sefer de yine formatlayıp bana geri vermeyin” dedim. Kadın da altta kalır mı… Bana bir atar yaptı ve gıcık kaptı ki, süründürdü beni resmen! Yok şunun orjinali lazım, yok burada hiç kaydınız yok, şu da lazım bu da lazım diye 1.5 saat daraldım burada. Sonunda telefonu 5. kez teslim ettim ve birkaç gün sonra telefonu tekrar geri aldım. Bu sefer de “telefon çalışıyor, bir problem bulunamadı” yazıyordu, tutanakta! Bu süreç tam 6 ay devam etti ve toplam 9 kez Ankara’daki tüm servislere gittim. Bu arada Ankara’da sadece 4 servis olduğunu öğrendim ve bunların tamamında bir servis nezâketi problemi var bunu da bizzat deneyimledim. Ayrıca çalışanlar hem ilgisiz, hem de bilgisiz. Kötü tarafı telefonu alırken şirket adına aldığım için tüketici haklarına yani “hakem heyetine” de başvuru yapamıyordum. Onları aradığımda, “biz sadece kişisel başvurulara bakıyoruz, sizin telefonunuz şirket adına olduğu için mahkemeye vermeniz gerekir” dediler.

Neticede, telefonum Ankara’daki tüm servisleri, bazılarına birden fazla kez dolaştı durdu, ama sonuç kocaman bir sıfırdı. Turkcell kullanıyordum, ondan çekmiyor olabilir dediler, Vodafone’a geçtim ama yine durum aynıydı. Bir de üstüne Turkcell’e bir dolu “anlaşmayı bozma parası” ödedim. Bunun yanında bağlantı yapılamadığı durumlarda 5-6 kez aynı telefonu aramak zorunda kaldığım için de 1 telefon ücretim, 6 telefon ücreti olarak katladı ve dehşet telefon faturaları ödedim. O da cabası!

2 yıl garantisi olan ve 1 yıl kullandığım, Samsung Galaxy S3 sayesinde hem 6 ay telefonsuz kaldım, hem de bir yığın maddi zararım oldu. Bu olanları şikayet etmek için Güney Kore’deki Samsung’un merkezine bile yazdım ancak firma dandik olunca oradan da hiç bir cevap gelmeyeceği aşikardı, nitekim öyle de oldu. Şaşırmadım! İstanbul merkezleri ile de bir kaç kez konuştum, ama burada bulunan müşteri temsilcileri de yine ilgilisiz ve bilgisizdiler, sadece biraz daha naziklerdi. “Tamam efendim”, “Hallederiz efendim” diyorlar. “Biz Ankara servisimize bilgi vereceğiz”, “süreci takip edeceğiz” diyorlar. Tamamen yalan. Dünya’dan haberleri yok.

Sonuçta, Samsung ile tüm bağlarımı kestim. Şu an sadece konuşulabilen ve akıllı olmayan bir telefonla, hem 1 hafta şarj derdi olmadan konuşabiliyorum, hem de konuşmalarım kesintisiz ve net. Bazen teknoloji adamın başına bela olabiliyor. Benim durumuma sizin de düşmemeniz dileğiyle… Özellikle de Ankara’da.

Atakule 10 senedir hüzünlü ve boş

Atakule’yi birçoğumuz hatırlıyordur, bundan 20-30 yıl evvel burası oldukça popüler bir alışveriş merkezi idi ve aslında Ankara’nın ilk alışveriş merkezlerinden biriydi. Buradaki mağazalar, restoranlar ve hatta burada aşağı kattaki oyun merkezinde bile, bir çok anılarım var. Hele bile Atakule’ye ilk çıkışımdaki daha asansördeyken hissettiklerimi hiç unutamıyorum. Bunu sonrasında Amerika’da saldırıya uğrayan “Twin towers” a bile çıkarken hissedemedim. Bir keresinde buraya bir nikah törenine davetliydik, dönemin Başbakanı da oradaydı (Mesut Yılmaz) ve buradaki atmosfer, ambians hâlâ bugün gibi aklımda. Atakule’nin bir de üstte dönen bir restoranı vardı, hatta bir aralar bozulmuştu, dönmüyordu, sonra tekrar döndürmeyi başarmışlar ama ondan sonra bir daha gitme fırsatım olmadığı için onu bir türlü deneyimleyemedim. Amerika’ya gitmeden evvel ise, sene 1990, yine son kez Atakule’nin merdivenlerinde arkadaşlarımla vedalaşmıştım. Burada bir de, lisede aynı sırada oturduğum arkadaşımın babasının sahibi olduğu “Yavru Oyuncak” isminde bir oyuncak mağazası vardı. Hatırlayanlar vardır mutlaka. Bu oyuncakçı da Ankara’da o zamanlar en büyük oyuncakçılardan biriydi ve oldukça da popülerdi. Hatta o oyuncakçının o zamanlardan kalma bir de resmini de buldum, aşağıda.

yavru-oyuncak-atakule-ankara

Hey gidi günler, hey. Derler ya! İşte tam da öyle, Amerika’dan döndüğümde ise ilk ziyaret etmek istediğim mekânlardan biri de haliyle Atakule oldu. Bir gittim ki “kapı duvar”. Her tarafı kilitli, tozlanmış, yıpranmış ve eski görünümünden çok uzak bir hâlde boynu bükük duruyor. Buraya ne oldu acaba diye etrafa soruşturunca çok çeşitli hikâyeler duydum, bazıları “burayı bir şirkete sattılar, şirket içindeki insanları çıkardı başka bir alışveriş merkezi yapacakmış” bir diğeri “Buraya devlet el koymuş alışveriş merkezi tarafını yıkacaklarmış ama kule kalacakmış” diğeri “Burayı Çankaya Belediyesi almış, onlar belediye’yi buraya taşıyacaklarmış” vb. daha birçok hikaye. İlginç tarafı ise dinlediğim hikayelerin hepsi değişik ve hiçbiri biribirine benzemiyordu. Bu da insanların aslında burasının neden kapandığını ve akibetini bilmediğini gösteriyordu. O aralarda internet’te de bu konuyla ilgili hiç bir haber yoktu, keza bizzat araştırdım. Aradan yaklaşık 10 yıla yakın bir süre geçti bu müddet zarfında Atakule hâlâ terkedilmiş bir şekilde öylece duruyordu. Geçenlerde bu orada mağazaları olan arkadaşımla görüşünce yine merak ettim ve internet’ten araştırınca yeni bir haber vardı ve bu da bir emlak portalında geçiyordu ve 2013 tarihliydi haber. Şöyle diyordu özetle “alışveriş merkezi kısmı yıkılıp yeni bir alışveriş merkezi ile değiştirilecekmiş ve şu an yıkım için bekliyormuş.“

Bu tabii iyi haber, en azından burası tekrar canlanacak ve eski günlerine, umarım dönecek. Yapım işi 3 yıl kadar sürecek deniyor. Yani yıkım 2014’te gerçekleşebilirse, alışveriş merkezi en erken 2017 gibi tekrar aktif olur diye düşünüyorum. Bu arada, arkadaşım geçenlerde görüştüğümde ki hâlâ oyuncakçılık yapmaya çabalıyor bana şu andaki yavru oyuncağın son durumunun resmini yollamasını istedim o da bugün yollamış, durumu görüyorsunuz, hatta arkadaşımın acıklı durumunu da sizinle paylaşıyorum, siz pay biçin!

yavru-oyuncak-2013

Bora-sengul-yavru-oyuncak-2013

Durum acıklı, Yavru oyuncağın “yavrusu” gibi bir ufak dükkânda ömür çürüten arkadaşım adına da gerçekten her görüştüğümüzde ayrı bir üzülüyorum, keza kendisini pek bir severim. Söylediğine göre günde 20-30 TL kazanıyormuş averaj olarak, yeri de Bülbülderesi’nde bir caddedeymiş ama gidipte acıklı durumunu görmeyeyim diye daha çok sosyal ortamlarda buluşmayı tercih ediyorum. Keza eski durumlarını biliyorum, hem aile fertleri, hem kendisi son model Mercedes ile gezerdi, araç telefonu daha yeni çıkmıştı ve onda vardı (o zamanlar cep telefonu diye bir şey yoktu tabii), hatta bu telefondan bir diğer arkadaşımızı arayıp Gazi Osman Paşa(o zamanların popüler, bugünlerin sıradan mahallesi)’da bir Kafe’de görüşmüştük. Düşünün yani o zamanki havamızı 🙂 Hatta aradığımız arkadaşımız bize, “Siz şu an neredesiniz?” diye sormuştu, biz “arabada” deyince şaşırmıştı ve bize inanmamıştı. Hey gidi günler hey! Bu deyimi ikinci kez kullanıyorum, farkındayım. Herâlde biz de artık yaşlanmaya başladık! Eskiden, Babam “bizim zamanımızda” diye konuya girince içimden “üfff” deyip yine nasihat verecek diye sıkılırken, bizim çocuklarımız da böyle düşünüyordur diye düşünmekten de kendimi alamıyorum ve bu nedenle de onlara bu tip geçmişten örnekler yerine aynı örnekleri bugünmüş gibi vermeyi tercih ediyorum. :/

Atakule, kapanmasıyla beraber eminim buna benzer daha bir çok acıklı hikaye yaratmıştır, keza burası o zamanlar Ankara’nın en popüler AVM’siydi ve tekti, bu nedenle burada iş yapan insanlar yeni gittikleri yerlerde bu tip bir potansiyeli pek yakalayamışlardır diye düşünüyorum, aynen Yavru Oyuncak örneğindeki gibi. Türkiye’nin en güzide yerlerinden biri, Ankara’nın ise ikon yapıtı olan bu kule’nin ivedilikle hakettiği saygıyı görmesi ve eski renkli günlerine dönmesi benim 2014 yılı için dileğim olsun. Lütfen Atakule yine… “ATAKULE” olsun.

Ankara’nın ve belki de Türkiye’nin en iyi süpermarketi, Beğendik Çayyolu

Hatırlıyorum ülkemizde ve Ankara’da bugünkü gibi bir çok alışveriş merkezi yokken, Kocatepe Camii’sinin altında bir Beğendik mağazası vardı ve buraya girince ürün çeşitliliğinden çok etkilenmiştim. Tabii sonraları bir çok güzel alışveriş merkezleri açılınca bu mağazanın bir esprisi kalmadı ve Ankara’lılar tarafından adeta Beğendik markası unutulmaya yüz tuttu, uzunca bir süre. Her ne olduysa birden bire, 4-5 ay evvel, Beğendik Mağazaları bir atılım yapmaya karar verdi ve Ankara’nın en güzel, en modern, en ihtişamlı marketini yarattılar.

Bu markette yok yok resmen. Kendi meyve ve sebzelerinizi toplayabiliyor, dilerseniz kafe’sinde harika bir ortamda çay içiyor veya süper yemeklerini çok ucuz fiyatlarla, açık büfe usülü tadabiliyorsunuz. Ben bir “Somon Izgara” aldım. Fiyatı 7.90 TL idi. Süper bir fiyat, ayrıca kola da limitsiz. Çalışanları güleryüzlü ve yardımcı, park yeri problemi yok ve müşteri rahatı için her şey düşünülmüştü, gerçekten etkilendim.

Bu mağazayı ben de (bana yakın olmasına rağmen) yeni gördüm, görmeyen Ankara’lılar ve özellikle diğer market sahiplerinin incelemesini ve feyz almasını şiddetle öneririm. Sizlere birkaç resmini çektim aşağıda…

begendik-cayyolu-ankara1

begendik-cayyolu-ankara2

begendik-cayyolu-ankara-acik-bufe

begendik-cayyolu-ankara-cafe

begendik-cayyolu-en-iyi-supermarket-ankara

Ankara Çayyolu’nda örnek güzellikte küçük ve şirin bir AVM

Bu alışveriş merkezi Ankara’da yeni bir hareketi başlatan bir yapı. Kapalı değil açık bir mekânda ve her tarafı güzel heykeller, havuzlar ve harika bitkiler ile süslenmiş örnek bir yer. Tesadüfen bulunmuşken sizlere de burasının resimlerini çekeyim istedim. Keşke tüm Alışveriş Merkezleri böylesine yatay, açık ve bu denli güzel olsa. Buradaki tek sorun havuzların içlerinin boş olması idi, ama o da heralde merkez tam anlamıyla açılmadığındandır diye düşünüyorum.

Hilmi Barlas ismi verilmiş,  diğer bir ismi de City Park Alışveriş Merkezi.

citypark-cayyolu-hilmi-barlas-alisveris-1

citypark-cayyolu-hilmi-barlas-alisveris-3

citypark-cayyolu-hilmi-barlas-alisveris-2

citypark-cayyolu-hilmi-barlas-alisveris-4

citypark-cayyolu-hilmi-barlas-alisveris-5

citypark-cayyolu-hilmi-barlas-alisveris-6

Çöp kokan bir 7. Cadde

Ankara’nın Bahçelievler de bulunan 7. Cadde’si ünlüdür. Özellikle alışveriş merkezlerinden bıkan ve “street shopping” ya da Türkçe’si “sokak alışverişi” yapmak ihtiyacı duyan insanlarımız tarafından yoğunlukla tercih edilir. Burası her daim canlı, eğlenceli ve geceleri bile ışıl ışıl olması ile Ankara’nın vazgeçilmez açık mekânlarından biridir.

Geçenlerde biz de buradaydık ve Ankara’nın bu nadide 7. Caddesi’nde yürüyüş yaptık, mağazaları kolaçan ettik ve hatta Çin yemeği bile yedik. Cadde, şu an devam eden asfalt çalışması nedeniyle girilmesi biraz zor da olsa Ağustos ayı olmasına rağmen süperdi ve oldukça da kalabalıktı. Havanın da güzel olmasını fırsat bilen Ankara’lı buraya yığlaşmıştı (bu terimi bir kaç yerde duydum, bir şive olabilir ama güzel tanımlıyor diye kullanıyorum 🙂 )

Gezerken bir dondurma aldım, yanında da bir peçete ve kaşık verdiler. Dondurma bitince bunları atacak bir yer aradım ama nafile. Burada da, aynı Tunalı da olduğu gibi çöp kutusu problemi had safhada. Bayağı yürüdüm ve bir mısır satıcısından rica ederek onun çöpüne atabildim elimdekileri. Sonrasında “insanlar acaba bu tip durumlarda ne yapıyor?” diye düşünürken, önümdeki bayan içeceğini bitirip kutusunu ağacın dibine atıverdi. Bunun resmini çektim tabii aşağıda bulabilirsiniz. Diğer ağaç diplerine baktım ve durum vahimdi gerçekten, keza tüm ağaç dipleri bu tip çöplerle dolu olduğu gibi bazıları da orada burada bulunan çitlerin, alçak duvarların üstüne dizilmiş haldeydi. Ara sokaklara baktım, cadde yakınında olan büyük çöp konteynırları da tepeleme doluydu, kapakları ardına kadar açıktı ve çöpler kenarlarından taşmış ve yanlarında bile birikmişti. Buradan gelen kokular ise tüm cadde de hissediliyordu tabii. Görüntü kirliliğini ise hiç söylemiyorum bile…

7.cadde-agac-alti-copler

Tunalı Hilmi caddesi için yetkililere sorduğumuz soruyu bu sefer 7. Cadde için de sormak istiyorum. Burada neden çöp kutuları yok ? Neden insanlarımız yere çöp atmaya adeta teşvik ediliyor? Şimdi yine “terör korkusu” gibi bir açıklama gelebilir ancak bu terör bir tek Türkiye’de mi var. Terör ihtimali olan tüm ülkeler böyle kokuyormu yani ! Hiç sanmıyorum.

Eminim bir gün, bir Türk girişimcisi (Mesela OSTİM de) bomba’ya dayanıklı, fazla ısı durumunda bir yeri renk değiştiren (yangın tarzı ısı artışı durumlarında), güzel görünümlü ve Türkiye’ye yakışır bir çöp tenekesini icat edecek, Belediye’lere bunu satacak, ülkemiz bunlarla donanacak ve akabinde bu “pis kokulu” terör ihtimali olan diğer ülkelere bunları ihraç ederek paranın dibine vuracaktır. Dünya çapında çöp tenekelerinin bir tarafında “Türk Malı” veya “Turkish Made” yazısını okurken, Türk havlularının Dünya çapındaki ünü gibi, yine temizlik ile eşleştirilebileceği bir başka unsur olan çöp tenekelerini de biz neden üretmeyelim ki ? Ankara’da otomobil yapan insanlarımız var, çöp kutusu nedir ki ?