Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Küt binalar

Yurtdışında bir çok ülkede şehirler ve özellikle Ankara gibi başkentlerin binalarının güzelliğini birçoğumuz en azından resimlerinden de olsa görmüşüzdür. Binalara bakıldığında teknolojik veya mimari açıdan o kadar da değişik olduğunu düşünmemekle birlikte bunların hemen hepsinin tepesinde bir figür veya sivri bir unsurun olduğunu farkettim. Ülkemizde ve özellikle de Ankara’da bu açıdan farklılaşan bir tek atakule var sanıyorum. Bu yapı da o nedenle ikonik bir bina ve Ankara’nın sembolleri arasında başı çekiyor. Ülkemizdeki mimarlar henüz bunu keşfedemeye dursun, yurtdışındaki turistler bu ülkelerdeki sivri uçlu binaların önünde resim çektirmek için yarışıyorlar. Bu da o şehire ve ülkeye extra para demek tabii.  Yeni yapılan binalara ve projelerine bakılınca da bu yanlışın devam ettiği aşikar. Acaba bu konuda bir kanunmu var diye sormaktan kendimi alamıyorum. Bunu bilen varmıdır acaba ? Beni aydınlatırsanız çok sevineceğim.

Ankara’nın en çirkin 5 yıldızlı oteli Marriott

Yaklaşık 1 yıl önce açılan ve namı diğer “mafi kafes”in hemen yanında bulunan, Marriott oteli, temel atıldığında şöyle müthiş olacak, işte Ankara’nın ikonu olacak vb. birçok haberi okuduğumu daha dün gibi hatırlıyorum. Hatta temel atma töreni sırasında da birçok siyasetçi boy göstermişti ve gazeteler bile geniş yer vermişti bu olaya, işte 7 yıldızlı olacak vb. birçok asparagas haberler bile çıkmıştı.

Bu otelin yapım sürecini hemen her gün işe giderken/dönerken izledim ve inşallah gün geçtikçe görünümü daha iyileşir diye umud ettim ama nafile. Bina bitti ve geriye tam anlamıyla yanındaki mafi kafese yakışır ama Ankara’ya yakışmayan ucube bir yapı kaldı.
Uzun yıllar Amerika’da yaşadığımdan Marriott otellerini  gayet iyi bilirim. Bir yahudi zincir otelidir ve muhteşem yapılardır, bakmaya doyamazsınız birer mimarlık harikası yani, o derece. Ancak ne hikmettir ki Türkiye’ye layık gördükleri bu yapı, bence bir hapishane’yi andırıyor. Gayet gri ve üstelik te çubuklu. İnsanın bakınca bırakın kalmayı, kasvetten yanından geçesi bile gelmiyor, o derece yani. Bu kadar pohpohlanan bu otel karşısında yeni yapılan Movenpick oteli veya diğer bir dolu Ankara otelleri arasında bence en kötü otel burası, nokta. Yani Ulus otellerinin görüntüsü bile nispeten daha sevimli. Güya Ankara’da kent estetiği, şehircilik vb. bakanlıklar bolca var, peki bunlar hiç mi bunun projesini görmediler, inanamıyorum yani. Amerika’da hapishaneler, özellikle kısa dönemli tutulan mahkumlar, böyle uzun binaların en üstünde bulunur ve alttada mahkeme salonları vardır, bence burası da hapishane olarak harika olur da, kentin en işlek noktasında olmaz. Eğer bu binayı kentten uzağa bir hapishane olarak sunsalardı, diyecek birşey yoktu, 10 numara yakışırdı yani.

Artık ne yapılabilir bilemiyorum, belki bir iki makyaj filan yaparlar diye umutlarım devam ediyor, inşallah yanındaki çelik mavi kafes bir şekilde bitirilir veya önüne bir bina filan dikilir diye dua ediyorum resmen, her önünden geçerken.

Bundan başka Ankara yok


Yurtdışında uzun seneler yaşamış biri olarak şehir bazında Ankara’ya baktığımda yapı estetiğinde birkaç problem görüyorum. Belki bu saptamalarım Türkiye genelinde de doğru olabilir, ancak diğer şehirleri Ankara kadar iyi bilmediğim için toplu değerlendirmem yanlış
olur. O nedenle Ankara’dan devam edeyim. Ankara malum politik bir şehir ve tüm bakanlıklar vb. devlet dairlerinin (merkez bankası hariç) hepsi burada. O nedenle binalarında bir iç karartıcı durum söz konusu, orası su götürmez bir gerçek. Devlet binalarının hemen hepsi sözleşmişler gibi gayet koyu ve kasvetli renkler kullanarak ve hiçbir figür, desen vb. unsurlar kullanmadan yapılmış gayet sade ve gayet sıkıcı yapılar. Burada çalışanlar da hergün bu binaları göre göre benzer bir ruh haline bürünmek durumunda kalıyorlar, bunu da yine günlük yaşantımızda gözlemliyoruz.
Devlet binaları haricinde diğer binalara baktığımızda ise durum pek te farklı değil. Şehirin insanların yaşadığı site ve binaları da karşıdan bakıldığında bir estetik içermiyor ve alelade duruyor. Ankara’nın bence en ilginç duran yeri ve semti Ulus. Keza buradaki tarihi binalar dokuyu biraz olsun ilginçleştiriyor. Burada insan gerçekten Türk yapılarını görebiliyor ve kendini daha bir mutlu hissediyor. (tabii Ulus’un bazı yörelerinde..)

Ankara’nın diğer bir problemi ise, uzun binalarının hepsinin üstü KÜT., yani düpdüz. Benim tahinim belediye bu yapılara izin verirken örneğin 15 kat izni veriyorsa ve müteahitler de tüm bu katları tam olarak kullanalım daha fazla kar ederiz ,ayrıca ucu sivriltirsek daha az satılacak alanımız olur, estetik önemli değil diye düşünüyorlar heralde!. Bu nedenle maxiumum izin verilen kat da düz olarak hesaplanınca binalar da  mecburen düz olarak bitmek durumunda kalıyor. Bu nedendir ki, Ankara’da ikon diye kabul edebileceğimiz hiç bir bina yok. Dünyadaki örneklere baktığımızda “Empire State building” mesela sivri bir yapı, “big ben” yine sivri bir yapı, “kanada toronto radio tower” sivri bir yapı, “dubai burj el arab” sivri bir yapı, düşünebildiğim ikon olabilmiş ve dünya çapında kabul edilmiş tek düz yapı heralde “italya’daki pisa kulesi” o da zaten sivriliği ile değil eğri olması ile dünya çapında ün yapmış.

Ankara’da tüm bu yapılara benzeyen tek yapı fazla uzun olmasa da “Atakule” o kadar. Onun da ucu sivri değil, sadece değişik. (O nedenle de dünyaca ünlü değil) keza “Anıtkabir” de aynı şekilde, zaten bu yapı aslında bir mezar, neticesinde, ancak saygı duyulan tarihi bir yer olabilir, pek te öyle turistlerin gidebileceği bir yer değil. Bence Ankara’nın hem Türkiye’den turist çekebilmesi hem de dünya çapında ünlü olabilmesi için bir ikonik yapıya ACİL ihtiyacı var. İnsan Ankara’ya geldiğinde neyin karşısında resim çektirebilir ki? Hitit heykeli’nin mi ! Kaldı ki, Hitit heykeli artık Büyükşehir Belediyesi’nin amblemi olmaktan da çıktı ve onun yerine cami konuldu ama buna başka bir yazımda değineceğim. O da ayrı bir garabet keza.

Ankara’mızın şanına yaraşır dünya çapında ikonik bir yapıya ihtiyacı var. Ayrıca yapılan diğer uzun binalara da ye belediyenin eğer ucunu sivri yaparsanız bunu kat irtifanıza yansıtmayacağız demesini, ya da müteahitlerin ben böyle bir yapıya yönelirsem Ankara’da tek olurum ve hem daireleri daha yüksek bir fiyata satabilirim, hem de binam Ankara’da tanınır diye düşünür hale gelmesi, bu çizimleri yapan mimarların da bu tip sivri yapılara ağırlık vermeleri gerekmekte. Bunu ancak hepimiz istersek yapabiliriz zaten. Bundan başka Ankara yok, değilmi. Türkiye sadece İstanbul’dan mı ibaret? Soruyorum size.