Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Ankara’nın Eskişehir’den öğrenmesi gereken şeyler var.

Geçen hafta sonu uzun süredir devamlı düşündüğüm ama bir türlü gerçekleştiremediğim Eskişehir ziyaretimi gerçekleştirdim. İyiki de gitmişim. Bu şehir bir şehircilik harikasıydı resmen. Tam bir Avrupa şehri! Ankara’dan bir çok farkları var ve bence Ankara’nın bu şehirden öğrenecek çok şeyi var, keza bir çok konuda Eskişehir’den geriyiz kanımca. Ankara’nın şehir olarak o seviyeye gelmesi için yapması gereken şeyleri (şöyle bir çırpıda aklıma gelenleri) sizinle paylaşayım. Daha fazlası var, azı yok.. Buyrun.

eskişehir-tramway

Trafik yönlendirme levhaları : Eskişehir’de kaybolmak neredeyse imkânsız. Nedeni ise şehrin küçük olduğu filan değil. Tüm turistik tabelalar fosforlu sarı üzerine siyah olarak dizayn edilmiş ve her köşe başından kolaylıkla görünüyor.

Sanat : Şehrin her köşesinden sanat akıyor. Yolların kenarında biribirinden güzel heykeller, fıskıyeler, müzeler, özellikle harika bir balmumu müzesi var (ki mutlaka gezmelisiniz) İngiltere’de bulunan o meşhur müzeden çok daha güzel.

Modernlik : Turstik noktaları temiz, her yer yeşillendirilmiş, çöp kutuları sık aralıklarla kolaylıkla bulunabiliyor, yollar, caddeler tertemiz, barlar, restoranlar vb. ortamlar çok güzel ve nezih yerler. İnsan kendini Avrupa’nın bir kentinde sanıyor adeta.

Parkları : Burada “kentpark” isminde bir parka gittik. Resmen inanılmazdı. Ankara’da böyle bir yer olmadığı gibi, sanırım Türkiye genelinde bile böyle bir intizam ve güzellikte park olamaz. Bir de üzerinde içinde plajı da var ki, biz de girdik (giriş 5 TL) süperdi.Bir Ankara’lı olarak kıskandım, itiraf edeyim.

Çocuk eğlence noktaları : “Sazova” diye Disneyland benzeri süper bir eğlence parkı var. Evet evet, Ankara’da sadece konuşuluyor ama öyle bir yer yok. Ankara’lı hâlâ Gençlik Parkı’na muhtaç durumda ne yazık ki.

Futbol Sahası : Bu da yine bir türlü Ankara’da yapılamadı. Eskişehir’in stadı, aynı Kayseri gibi modern ve güzel bir yapı. Ayrıca taraftar mağazası var ziyaret ettim, müthiş. Hatta birkaç Eskişehirspor anahtarlığı bile aldım, bazı arkadaşlarıma. Bizde bırakın taraftar mağazasını, Ankaragücü gibi köklü bir takımın durumu ortada. 19 Mayıs Stadı’nı ise saymayacağım bile. Tarihi bir açıkhava müzesi olarak kullanılması daha doğru olur kanımca.

Bitki örtüsü: Şehrin her tarafı yeşillik ama bunlar öyle sıradan bitkiler değiller. Meslea Ankara’da her yer “Çam ağacı” dır. Her nedense buna takmış durumdayız. Eskişehir’de ise değişik çiçekler, ağaçlar ve bitki örtüsü insanı adeta “değişik bir yere geldim” şeklinde düşünmeye zorluyor.

Ulaşım: Şehir dışında “hızlı tren” ve en önemlisi de şehir içi “tramway” raylı sistem sistemi çok güzel çalışıyor, gayet modern ve tıklım tıkış değil. Ankara’da hâlâ insanlarımız balık istifi otobüslerde yolculuk ediyor ve raylı sistem ise önce iflas etti, şimdi kalan enkazı Ulaştırma Bakanlığı bitirmeye çabalıyor. Umarız yakında tamamlanır.

Basın: Kendi yerel gazetesi var. Evet evet. Ankara’nın yok, ama onların var. İsmi de. “Sakarya”. Okudum çok güzel ve renkli size bir de resmini çektim.

sakarya-eskişehir-gazetesi

Tanıtım: Eskişehir’e doğru bir turist akımını sağlayabilen bir sistemleri var. Ankara’da bile Eskişehir ile ilgili tanıtım afişleri görebiliyorsunuz. Ankara hakkında böyle bir tanıtım yapılmıyor ya da biz duymuyoruz! Kimse Ankara’nın Başkent olduğunun bile farkında değil. Bu konuda da daha aktif davranmamız lazım. Tabii önceden görülecek yerlerimizin sayısını ve kalitesini de artırmamız lazım.

Neticede, sadece 1 gün kalabildiğim bu şehirde gördüklerimin çoğuna inanamadım desem yeridir. Şehrin güzelliği insanlarına da yansımış keza gördüğümüz ve konuştuğumuz hemen herkes mutlu ve güleryüzlü yaklaşımları ile bizi evimizde gibi mutlu ve huzurlu hissettirdiler. Hatta bir yaşlı kadına Çiğbörekçi Papağan’ın yerini sorduk, kadın güleryüze “yabancısınız galiba?” dedi, “Ankara’dan geldik” deyince ilk söylediği söz “Eskişehir’imize Hoşgeldiniz” idi. Affalladım resmen.
Ankara’da zaman zaman görebildiğiniz somurtuk ve “amele” suratlardan burada hiç rastlamadım. İnsanların giyimi düzgün ve modern görünümlü idi, genç nüfusu ve dinamizmi ile bu şehir harika bir enerji saçıyordu adeta. Benim için tam bir terapi oldu, diyebilirim. Bu arada tarihi “OdunPazarı” bölgesinde “Abacı Konak Otel” diye bir mekânda kaldık, burası 3 yıldızlı olmasına rağmen hizmet kalitesi, temizlik, görsellik vb. konularda çok başarılıydı. Bu arada oradayken Eskişehir’in meşhur iki yemeği “çiğbörek” ve “Balaban köftesi” ni de tatmadan dönmedik. İkisi de süperdi ve Ankara’ya oranla fiyatlar da oldukça makûldü.

Belediye Başkanı Sn. Büyükerşan’ı yürekten tebrik ediyorum ve tekrar tekrar seçilmesi de bence gayet doğal. Hizmetler ortada ve inkâr edilemez boyutta. Ben de Eskişehir’de yaşasaydım, oyum kesin onun olurdu.

Umarım birgün Ankara’da bu seviyeye gelebilir.

Erciyes Dağı kayak ve kızak

Geçtiğimiz hafta sonunda Kayseri, ve sonrasında Erciyes dağı macerası yaşadık. Buraya Ankara’dan gitmek isteyecek kişiler için bazı anahtar noktaları sizlerle paylaşıyorum. Ankara Kayseri 330 KM ve 2.5 saat gibi sürüyor, yol kalabalık değil, ancak polis noktaları fazla. Kayseri’yi hiç görmemiştim ve genel görüntüsü çok güzel. Raylı sistemi, çağdaş yapıları ve herşeyden çok hoşuma giden şehrin içinde kale, külliye, çeşme vb. tarihi binaların bulunması şehre farklı bir hava veriyor.

Kayseri Merkez

Tabii sonrasında, Kayak amaçlı dağa çıktık, yaklaşık 20-25 dk. sürüyor Erciyes dağı ve gayet güzel bir yol. Oraya varınca ücretsiz aracınızı parkediyorsunuz ve kızak/kayak kiralayabiliyorsunuz. Kızak kirası 10 TL, Kayak ise 20 TL, Lift ücreti ise 1 TL, bence çok ucuz. Ayrıca oradan bir eldiven aldım, kar eldiveni sadece 10 TL idi. Gayet te güzeldi. Size Erciyes dağı’nın görüntüsünü 9 Mart 2013 çektim ve paylaşıyorum. Kar problemi yok (yani kar çok), süper manzaralarını sırf fotograflamak için bile gidilebilir o kadar harika ortamlar ve güzellikleri ile insanı büyülüyor. Fotografa bakınca anlarsınız 🙂

Erciyes dağı