Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Özgün kültürlü AVM’ler, görgülü nesiller

Cepa ve Kentpark AVM logolarıAnkaralılar bilirler, Eskişehir yolunda Cepa Alışveriş Merkezi ve Kentpark Alışveriş Merkezi vardır  ve bunlar yanyanadırlar. Bitişik ikiz konumda ama ayrı yönetimli AVM durumu Türkiye’de ve hatta belki de dünyada tek bile olabilir. En azından ben buna benzer bir örnek bilmiyorum. Başka yerlerde ihtiyaç varken aynı noktaya iki tane birden açılması durumu biraz tuhaftı ilk başlarından beri zaten.
Ankaralılar bilirler Cepa alışveriş merkezi 2007 yılında yapılmıştı ve açıldı sonrasında ise nasıl olduysa gerekli izinler çabucak alınarak 3 yıl sonrasında Kentpark AVM tam da bitişiğinde bitiverdi. Biz bile “yine mi AVM” diye şaşırmıştık keza Kentpark’ın bulunduğu alanın konut veya iş merkezi filan olacağı konuşuluyordu, o zamanlar.

Taa o günden beri aralarında bir rekabet oluşmuştu haliyle, bu kadar yakında da olunca bu zaten kaçınılmaz oluyor. Bu rekabetin son örneğini düzenledikleri etkinliklerde gördük. Önce geçen yıl Ramazan ayında Kentpark bir mehteran takımı etkinliği ve gösterisi düzenledi
Sonrasında da ise CEPA, 18 Mart Çanakkale Şehitleri Haftası’nda hemen cevabı yapıştırdı ve Atatürk ve silah arkadaşlarını anma etkinliği ve gösterisi ile cevap verdi.
Yani Osmanlıcı bir yapı ile Atatürkçü bir yapı atışması şeklinde gerçekleşti bunlar sanki ya da biz öyle algıladık! Arkasında politik bir güdü varmıydı bilemiyoruz ancak ikisi de kanımca çok eğlenceli olmuştu ve kurguları da süperdi. Böyle tatlı atışmalar ve rekabetler her zaman müşterilere fayda sağlar ve aşırıya kaçılmadıkça bunun devamlılığı da sağlanmış olur. Bu etkinliklerde bence öyle olmuş. İnsanlarımız eğlenmiş ve tarihimizle ilgili çocuklarımızın dimağlarında güzel anılar yaratmışlar beraberce.

AVM toplumu olduk malûm. Bu gibi etkinlikler kültürel unsurlarımızın altının çizilmesi, alışverişe endeksli bir AVM değil, toplumu eğiten, eğlendiren ve mutlu eden AVM’ler oluşması açısından da önemli bir adım bence. Bu merkezlerin Türkiye’ye ve hatta bulundukları şehirin gelenek/göreneklerine göre özgünleşmesi yönünde de olumlu katkı sağlar. Biribirine benzeyen AVM’ler değil de kendine özgü unsurlar barındıran, değişik renklerde, dokularda, kültürel özelliklerde ve etkinliklerde bulunan AVM’ler en büyük dileğimiz.

Neden Başkent’te 10’dan sonra hayat yok ?

Saat 12Panora Alışveriş Merkezi’nde bir restoranda iftar sonrası oturuyorduk. Cumartesi akşamıydı ve hoş bir sohbete dalmıştık. Tam da sohbetimizin başlarında sayılabilecek bir anda garson beliriverdi ve bize “abi kasa kapanıyor, ödemeyi almalıyız” benzerinden birşeyler söyledi. Konuşmamızın tam da ortasına limon sıkılmasının verdiği rahatsızlıkla etrafa bakınırken mağazaların kepenklerinin de yavaş yavaş kapandığını görünce mecburen hesabı ödeyip, ortamı terk etmek zorunda kaldık. Bu çok rahatsız ediciydi ve arkadaşımla da bu konuda ancak arabamda konuşabildik ve gerçekten çıkan sonuç saçmaydı!

Cumartesi akşamı yani ertesinde birçok kişinin çalışmadığı bir günün gecesi neden kapanma saati mesela 12:00 değildi de 10:00’du? Acaba bunu mağazalar mı istemiyordu yoksa müşteriler mi? Ya da bu bir çeşit kanundu da biz mi bilmiyorduk? Mağazaların bunu tam tersine isteyeceğini düşünüyorum keza onlar için bu daha fazla kazanç demek. Müşteriler içinse kendimden örnekleyecek olursak, benim oyum kesinlikle 12:00 olurdu. Ertesi gün erken kalmak durumunda değildim ve zaten 8:30’da açtığım iftar sonrasında 9:30’da yemeğim ancak bitmişti ki çay+muhabbet filan derken AVM kapanıvermişti.

Yurtdışındaki örneklere bakacak olursak daha erken kapanan da var, daha geç te. Ancak sahur geleneğinin olduğu İslam ülkelerine bakarsak bu saatlerin Ramazan’da özellikle çok daha esnediğini sair aylarda ise yine bizim ülkemize göre daha uzun olduğunu görebiliriz. Bence bu konuda sözde çağdaş ülkeler baz alınmış ancak bizim kültürümüz gözardı edilmiş. Bizim insanlarımız Batı ülkeleri gibi izole bir kültürden gelmiyorlar. Bizdeki arkadaşlıklar, dostluklar, akrabalık, aile kavramı vb. unsurlar onlara oranla çok daha kuvvetli ve bu bağların sağlıklı bir şekilde aktarılması için de bu toplulukların muhabbetinin zaman sınırlamasının ortak mekânlardan da kaldırılması önemli bence. Yoksa zaten ben arkadaşımın evinde ya da o benim evde muhabbet edilebilirdi ancak insan bari Cumartesi günü bir değişiklik olsun diye düşünüyor ama ne fayda, kendinizi kapıdışında buluveriyorsunuz!

Bu saat olayını bence çözmeliyiz. Sadece Alışveriş Merkezleri için değil diğer mağazalar da bence gerekli izinleri alıp isterlerse sabaha kadar açık kalabilmeli. Hiç olmazsa bu Cuma ve Cumartesi akşamları için ivedilikle yapılmalı diye düşünüyorum, hatta Ramazan ayına özel saatler bile düzenlenebilir. Alışveriş Merkezleri’nde bu daha kolay zira bunlar genellikle izole yerler ve konutlara rahatsızlık verme ihtimâlleri daha düşük. Ama eminim bu tip gürültü kirliliği yapmayan işletmeler için yeni bir düzenleme yapılabilir ve fazla çalışmayı göze alarak açık kalmak isteyen işyeri sahiplerine sosyal/kültürel ortama ters düşmeyecek şekilde diledikleri kadar zaman verilerek bir nevi ticari özerklik sağlanabilir. Mekân izole bir ortamda veya işyerlerinin yoğun olduğu bir caddede ise mesela, varsın 24 saat açık olsunlar zaten. Ne olur ki?

Yurtdışında Doğu/Batı birçok ülkede/şehirde yıllarca yaşamış biri olarak hemen söyleyeyim buralarda 24 saat açık birçok yer vardır. Gece yarısı saat 3:00’te market alışverişi bile yaptığım vakidir. Ülkemizde nüfusun yoğun olduğu yerlerde ve tabii Başkent’imiz Ankara’da ticaratte zaman kısıtının gevşetilmesi ve hatta yeniden düzenlenmesi süper olmaz mı sizce de? Bence Ankaralı’ya verilecek en güzel hediyelerden biri bu olabilir. Daha fazla özgürlük ve her daim canlı bir Ankara !  Bence bu “alışveriş festivali” vb. hareketlerle ticareti suni ve geçici canlandırma çabalarından çok daha mantıklı olur ve Ankara’yı da daha az moloz bir Başkent yapar, orası kesin!

Ankara’nın en iyi eğlence mekânı, Meşrep Plaza – Balgat

meşrep logoGeçenlerde bir şirket yemeği için bu mekânda bulundum. Burası eski “Piyano” isminde bir mekândı. Şu an işletmesini Meşrep isimli Ankara’da daha önceden diğer mekânları ile tanıdığımız bir şirket devralmış. Meşrep Plaza ismi ile anılan mekân Ankara’nın tam ortasında; Balgat’ta. Park yeri problemi yok ve park ücretsiz üstelik vestiyer servisi de yine tamamen ücretsiz bunu öncelikle belirteyim keza bu diğerlerinde bulamayacağınız güzel bir özellik.

Mekâna ben akşam 7:30 gibi gittim ve henüz hiç bir şey başlamamıştı, mecburen geyik gibi beklemek zorunda kaldım :/. Operasyon 8:30-9:00 gibi başlıyor ve insanlar da bu saatlerde geliyorlar aslında, keza burası sabah 2:30’a kadar açık. Diğer mekânlar en geç 1:00’de kapanırken burası bağımsız bir alan olduğundan sabah 2:30’a kadar bilfiil çalışıyor. Bunu bizzat deneyimledim, 2:20’de mekândan çıktığımda, müzisyen halâ şarkıya devam ediyordu. Ortam sade döşenmiş, siyah beyaz ağırlıklı ancak led ışıklandırma ile gece çok daha güzel bir görünüm alıyor. Bu ışıklar gece boyunca da değişerek güzel ambianslar yaratıyor. Müzik olarak ta önce Alaturka başlıyor, bu arada yemeğinizi yiyiyorsunuz ve sonrasında ise Pop’tan Ankara havasına kadar her türlü müzik çalıyor. Aralarda da yabancı müzik tercih edilmiş. Garsonlar nazik ve gayet ilgililer. Mekânın işletmecisi de düzgün ve pozitif bir insan, genellikle eğlence mekânlarında görmeye aşina olduğumuz mafya görüntülü, suratsızlardan değil.

Biz C.tesi gecesi oradaydık yerli içki ve yemekler vb. dahil kişi başı 75-90 TL civarında gününe göre değişen bir ücret ödüyorsunuz ki bunu tam olarak hakediyor burası, pahalı değil kesinlikle. Ortam basık ve iç daraltıcılıktan uzak ferah bir tavan ve masa geçişleri bile düşünülmüş, masalarda “m” amblemli runner olarak bilinen örtülerden serili gayet şık. Yemeklerini de beğendim hem et hem tavuk olan bir sıcak tabağı öncesinde içli köfte-sigara böreği ara sıcak ve bolca da meze geldi. Tabii sonrasında da güzel bir meyve tabağı. İçkileri de tamamen orjinal direkt şişeden boşaltıyorlar diğer bazı mekânlar gibi bardaklar dolu bir şekilde gelmiyor.

Ankara’da şu ana kadar gittiğim en güzel eğlence mekânıydı diyebilirim. Çok eğlendik, hiç bir olumsuzluk yaşamadık. Başkentimiz güzel ve nezih bir eğlence mekânı kazanmış diyebilirim, umarım böyle devam eder ve bu kaliteyi hiç bozmazlar.

Adres: Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu Terası Türkocağı cad. Balgat / Ankara
Telefon :0 (312) 438 55 53 – 54

Size burada çektiğim bir resmi de paylaşayım, fikir versin.

ankara eğlence mekanları, meşrep

 

 

Parayı bulunca çalışmaya ne gerek var dostum.

Müzik te aslında her performans dalı gibi biraz nankör bir branş. Biraz bırakınca hemen unutuluveriyorsun. Geçenlerde Duman grubunun ilk albümünü dinliyordum. Düşünün ilk albüm ve hala güzeldi. Kendi kendime düşündüm acaba yeni birşey çıkardılar mı son 10 yıldır diye ama aklıma dişe dokunur bir şarkı bile gelmedi. Duman bir Ankara grubuydu, ünlü olma aşamalarında Serkan isminde bir menajerleri vardı, çok severdim, iyi çocuktu. Sonra Mor ve Ötesi  geldi aklıma, bunlar da yine Ankara’dan çıkmışlardı  ve onlar da yine bir iki hit şarkı yaptılar ve sonra  yok oldular yine. Onları da en son 5-10 sene evvel filan dinlemiştim.

Bir de Barış Manço ve grubu Kurtalan Express vardı mesela, adamlar ölene kadar müzik yaptı, hatta bununla kalmayarak tüm Dünya’yı dolaştılar ve Türkiye’yi Dünya’ya tanıttılar. Acaba problem şimdiki gruplarda mı, yoksa Barış Manço zamında telif hakları vb. olaylar fazla işlemiyordu, bu nedenle müzikten şimdi olduğu kadar fazla para kazanılmıyor ve o yüzden devamlı çalışılıyor muydu acaba? Sonra da MFÖ’yü düşündüm onların şarkıları ile büyüdük neredeyse, onlar da her daim çalıştılar, taa yaşlanana kadar. Hatta son Özkan Uğur reklamlardan sinema filimlerine kadar oynadı. En son lösemi olduğunu duydum… Mazhar Alanson da zira öyle o da yaşlanmasına rağmen geçenlerde yine Ankara’daydı.Anlayacağınız ölene kadar sanat!

Şunu söylemeliyim ki yeni gruplar zaten pek nadir geliyor ve son 10 yılda çıkanlar da son günlerin popüler deyimiyle “tırt” çıktılar. Kendini devamlı yenileyen ve sürekli birşeyler üreten sanatçıların ellerinden öpüyoruz. Onlar aslında heykeli dikilesi insanlar çünkü para parametresi olsun olmasın devamlı üretiyor ve devamlı kendilerini yeniliyorlar. Bunu yapabilen, ülkesine bir ATM olarak bakmayan insanları seviyorum anlayacağınız. Bunlar gerçek sanatçılar ve biz onlarla diğerlerini ayırmalıyız, keza parayı bulunca üretimi durduran mentaliteye kesinlikle karşıyım abi ! Bence bir sanatçıda hedef “sanat” ve “toplumsal mutluluk” olmalı, “para” ve “kişisel saadet” değil !

24 saat yaşayan şehir: ANKARA

Bu vaat bildiğiniz üzere Belediye Başkan Adayı olan Sn. Mansur Yavaş’a ait (yukarıda video’da bu vaadi izleyebilirsiniz) ve tüm Ankaralı insanlarımızın da aslında bir nevi hayalî. Yurtdışında ünlü şehirlerin büyük bir kısmı 24 saat yaşayan şehirlerdir. Fazla uzağa gitmeye gerek yok, en yakın örnek İstanbul. Ankara’dan İstanbul’a, hatta tüm şehirlerimizden İstanbul’a olan göçte aslında İstanbul’un bu özelliğinin önemli katkısı vardır. Neden mi? 24 saat yaşayan şehirlerde iş olanakları daha fazladır. Esnaf mutludur. Turist mutludur. Bu şehirlerin reklamı daha çok yapılır. 24 saat yaşayan şehirlerde yapılabilecek şeyler çok, gidilebilecek yerler fazla ve tabii yaşanabilecek güzel anıların ihtimâli fazladır. Bu da mutlu insanlar ve mutlu bir şehir demektir. Bu mutluluğun yansıması ve pozitif ortamın etkisiyle de o şehrin işgücü de gelişir, ekonomisi de.

Kim daha kolay iş bulabileceği ve daha mutlu olabileceği yere gitmek istemez ki! İstanbul’a olan talebin en büyük nedeni de bu değil mi zaten? O zaman da tabii bu şehire her şeyin 3 tanesi bile az gelir. 3. Köprü, 3. Hava alanı ve hatta kanal ile İstanbul’u 3’e bölmek vb. korkunç boyutta işleri yapmak gerekir. Peki bunun yerine diğer şehirleri daha cazip hale getirmek daha mantıklı olmaz mıydı? Mesela Eskişehir’in yaptığını , diğer şehirlerimiz neden yapamasın ki? Sonra da “Ankara’ya yurtiçi ve yurtdışından talep yok” diyoruz. Bu talebi artırmanın en kolay yollarından biri şehrin dokusunu güzelleştirmek, kültürünü artırmak ve tabii bunları 24 saat yaşatmak değil midir? Neden diğer ülke ve şehirlerin yıllar önce düşündüğünü biz Başkentimiz için düşünemedik ki?

24 saat yaşayan caddeleri bir düşünüyorum da, canım Ankaram için bence müthiş bir geliştirme olur. Bestekâr sokak, Tunus Caddesi, Kennedy ve hatta Tunalı Hilmi Caddesi’nin 24 saat canlı ve heyecanlı olduğunu bir düşünün. Daha mutlu gençler, turistler, daha mutlu esnaf ve kolay iş bulabilen insanlarımız ile Ankara bir cazibe merkezi oluverecektir.

Yurtdışında bir çok ülkede 24 saat açık marketler vardır, hatırlıyorum Amerika’da kaldığım günlerde Walmart isminde bir mağaza zinciri vardı, ayrıca yine 24 saat açık “Star Market” adında kocaman bir Grossmarket vardı ve çoğu günler buradan gece yarısı saat 3’te bile alışveriş yapmanın zevkini yaşardım. Hatta bazen o saatlerde kalabalık olurdu ve kasiyerlerde sıra bile beklerdim . Bazen arkadaşlarla “Dunkin Donuts” adında Amerika çapında zincir bir cafe’ye gider sabaha kadar muhabbet ederdik. Hey gidi mutlu günler 🙂

Bence bu tip lokasyonların 24 saat aktif olması Ankara’nın ekonomisinin canlanması bir yana insanlarımızı da “Ankara çok mal bi şehir abi, 12’den sonra bir şey yapılmaz, bir tek barlarda içki içilir o da en fazla 1-2’ye kadar” mentalitesinden kurtarabilir. Tabii toplu taşımın 24 saat çalışması da yine süper olur. Belediye Başkan adaylarımızdan bununla ilgili de vaatler var. Bu da yine insanların özgürlüklerini artıracak, onların bu tip mekânlara ucuz ve hızlı gidip sonra yine aynı hızda ve ucuzlukta evlerine dönmelerini sağlayacaktır.

Yani gece yarısı kahve de içebilirim, hamburger de yiyebilirim ve hatta evimin alışverişini bile yapabilirim. Bunu bilmek bile hiçbirini yapmasak insanı mutlu eder. Zaten, kanunlar çerçevesinde, diğer insanlara zarar vermeden yaratılabilen “daha fazla özgürlük” hangi insanı mutlu etmez ki? Yine unutmadığım bir anım Amerika’da bardan çıkardık ve acayip karnımız aç bir vaziyette en yakın McDonalds’a adeta saldırır, her birimiz 3-4 hamburger yerdik. Bu da yine güzel anılarımın arasındadır. Ankara’yı düşünelim … bir tek 24 saat yaşayan yer var o da Çiftlik kavşağındaki yol üstü kokoreççileri, hepsi bu. Her semtte bir veya birden fazla hamburgerci, cafe veya market 24 saat açık, neden olmasın ki? Sadece yurtdışında büyük çaplı marketlere saat 24’ten sonra bir güvenlik bulundurma zorunluluğu getiriliyordu, o kadar. Bu tip işyerleri de bunu seve seve kabul ediyorlardı keza yaptıkları kâr ikiye katlanmasa bile en azından 1.5 katına çıkıyordu. Walmart’ın mesela Dünya çapında olmasının en büyük nedenlerinden biri aslında 24 saat açık olma özelliğiydi bence.

Her daim ışıl ışıl yaşayan, özgür bir Ankara… Gerçekten de bizim özlediğimiz bir portre bu. Esnafımız, seyyar satıcılarımız ve hatta taksicilerimiz bile bundan faydalanacak, en önemlisi mutlu, deşarj olmuş insanlar ile Ankara aslında o zaman bir başka güzel olacaktır. (Dandik binalara led ışık takarak değil !)

Yeni yılınız kutlu ve mutlu olsun

Tüm okurlarımızın yeni yılını canı gönülden kutlar. Ülkemiz ve insanlarımız için çok güzel bir Türkiye portresi’nin çizilmeye başlayacağı harika güzellikte yeni bir yıl dileriz. Yeniyıl duygularımızı biraz olsun depreştirecek güzel bir video ile 2013’e veda ediyoruz. 2014’te de blog Ankara kaldığı yerden Ankara’nın nabzını tutmaya devam edecektir, hiç şüpheniz olmasın.

BlogAnkara’nın seçimi En iyi Türk grubu, DUMAN sahnede

duman-konser-25ekim-ankara-jollyjoker

Ankara’da doğan bir grup olan Duman’ı teee ünlü olmadan bilirim ve tanırım. Ankara’da Planet Müzik’te konser öncesi çalışmalarını, provalarını vb. yaparlardı ve o zamanki menejerleri olan Serkan’ı da tanırım, ODTÜ’lüdür ve süper bir insandır. Aslında hepsi teker teker çok iyi kişilikler ve efendi çocuklardır. Müzikleri de her zaman güzeldir, bağımlılık yapar ve yıllardır zevkle ve zaman zaman kendim de katılarak eski şarkılarını bile zevkle dinlerim. Türkiye’nin bana göre en iyi grubu uzun yıllardır Duman zaten artık pek bir grup ta çıkmıyor, ya da kısa sürede dağılıyorlar. Hepsi gurubu bunun en yakın örneği malûm.

Cuma günü yani 25 Ekim 2013’te burada, doğdukları şehir Ankara’da olacaklar. Jolly Joker sahnesinde, eğer bilet bulabilirsem kesin gitmeyi istiyorum. Gidecek olanlara şimdiden iyi eğlenceler. Güzel bir Cuma günü etkinliği olacaktır, orası kesin.

“Usta’nın Hikayesi” tam gaz devam

Sn. Melih Gökçek ve oğullarının yazıp yönettiği ve kendi sahibi olduğu televizyon kanalı AK(Beyaz)TV’de 3 Eylül’de yayımlanan, tahminen Belediye Başkanı adaylarının kesinleşmeye başladığı şu günlerde “Başbakan’ın aklında yer edelim” mentalitesi ile hazırlanmış ve Ankara’da tüm Büyükşehir Reklam Panoları’ndan cayır cayır duyurulan “Usta’nın hikayesi” isimli belgesel’in afişleri bugün ayın 10’u olmasına rağmen hâlâ yerlerinde duruyor. Anlaşılan efekti hemen geçmesin diye bu kıyağın altı özellikle çiziliyor. Bu kadar reklamı yapılınca, belgeseli 3 Eylül’de canlı olarak ben de seyrettim, gerçekten güzeldi. Sadece bunu sunan iki sunucuda da iş yoktu. Daha yaşlı ve en azından arkasına yaslanabilen oturaklı tek bir sunucu, daha iyi bir efekt verirdi bence. İşte bu programın afişlerden biri. Bugün çektim.

ustanin-hikayesi-beyaz-tv-afisi-reklam

Benzer afişler genellikle program tarihi’nin ertesinde hemen kaldırılır, ama bu heralde iyi yapıştırılmış… çıkmıyor bir türlü 🙂

Panora Yüzme Havuzu açıldı !

Havaların sıcaklaması ile birlikte, yeni dilenme sektörü olan mendilcilerin çocukları için fıskiyelerle donatılan özel yüzme havuzu açıldı. Çocukların mutluluğu ise görmeye değerdi 🙂 Hayırlı olsun.

panora-yuzme-havuzu

panora-yuzme

 

Ankara’nın en iyi eğlence ve yemek mekanları

foursquarelogo

best






Four Square sosyal imleme ve paylaşım platformu tarafından en çok “check in” yapılan. Ankara’lıların en çok tercih ettiği mekanların listesi Blog Ankara’da.

Siz ce bu mekanlar, doğru tespit mi? Lütfen düşüncelerinizi veya sizin keşfettiklerinizi bizimle paylaşın.






BARLAR
Zeki Bar
Sakal
Bomonti Brasserie
Havelka
Italic
FlatX2
GAGA Manjero
Nada
Cafe Bien
Siyah Beyaz

PUBLAR
Bigos
Sekans
Tapas
Big Yellow Taksi Benzin
SPR Pub
Seven Sport’s Pub
Drunk Pub
November
Pool Pub
Garaj 55

GECE KULÜPLERİ
Escape
Suite 34
Çengel
Room Club
Archie’s
Murphy’s
Manastır
Section
No Name
Salata

CAFELER
Tint Cafe-Bistro
The House Cafe
Seyir Cafe
NumNum
Shisha Cafe-Bistro
Aylak Madam
Café des Cafés
Park Ehlikeyf
Melon Cafe
Turta Home Cafe

RESTORANLAR
Branca
S’LO
Meşhur Tavacı Recep Usta
Big Chefs
Cookshop
Baklavacı Hacıbaba
NumNum
Midpoint
Fige Restoran
Pancar

BALIKÇILAR
Trilye
Kolyoz
Balıkçıköy
Kumsal
Ayvalık Meze Balık
Tunalı Balıkçısı
Ümitköy Balıkçısı
Fevzi Hoca
Kalbur
Buğu Balıkevi