Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Ankara Çankaya’da en iyi üniversite kampüsü İPEK

İpek Üniversitesi, bir yüzyıl projesi olarak, gerçekten de Ankara’da ve belki Türkiye’deki en iyi mimari ve planları içeren bir üniversite olarak dikkat çekiyor. Tanıtım filmini izlerseniz siz de benim ne demek istediğimi anlayabilirsiniz. Süper ortamlar ve ultra lüx bir üniversite ancak böyle olabilir. Hayran olmamak elde değil. Ankara’mıza da çok yakışacak, İpek Üniversitesi.

Yeni kaliteli dolandırıcılık taktikleri bu sefer İspanya’dan.

Ankara’da bulunan bazı üniversite ve şirketlerin sahiplerine gelen, sizin kalite çalışmalarınızı çok takdir ediyoruz vb. gibi birçok unsur barındıran 3-4 sayfa bazı sayfaları altın varaklı filan (inandırıcılığı artsın diye) “Gold Quality Award” kazandınız şeklinde yazılara sakın kanmayın. Bunlar tamamen insanları dolandırmaya yönelik hileler. Zaten bunu düzenleyen “Business Initiative Directions” adlı İspanya’da kayıtlı bir firma. Amacı ise dolandırıcılık, size şöyle ödül vereceğiz, fotograflarınız, videolarınızı çekeceğiz vb. gibi bir dolu şey yazıyorlar. Yolladıkları kağıt aşağıdakine benziyor ama akıllılar ve her yıl bunu değiştiriyorlar ve her yıl değişik bir ülkede yapıyorlar, ama genellikle dikkat çekici ülkeler ve şehirlerinde New York, Paris, Roma, Sydney vb.  Bu yılki böyle bir şeydi.
Sahte kalite ödülü

Eğer buna benzer bir kağıt aldıysanız direkt çöpe atın. Sizden bir de yolladıkları laf salatasının altında (3. Sayfasının en sonunda) şöyle bir ibare bulacaksınız. Bu 3900 Euro, 3700 Euro vb. civarında bir parayı vereceksiniz diyor.

sahte ödülün ücreti

Şöyle bir düşünün, bu gerçek bile olsa ucuz bir ödül ve bir iki rozet ve 2 gecelik otel masrafı 500 Euro’yu geçmez, geri kalan 3000 küsür euro ne oluyor? Ayrıca, bazı şirketlere böyle bir yazı gelince adamlar şaşmış kalmışlar, keza şirket 2003 yılında kapanmış. Bir de uyduruk websitesi yapmışlar inandırıcılığı artsın diye ki, tam tuzak.

Türk insanını uyarma görevimizi  BlogAnkara.com olarak buradan yapalım. Lütfen kanmayınız.

Çankaya’da en iyi çocuk yuvası – Aykan Yuva

Bu yuva’nın en güzel noktalarından biri adeta bir şatoyu andıran binası. Binanın ön ve arka bahçeleri var ve burada da oyun parkları, salıncak ve kaydıraklar vb. unsurlar bulunuyor. Burada çalışanlar, en başta sahibi Nermin hanım olmak üzere çok nazik, güleryüzlü ve saygılı insanlar keza çalışanlar da öyle. Müthiş bir enerji ve mutluluk ile işlerini yapıyorlar, bunu hemen hissedebiliyorsunuz. İngilizce öğretimi oldukça kuvvetli, şu andaki ingilizce hocası “Muti” iyi bir iş çıkartıyor. Yuva’nın kendi servisi ve yemekhanesi var ve yuvaya ulaşım da oldukça kolay hatta Atakule’den yürünebilir bile.
Sizelerle bu yuvanın dış görünüşünün bir resmini paylaşıyorum, görüntü adeta bir masal gibi bence, çok güzel. Fiyatları da öyle fahişt değil ve ikinci yıl devamlarda da bir indirim uyguluyorlar.

Aykan Yuva Çankaya Ankara

Bundan başka Ankara yok


Yurtdışında uzun seneler yaşamış biri olarak şehir bazında Ankara’ya baktığımda yapı estetiğinde birkaç problem görüyorum. Belki bu saptamalarım Türkiye genelinde de doğru olabilir, ancak diğer şehirleri Ankara kadar iyi bilmediğim için toplu değerlendirmem yanlış
olur. O nedenle Ankara’dan devam edeyim. Ankara malum politik bir şehir ve tüm bakanlıklar vb. devlet dairlerinin (merkez bankası hariç) hepsi burada. O nedenle binalarında bir iç karartıcı durum söz konusu, orası su götürmez bir gerçek. Devlet binalarının hemen hepsi sözleşmişler gibi gayet koyu ve kasvetli renkler kullanarak ve hiçbir figür, desen vb. unsurlar kullanmadan yapılmış gayet sade ve gayet sıkıcı yapılar. Burada çalışanlar da hergün bu binaları göre göre benzer bir ruh haline bürünmek durumunda kalıyorlar, bunu da yine günlük yaşantımızda gözlemliyoruz.
Devlet binaları haricinde diğer binalara baktığımızda ise durum pek te farklı değil. Şehirin insanların yaşadığı site ve binaları da karşıdan bakıldığında bir estetik içermiyor ve alelade duruyor. Ankara’nın bence en ilginç duran yeri ve semti Ulus. Keza buradaki tarihi binalar dokuyu biraz olsun ilginçleştiriyor. Burada insan gerçekten Türk yapılarını görebiliyor ve kendini daha bir mutlu hissediyor. (tabii Ulus’un bazı yörelerinde..)

Ankara’nın diğer bir problemi ise, uzun binalarının hepsinin üstü KÜT., yani düpdüz. Benim tahinim belediye bu yapılara izin verirken örneğin 15 kat izni veriyorsa ve müteahitler de tüm bu katları tam olarak kullanalım daha fazla kar ederiz ,ayrıca ucu sivriltirsek daha az satılacak alanımız olur, estetik önemli değil diye düşünüyorlar heralde!. Bu nedenle maxiumum izin verilen kat da düz olarak hesaplanınca binalar da  mecburen düz olarak bitmek durumunda kalıyor. Bu nedendir ki, Ankara’da ikon diye kabul edebileceğimiz hiç bir bina yok. Dünyadaki örneklere baktığımızda “Empire State building” mesela sivri bir yapı, “big ben” yine sivri bir yapı, “kanada toronto radio tower” sivri bir yapı, “dubai burj el arab” sivri bir yapı, düşünebildiğim ikon olabilmiş ve dünya çapında kabul edilmiş tek düz yapı heralde “italya’daki pisa kulesi” o da zaten sivriliği ile değil eğri olması ile dünya çapında ün yapmış.

Ankara’da tüm bu yapılara benzeyen tek yapı fazla uzun olmasa da “Atakule” o kadar. Onun da ucu sivri değil, sadece değişik. (O nedenle de dünyaca ünlü değil) keza “Anıtkabir” de aynı şekilde, zaten bu yapı aslında bir mezar, neticesinde, ancak saygı duyulan tarihi bir yer olabilir, pek te öyle turistlerin gidebileceği bir yer değil. Bence Ankara’nın hem Türkiye’den turist çekebilmesi hem de dünya çapında ünlü olabilmesi için bir ikonik yapıya ACİL ihtiyacı var. İnsan Ankara’ya geldiğinde neyin karşısında resim çektirebilir ki? Hitit heykeli’nin mi ! Kaldı ki, Hitit heykeli artık Büyükşehir Belediyesi’nin amblemi olmaktan da çıktı ve onun yerine cami konuldu ama buna başka bir yazımda değineceğim. O da ayrı bir garabet keza.

Ankara’mızın şanına yaraşır dünya çapında ikonik bir yapıya ihtiyacı var. Ayrıca yapılan diğer uzun binalara da ye belediyenin eğer ucunu sivri yaparsanız bunu kat irtifanıza yansıtmayacağız demesini, ya da müteahitlerin ben böyle bir yapıya yönelirsem Ankara’da tek olurum ve hem daireleri daha yüksek bir fiyata satabilirim, hem de binam Ankara’da tanınır diye düşünür hale gelmesi, bu çizimleri yapan mimarların da bu tip sivri yapılara ağırlık vermeleri gerekmekte. Bunu ancak hepimiz istersek yapabiliriz zaten. Bundan başka Ankara yok, değilmi. Türkiye sadece İstanbul’dan mı ibaret? Soruyorum size.