Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Panora Yüzme Havuzu açıldı !

Havaların sıcaklaması ile birlikte, yeni dilenme sektörü olan mendilcilerin çocukları için fıskiyelerle donatılan özel yüzme havuzu açıldı. Çocukların mutluluğu ise görmeye değerdi 🙂 Hayırlı olsun.

panora-yuzme-havuzu

panora-yuzme

 

Gezi 15.gün – Yorumsuz

direnla-ankara

direnis-hatirasi

kennedy-tunus-caddesi-ankara-direnis

duncokceviktinpolis

10numaracapulcu

neredesinspartacus

tekyolcukulata

direndik

korkmala

Dün Tunalı Hilmi Caddesi Gezi Parkı eylemi’ndeydik !

femen-gezi

 
Dün yani Gezi Parkı protestolarının 10. Günü’nün akşamı Tunalı Hilmi caddesi’nde, direnişçilere destek vermek ve ortamı bire bir görmek için buraya gitmeye karar verdim. Buradan görüşlerimi daha tazeyken, unutmadan paylaşmak istiyorum. Buradaki Halk, çoğunluğu gençlerden oluşan bir topluluk, hoşgörülü, eğlenceli bir hava ile protestolarını yapıyorlar. Bu protestolarda küfür yok, aksine komik. Bir kız gördüm ortalıkta ben orada olduğum sürece dolaştı ve pankartında “Lütfen polislere taş atmayalım, etrafa zarar vermeyelim, çöplerimizi yerlere atmayalım” yazıyordu. Derken bir sağıma baktım, ne göreyim Can Bonomo. Evet O da dün oradaydı. Gayet mütevazi bir şekilde izliyordu, olan biteni. Buradan öğrendiğim kadarı ile, Tunalı Hilmi ve Kızılay gösterilerini devamlı canlı veren tek kanal “Halk TV” imiş, gerçekten bunu ben de gördüm dün de yine bu televizyon iki muhabir ve kamereman ile ben geldiğimde varlardı, giderken de hala ayakta bilfiil çekime devam ediyorlardı. Bu da takdire şayan bence. Halk TV’nin reklamı gibi oldu biraz ama, hakettiklerini düşünüyorum.
 
Genel hava çok güzeldi, insanlar çocuklarını almış gelmişler, eşlerini almış gelmişler. Liseli gençler ise arkadaşlarını almış gelmiş, üstelik katılımcıların çoğunluğu da bayan. Arasında türbanlısı da var, sakallısı da. İçki içeni de var, sigara içeni de. Yaklaşık 2 saat gibi burada gezindim, bu süre içinde hiç sıkılmadım, keza davulcular ve marşlar insanı eğlendiren gruplar (Çarşı taraftar grupları özellikle), resmen bazı anlarda coştum ve zaman zaman oynadım bile. Etrafta gördüğüm manzaralar ve sloganlar da beni çok güldürdü. Bunlardan heralde en çok güldüğüm ise “Tunalı Hilmi” trafik tabelasının “TOMALI Hilmi” olarak değiştirilmiş olması idi ki, süper yaratıcılık eseri bence.. Ama zaten sloganların çoğu da gerçekten ayrı bir yaratıcı ve ayrı bir komiktile ve hiçbirinde küfür yoktu. En ağır olanında “Tayyip istifa” yazıyordu, o da bir lise öğrencisini t-shirt’inde keçeli kalemle yazılı idi.
 
Bir karnaval havasında, kaldırımlarda oturmuş içkilerini, kolalarını, sigaralarını içen, yüzleri gülen bir dizi genç insanın arasından, gayet mutlu bir şekilde arabama binerek eve döndüm. Bence güzel bir demokrasi şöleniydi. Keşke “en baştan Polis’lik olmasaydık” diye de içimden geçirmedim değil.
 
Bu arada kel alaka bir resim kullandım, keza Femen’i beğenirdim, değişik protestolar yapıyorlar diye, ancak bu sefer çuvallamışlar. Keza “free Turkey” yazmışlar. Merak etmeyin biz onlardan daha özgürüz. Ama yine de görüntü güzel olduğu için, ve bir bakıma protestolarla ilgili olduğu için varsın kalsın. Bir de tabii burada yabancı basının Türkiye’de olanları nasıl değerlendirdiklerini buradan anlayabiliyoruz. Adamlar ufak olayı bile abartıp, bizi her buldukları fırsatta ufalıyorlar. İşte bu nedenlidir ki, bir uzlaşma ivedilikle yapılmalı ve bu protestolar sonlanmalı.

Geçen hafta sonu Kış, bu hafta sonu Bahar !

Geçen hafta sonu bir kar portresi paylaşmıştım sizlerle, ve burada Ankara kar altındaydı. Bu hafta sonunda ise hava tam 28 dereceyi gösterdi bir ara, yani tam bir yaz havasıydı. Tabii mangalı kapan, piknik alanlarına koştu Ankara’da. Size dün çektiğim bir bahar portresini paylaşayım istedim bu sefer. Ankara’da Bahar artık burada…

ankara-bahar

Ankara yollarında – Ankara portreleri – İncek Yolu

incek-umitkoy-oran-yolu

İncek yolundan Oran’a doğru giderken, gün batımı, Arabamdan çekim. Çok güzel görünüyor. Ne yazık ki, çok yakında burası da sitelerle dolmaya başlar 🙁

Ankara yollarında, Ankara portreleri – Çağlayan tesisleri

Bu fotografta, Gordion Alışveriş Merkezi’nin önündeki Eskişehir yolunun diğer yanında bulunan Askeri Çağlayan tesislerinin uzaktan bir portresini görüyorsunuz. Burada Askeriye’nin Balyoz tutuklamalarından sonra buraya tepki olarak yerleştirdiği, “Güçlü ordu, güçlü Türkiye” yazısı da Atatürk’ün eski 2.5 liralık demir liralarda bulunan dağda üniforması ile yürüyen figürü’nün hemen altında dikkat çekici bir şekilde kırmızı yazılmış.Çağlayan tesisleri, Ankara

Terkedilmiş bir ikon, ATAKULE

Atakule geceYa, sahi ne oldu şu Atakule’ye ? Geçenlerde önünden geçiyordum da, camları tozlanmış önünde bir sürü çirkin bantlar yapışık ve hatta önündeki  reklam tabelaları bile eciş bücüş bir halde boynu bükük duruyorlardı. Gerçekten de üzücü… Gençlik yıllarımda Atakule’nin en şaşaalı günlerini yaşamış, burada zaman zaman yemek yemiş ve hatta kule ’den Ankara’nın manzaralarını izlerken kahve keyfi bile yapmışken, şu andaki insanın içini burkan halini görünce, yaşanmışlıkların etkisi ile örselenmemek elde değil.

Benim 1-2 yıl evvel duyduğum istihbarat burasının mülkü’nün bir şirket’e satıldığı ve şirketin de bunu restore edip sonrasında tekrar kullanıma açacağı yönündeydi, ancak şimdiye kadar böyle bir şey henüz gerçekleşmedi. Kanımca satın alan şirket etrafında bir dolu açılan yeni alışverişlerinin yaratacağı rekabet ile bahşedemeyeceğini de hesaba katarak “buradan en azami karlılığı nasıl yaparım?” veya “neyi değişik yapmalıyım?” diye düşünüyor olabilir. Ama bence bu tip düşüncelere hiç mecal yok, burası her zaman Atakule’dir ve her zaman da insanlar en azından burada bir resim çektirmek için bile buraya geleceklerdir. Tabii gelmişken de alışveriş merkezi de gezilir. Benim düşüncem, Ankara’da bir ikon olan bu yapı, her ne pahasına olursa olsun her zaman aktif olmalı ve ihtişamı ile Ankara’yı aydınlatmalı. Burası hem bir tarih, hem de Ankara denince “hitit heykeli” nden sonra akla gelen ikinci önemli yapı. Bu bile önemini anlatmaya yeter.

Sayısız amblem, grafik ve tasarımlarda da en çok kullanılan Ankara sembollerinden biri olan bu değerli  yapının devlet tarafından destekli bir şekilde korunması ve yaşatılması bence Ankara’nın tarihi yapılarının korunması kadar önemli. Yıllarca ABD’nin Boston kentinde yaşamış biri olarak, orada da Charles nehrine bakan ikon haline gelmiş bir “Citgo” benzin istasyonun tabelası vardır. Boston’da bu benzin istasyonu olmamasına rağmen sırf bu tabela Boston ile bütünleştirildiğinden belediye bu tabelaya yıllardır sahip çıkmış ve her gün akşam belediye tarafından aydınlatılmaya devam ediliyor kİ bu tabelanın bakımı ve elektrik ücreti korkunç rakamlara tekabül ediyor. Kaldı ki Atakule herhangi bir markanın amblemi de değil, ve aydınlatması da çoğunluğu led ve az miktarda, üstelik tasarımı da tamamen özgün ve Ankara’ya ait bir yapı.

Bu ikonik yapının, Ankaralılar ile biran önce buluşturulması ve eskisinden daha da cazibeli ve eğlenceli hale getirilmesi için sizin de bir öneriniz varsa lütfen burada paylaşalım, böylece bu bloğu okuyan yetkili veya ilgililer en azından Ankaralıların ne düşündüğü hakkında bir öngörü edinebilirler.

 

 

Ankara’nın en çirkin 5 yıldızlı oteli Marriott

Yaklaşık 1 yıl önce açılan ve namı diğer “mafi kafes”in hemen yanında bulunan, Marriott oteli, temel atıldığında şöyle müthiş olacak, işte Ankara’nın ikonu olacak vb. birçok haberi okuduğumu daha dün gibi hatırlıyorum. Hatta temel atma töreni sırasında da birçok siyasetçi boy göstermişti ve gazeteler bile geniş yer vermişti bu olaya, işte 7 yıldızlı olacak vb. birçok asparagas haberler bile çıkmıştı.

Bu otelin yapım sürecini hemen her gün işe giderken/dönerken izledim ve inşallah gün geçtikçe görünümü daha iyileşir diye umud ettim ama nafile. Bina bitti ve geriye tam anlamıyla yanındaki mafi kafese yakışır ama Ankara’ya yakışmayan ucube bir yapı kaldı.
Uzun yıllar Amerika’da yaşadığımdan Marriott otellerini  gayet iyi bilirim. Bir yahudi zincir otelidir ve muhteşem yapılardır, bakmaya doyamazsınız birer mimarlık harikası yani, o derece. Ancak ne hikmettir ki Türkiye’ye layık gördükleri bu yapı, bence bir hapishane’yi andırıyor. Gayet gri ve üstelik te çubuklu. İnsanın bakınca bırakın kalmayı, kasvetten yanından geçesi bile gelmiyor, o derece yani. Bu kadar pohpohlanan bu otel karşısında yeni yapılan Movenpick oteli veya diğer bir dolu Ankara otelleri arasında bence en kötü otel burası, nokta. Yani Ulus otellerinin görüntüsü bile nispeten daha sevimli. Güya Ankara’da kent estetiği, şehircilik vb. bakanlıklar bolca var, peki bunlar hiç mi bunun projesini görmediler, inanamıyorum yani. Amerika’da hapishaneler, özellikle kısa dönemli tutulan mahkumlar, böyle uzun binaların en üstünde bulunur ve alttada mahkeme salonları vardır, bence burası da hapishane olarak harika olur da, kentin en işlek noktasında olmaz. Eğer bu binayı kentten uzağa bir hapishane olarak sunsalardı, diyecek birşey yoktu, 10 numara yakışırdı yani.

Artık ne yapılabilir bilemiyorum, belki bir iki makyaj filan yaparlar diye umutlarım devam ediyor, inşallah yanındaki çelik mavi kafes bir şekilde bitirilir veya önüne bir bina filan dikilir diye dua ediyorum resmen, her önünden geçerken.

Türkmenistan Parkı !!

Geçenlerde bir bakıcı şirketi ile konuşurken bir Türkmen kadının bana adres tarif ederken “Türkmenistan parkı” nın hemen yanında diye tarif vermesi üzerine, bir de baktım ki Park Vadi diye tabir ettiğimiz Ankara’nın en güzel yerlerinden birindeyim. Ve evet bu gerçek.. Burasının adı artık Türkmenistan parkı olmuş.. Yani tamam dostluk kardeşlik vb. ama bu kadar ünlü ve önemli insanımız dururken, neden bizimle bakıcıları haricinde hiç bir işi olmayan bir ülkenin ismi bu parka verilmiş anlamış değilim. Bir de üstüne bir dolu para harcanarak kocaman bir LCD ekran buraya yerleştirilmiş ki bu da üzerine kapak olmuş adeta.

Bildiğim kadarıyla bu Türkmenler doğru dürüst Türkçe bilmiyorlar, öğrenenleri burada çalışarak öğreniyor. Üstelik malum bunlar eski Rus asıllı insanlar. Yani bizimle pek bir ilgileri yok aslında, hasbelkader isimleri Türkmen olmuş, Kuzey Irak’taki Türkmenler bunlardan çok daha Türk. Üstelik burada çalışan Türkmenlerin yaptığı ün daha çok “hırsızlık” üzerine. Yani bunların en ünlü oldukları konu Türkiye dahilinde çalıştıkları evlerde yaptıkları hırsızlıklar, bunu da bir polis arkadaşımdan biliyorum tabii.

Yani politik olarak anlıyorum, burada amaç büyük Türk birliği vb. tarihsel olaylar ve bunlarla bütünleşme çabaları filan. Ama bence bunu daha ufak bir parka isim verilerek yapmak ve zaten bir ismi olan Park Vadi ‘ye böyle bir ismi sonradan yapıştırmamak kanımca daha doğru bir davranış olurdu.

Yeni İkonumuz “Mavi Kafes”

Evet Evet, başlıktaki saptamam kesinlikle doğru artık böyle bir ikonumuz var resmen. Dolmuş’ta bile böyle bir durak var biliyormusunuz. Eğer günün birinde Ankara’da dolmuşta Armada’nın önünden geçerken, “mavi kafes’te inecek var” diyen birini duyarsanız  hiç şaşırmayın keza bu gayet olası. Benim başıma geldi. Geçenlerde dolmuştaydım ve bunu duyunca ve birden gülümseyince yanımdakiler de başka birşey sandılar. Ama komikti, yani artık bu kafesi kanıksadık sanırım. Öyleki üzerine reklam tabelaları bile asıyoruz. Belediye bunu bitiremeyeceğini anlayınca sanırım bundan nasıl para yaparım diye düşünüp bu yöntemi bulmuş olsa gerek.

Bu mavi kafes’in karşısında da güzel mi güzel bir alışveriş merkezi olan Armada var, ve yanına da yeni Movenpick oteli yapıldı ama bu ucube yüzünden tüm yeni gelişmeleri pek te göremiyoruz, çünkü koca bir mavi kafes korkunç bir görüntü kirliliği yaratıyor. Benim bildiğim bu kafes 5-6 yıldır burada duruyor, yani bu nasıl şeydir ki bu kadar politikacı ve yaptırım gücü olan insanların yaşadığı şehirde “mavi kafes” olayı bir türlü çözülemiyor, anlaşılması mümkün değil.

Google’da “Ankara demir kafes” yazınca bir dizi ucube görseli çıkıyor. Ben de buradan bulduğum ve Cumhuriyet Gazetesinin  “Ankara’nın ucubeleri” yazısında kullandığı resmi paylaşmak istiyorum.

Ehhh, o zaman artık bize de “Yeni Ankara ikonumuz” mavi kafes hayırlı olsun demek düşüyor.