Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Güzel Ankara için özel Esenboğa

esenboga-ankara-logoArada kaçabildiğim bir anda küçük bir tatil sonrasında canım Ankara’mın ismi bile güzel havaalanı Esenboğa’ya indik. Valizlerimizi almak üzere bagaj alanına doğru yöneldik. Buradaki yoğunluğu görüp dikkatlice bakınca bagaj alanını camla böldüklerini gördüm. Bir de darca bi kapı koymuşlardı ki komikti gerçekten ve tabii kapının başında da bir masa ve bir görevli. Tahminim buradaki bekleyen kalabalığı bir nevi belirli bölgeye istiflemek amacıyla yapılmıştı bu cam bölmeler ama bu da alanı daraltmıştı ve bence gereksiz bir seperasyondu. Neticesinde oraya gelen insanlar sadece bagajlarını alacaklar eğer bir kontrol yapılacaksa bile bu çıkarken yapılabilir, bagaj alanına girerken değil. İnsan herhangi bir havaalanına inerken yere ayak basmanın sevinciyle herhalde etrafı izliyor ve bu bir yabancı için kötü bir ilk izlenim olabilir. Bir de üstelik yürüyen merdivenler üst tarafta ve aşağıya doğru inerken bu komik seperasyonun tamamını kuşbakışı görebiliyorsunuz. Ben burada güzel ve renkli çiçekler, güzel bir “Başkent Ankara’ya hoşgeldiniz, Welcome to Turkish Capital Ankara” vb. bir tabela ve insanı mutlu hissettirebilecek unsurları tercih ederdim. Eminim herkes içinde bu böyledir.

Bavulu aldıktan sonra çıktık ve otobüslere doğru yöneldik. Manzara aşağıdaki resimdeki gibiydi.

belko eseboğa yolcu

Hemen sordum nedir bu durum diye, anlattılar. Özeti şu, havaalanı yönetimi peronlara aynı anda 2 otobüsten fazlasına izin veriyormuş bu nedenlede kuyruk bu şekilde uzuyormuş. Peki oraya bir görevli konulsa ve telsizle inenlerin yoğunluğuna ve oradaki trafiğin durumuna göre bu kişi otobüs trafiğini yönetse çok daha mantıklı olmaz mı ki ? Yarım saat bekledikten sonra BelKo otobüsüne bindik. Havaş neden yok diye sordum otobüs şöförüne keza yoğunluktan ancak muavin koltuğunda yer bulabildim. Şöför daha önce Havaş şöförüymüş zaten. O da dertliydi, anlattı. Havaş ve Belediye kavga halinde biribirlerini mahkemeye verip duruyorlarmış. Havaş bir iki kez kazanmış ve sonunda 10 Ağustos itibariyle 1 yıldır yolcu taşıyamayan Havaş artık yolcu taşıyabilecekmiş ancak güzergâh tamamen değişmiş. Belediye Ulus’ta bulunan Havaş’ın yerini kaldırmış artık Ulus’a gidemeyecekmiş. Demetleveler vb. gibi bir güzergâhtan AŞTİ’ye gidebileceklermiş sadece.

Havaş’a bir alternatifin olması güzel olmuştu ilk başlarda ve bence rekabet her zaman iyidir ancak BelKo’nun bu işte çok başarılı olduğu söylenemez. Ben Havaş’ta biraz daha özel hissediyordum ve daha az yerde durduğundan da belediye otobüsü gibi zırt pırt yolcu indirme gibi bir durum oluşmuyordu. Tabii durması iyi ama Havaalanı’ndan Aşti gidiyorsanız yolculuğunuz oldukça uzuyor keza her inenin bir de bagajlarını indirmek için şöför de inmek durumunda kalıyor.

Havaş’ın yeniden başlayacak olmasına sevindim açıkçası keza bayağı bi sıra bekledik. Ankara’nın hem ülke çapında hem de dünya çapında bir havaalanına sahip olması ile övürüken bu tip bir sıra olayı pek iyi bir izlenim oluşturmuyor haliyle. Bunun ivedilikle çözüleceğini düşünüyorum. Belki de Havaş’ın başlaması ile çözülmüştür bile. Havaş’a da kendini yenilemesini daha nazik daha hızlı ve daha konforlu olmasını tavsiye ediyorum. Bunu gören BelKO’da savaşmak yerine tatlı bir rekabet ile bunu götürecektir diye umuyorum. Sonuçta amaç Ankara’mızın Başkent’imizin itibarı. Bu bence her türlü şeyden önemli.

Başkent diyince gelen her kim olursa olsun havaalanını ve şehrimizi görünce şöyle bir durması ve buradan güzel/mutlu anılarla dönmesini sağlamak lazım. Hem insan faktörü ile hem de çevre ve teknoloji faktörleri ile bunu yapmak lazım. Sonuçta bundan başka Başkentimiz ve bundan başka Ankara yok !!

Neden Ankara’dan yurtdışına giderken İstanbul üzeri uçmalıyız?

Bu aslında Ankara’lıyı ve dolayisiyle beni de en çok üzen konulardan biri. Ankara, Başkent olmasına rağmen her zaman boynu büyük durumda, bu ve benzeri sebeplerden. Daha yeni sayılabilecek (2008 yılında,  4-5 sene evvel), Türk Hava Yolları bir yavru doğurarak Anadolujet adında ikinci sınıf uçaklarını kullanacağı bir marka oluşturdu da yurtdışına birkaç noktaya direkt gidilmeye başlandı. 2013 itibariyle bu batı ülkelerin sayısı sadece 6. Yani yurtdışında bizden ileri olan 6 ülkeye Ankara’dan gidebiliyorsunuz. Tabii o da sıkça değil ve  tabii yoğunluktan bilet bulabilirseniz. Bu ülkeler Hollanda, Almanya, Belçika, Danimarka, İsveç ve Avusturya. Bunların dışındaki ülkemizden en çok talep gören ülkeler Amerika, Kanada, İngiltere, Avustralya, Cape Town ve hatta Malta’ya bile sadece İstanbul üzerinden gidebiliyorsunuz.

anadolujet-reklamlari

Yurtdışında, gelişmiş ülkelerde bir çok hava alanı, bir dolu güzel lokasyona servis verebiliyor ancak ne yazıktır ki, Başkent Ankara hala yurtdışına gidişlerde çok kısıtlı ve  bilet bulmak ta oldukça meşakkatli. Bilet bulabilirseniz de talep fazla olduğundan ve direkt gideceğiniz için fiyatı da kallavi, daha yakın da olsa bile fiyatı daha ucuz kesinlikle değil. Buradaki slogan “madem İstanbul’a gitmek istemiyorsun, o zaman pamuk eller cebe”. Sanki size özel uçak kaldırıyorlar!  Tuhaf yani.  Bu olaydan sadece Ankara’lı müzdarip değil, örneğin Diyarbakır’da oturuyorsanız, yurtdışına bağlantı için, buradan da yine öncelikle İstanbul’a gitmelisiniz, daha yakın olan Ankara dururken. Bu durum nedendir? Neden Anadolujet uçulabilecek çağdaş ülkelerin sayısını arttıramıyor, bunu ben de bilmiyorum.Bilen varsa ve yorum yapabilirse sevinirim. Zaten diğer uçak şirketleri (Atlas, Pegasus, Bora, Sunexpress ve Onur) Ankara’ya hiç uğramıyor bile. Bunu da anlamak güç gerçekten. Türkiye’nin ortasında bir nokta (bir de üstelik Başkent), ama kimse uğramıyor, garip değil mi?

İstanbul’a 3. Havaalanı yapıladursun, İstanbul’un yarı nüfusuna ve bir o kadar da potansiyele sahip Ankara’da 2. Havaalanı’nı bırakın bir tanesi bile doğru dürüst işlemiyor.Ankara’lı ise hala İstanbul’a mecbur olmaya devam ediyor. İstanbul’a uçak bağlantısı yaparsanız en az 2-3 saat gidişte, ve bir o kadar da dönüşte kaybediyorsunuz. Hele bir de otobüs bağlantısı yapacaksanız vay halinize, çünkü trafiğe saplanmanız neredeyse garanti. O zaman yollarda ve çoğunlukla da İstanbul’da trafikte pelte vaziyetinde hava alanına varmış olursunuz. Peki soruyorum, insanımıza bu eziyet neden?

Bu gibi olaylar Ankara’nın kendi özgüvenini sağlayamamasının en büyük nedenlerinden biri bence. Yurtdışından gelen insanlar bile Ankara’ya direkt uçakla gelemediklerinden burası daha az önemli heralde gibi düşünüyor ve İstanbul’u görüp geri dönüyorlar haliyle. Ondan sonra vay efendim İstanbul çok kalabalık, yok hava alanları insan trafiğini kaldırmıyor. Ya eğer ülkenin uçak firmaları Ankara gibi diğer büyük şehirlere değer vermiyorsa ve Anadolu insanına her fırsatta ikinci sınıf muamele yapılıyorsa, birinci sınıf insanların yaşadığı İstanbul’u bir kanal ile bölerek bundan iki şehir oluşturmak daha mantıklı. Bence de!