Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

LED

Geçenlerde bir tünelden geçerken tünelin aşırı parlak olduğunu farkedince şaşırdım keza Ankara’da genelde bu tünel ışıklarının bazıları ya yanmaz, ya toztan görünmez veya aralıklı olarak yakılır. Bu tünel ise oldukça parlak ve tüm ışıkları yanar vaziyetteydi. Dikkatli bakınca pikselleri görebiliyorsunuz ve bunların led projektör lambalar olduğunun da farkına varıyorsunuz. Oldukça parlak ve güzeller aslında. Özellikle de böyle karanlık tünellerin iyi aydınlatılması önemli ve bu değişiklik hem sağlayacağı ekonomi hem de güvenlik açısından bence olumlu bir iyileştirme olmuş. Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz. Aşağıda resimledim sizin için.
ankara tünelleri led aydınlatmalı
Dün akşam Eskişehir yolundan şehire doğru dönerken yolun karanlığını farkedince bu seferde yol aydınlatma ışıklarını yol boyunca inceledim ve bu ışıkların neredeyse yarısının yanmadığını gördüm. “Peki bu ışıklar led yapılamaz mı ?” diye düşündüm haliyle! Keza böyle yüksekte olan ışıkları her seferinde değiştirmek te zor olsa gerek ve bu bile belediye üzerinde büyük bir yük. Halbuki led ışıkların ömürleri şu anda kullanılan ışıklara oranla 4-5 kat daha uzun ve bu da bakım maliyeti bir o kadar düşük demek. Bu direklerin de led ışıklara geçişi her anlamda daha mantıklı olmaz mı? Hatta ülke olarak şu eski akkor lambaları tıpkı Avrupa Topluluğunun seneler önce yaptığı gibi kökten yasaklasak ve ülke olarak led ışığa ivedilikle geçmeye karar versek süper bir transformasyon olur.

Led ampüller artık her yapı markette, hatta büyükşehirlerin çoğunda köşebaşı elektrikçinizde bile rahatlıkla bulunabiliyor. Üstelik fiyatları da öyle korkutucu değil ! 3 aydan daha kısa sürede kendini amorti etirecektir zaten hiç merak etmeyin! Bence artık hem belediyelerin, hem de ülke olarak bizim bu farkındalığı kazanıp led ışıklandırmaya geçmemiz şart. Bu ürünleri ülkemizde üretenler de artık vardır diye umuyorum keza fiyatlarını izliyorum ve her geçen gün ucuzluyorlar. Ya birileri bolca Çin’den ithal ediyor  ya da Türk firmaları bu işe girmiş olmalılar. Keza bu ampüller için öyle devasa bir teknoloji hamlesi de gerekmiyor. Led ampüller öyle tasarruflu ki, şimdi kullandığınız ve tasarruflu sandığınız şu spiral ampüller bile solda sıfır kalacaktır. Bir diğer güzel özelliği de, led ampüllerin ışıklarının yakıldığı anda tam olarak ortaya çıkması yani tüm ışığı almak için  floresan bazlı ampüller gibi dakikalarca beklemeniz gerekmiyor. Renk seçenekleri ve hatta kendi kendine renk değiştireni bile var. O konuda da sorun yok yani.

Ülkemiz ne yazık ki enerji fakiri. Kendi enerji kaynaklarımızla ne sanayimizi ekonomik olarak yürütebiliyor ne de şehirlerimizi aydınlatabiliyoruz ve bu yüzden de elektriğimiz çok pahalı. Eğer led ışıklandırma sistemleri ülkemizde yaygınlaşır, özellikle elektriği çok çeken fabrikalar, büyük firmalar ve hatta belediyeler bu aydınlatma türüne geçiş yaparlarsa en azından yurtdışına elektrik bağımlılığımızı bir nebze hafifletmiş oluruz. Bu geçişle emin olun evinizin elektrik bütçesini de hafifletmiş olacaksınız. Kendimden örnek vereyim, benim faturamda 1 ayda 19 TL  farketti. Tam 12 lamba değiştirdim ve değiştirdiğim lambalar da şu spiral, tasarruflu olanlardı. Eğer sizin evinizde veya işyerinizde hâlâ akkor lamba varsa, sizin 12 lambadaki aylık tasarrufunuz benden daha fazla olacaktır! Deneyin görün. Led ampüllerin de tanesini 9.95 TL, artık öyle pahalı da değiller. Ben geçenlerde bir marketten almıştım, benimkileri. Hesap ortada! Neredeyse iki ampül için ödediğim para 1 ay içinde yaptığım elektrik tasarrufu ile bedavaya geldi bile.

Tüm belediyelerimizin, fabrikalarımızın, hastanelerimizin ve yoğun aydınlatma gerektiren her noktanın 100% led ampüllere geçtiği bir Ankara hem daha aydınlık, hem de çok daha tasarruflu bir Başkent olacaktır diye düşünüyorum. Madem Belediye Başkanlarımız bunun farkına vardılar artık ve geçişi başlattılar bile, eminim diğer kamu ve özel kuruluşları da bu tip değişimleri kendilerine entegre edeceklerdir. Bunu ne kadar hızlı yaparsak o kadar çabuk tasarruf etmeye başlarız ve dış enerjiye bağımlılığımızı da azaltırız tabii.

Tavsiyem, LED’e geçiş için şu anda halen kullanmakta olan çağdışı ampüllerinizin tükenmesini beklememeniz yönünde. Keza düşünürseniz beklediğiniz her gün elektrik şirketini kazandırmaya devam ediyorsunuz. Hele o ampülü ısraf ederim diye hiç düşünmeyin, gönül rahatlığı ile eski ampülünüzü ömür boyu bir daha görmemek üzere tarihin derinliklerine doğru çöpe atın gitsin. Akkor ampülün her gün yanması sizin bütçenize çok daha büyük zarar, buna emin olun.

Haydi Ankara, daha yeşil bir şehir, daha aydınlık bir Başkent için bugünden tezi yok, LED’e geçişi başlatalım.

Atakule inşaatında çirkinlik giderildi

Daha önce http://www.blogankara.com/kule-allaha-emanet-atakule-insaati/ yazımızda bahsettiğimiz gibi makeme tarafından durdurulan inşaatta yarıda bırakılıp görüntü kirliliği yaratan yıkıntı temizlendi. Bunun için yetkililere teşekkürü bir borç biliyoruz. İnşaat ne zaman devam eder veya eder mi onu hep beraber göreceğiz. Keza şu anda kulesizeemanet.com web sitesinde garip bir mesaj var ve site yokolmuş gibi duruyor.

Umarız bu alan Ankara’ya layık, Atakule’nin şanına yakışır, süslü/mimari açıdan güzel bir yapı ile tamamlanır ve  burası ivedilikle aktif hale getirilir keza ben dahil bir çok Ankaralı’nın burada çeşitli mutlu anıları var ve kulemize de biran önce tekrar kavuşmak istiyoruz.

ata kule ankara inşaat devam ederken

Keçileri kaçırmışlar!

Hatırlarsınız, 3-5 yıl evvel Eskişehir yolunda 3 köprünün altına birer güzelleştirme çalışması yapılmış ve bu gazetelere de konu olmuştu. Ümitköy, Hacettepe ve Bilkent köprülerinin birine “ankara kedisi” ikincisine “ankara keçisi”, üçüncüye “ankara tavşanı” temalı mozayikler yapılmıştı.

Geçenlerde keçili olanın altından geçiyordum ve keçilerin yokolduklarını gördüm, geriye sadece 1 keçi kalmıştı. Aşağıda resmini bulabilirsiniz.

ankara keçisi mozayikleri, ankara köprüaltı

Burası ne kadar zamandır bu şekilde, dikkat etmemişim ama bunların kontrollerinin yapılıp kırılan veya çalınanlarının yenisiyle değiştirilmesi, hazır bu aralar  köprü altlarına komik toprak renkli süslemeler yapılırken, bunun gibi özgün/sanatsal olan çalışmaların korunması açısından önemli diye düşünüyorum. Keza şu an yapılan tuhaf desenlerin hiç bir güzelliği de özelliği de yok, kanımca. Keçilerin en azından bir anlamı vardı!  Yeni yapıştırılanlar belki çinileriyle ünlü bir şehrimiz için olabilirdi ama Ankara için tutarsız bir seçim olmuş. Mimarlar odasına veya en azından Ankara’da yaşayanlara sorulabilirdi. Zaten estetik yoksunu ve kasvetli devlet binalarıyla dolu kentimizin dokusunu canlandırmak yerine adeta üzerine tüy dikmiş gibi duruyorlar!

 

Çankaya Belediyesi’nden Çağdaş! Belediyecilik

Geçenlerde Milli Kütüphane önünden yürürken öncelikle burnuma çarpan ve sonrasında ise kaynağını bulmak için bakınarak bulduğum koku kaynağının resmini çektim, aşağıda bulabilirsiniz.

çöp-poşeti-çankaya-belediyesi-temizlikişleri-sarıpoşet
Bu belki de bir çöpçünün işgüzarlığıdır diye düşünüp biraz daha yürüyünce bundan bir tane daha olduğunu gördüm ve bir tane daha, ve bir tane daha …. Bu da diğer fotograf, burada reklam panosunun iki yanında bunları görebiliyorsunuz. (oklarla işaretledim)

 

cop-posetleri-cankaya-belediyesi-millikutuphane-bahcelievlerBu da demek oluyor ki, bu genel bir uygulama. İnsanların yoğun olduğu bölgelere gerektiği gibi çöp kutusu koyamayan, koysada bunları zamanında toplayamayıp adeta aciz kalan belediye herhalde bu tip kestirme bir çözüm yoluna gitmiş diye düşünüyor insan.

Kaldırımda kokudan yürüyemiyorsunuz, ağzı açık çöplerin üzerinde uçuşan sinekler, poşetin şeffaflığı ile görünen atıklar ile oluşan berbat bir görüntü ile Ankara’ya, hele ki Çankaya’ya hiç yakışmayan ve üstelik kokan bir tablo. 3 boyutlu yani 🙂

Ankara’nın kronik çöp ve çöp kutusu sorununu defalarca dile getirdiğimiz bu blogda bu çeşit bir uygulama ile ilk kez karşılaşıyoruz açıkçası,… şaşkınız! Bu bir çözüm müdür? Belki sorarsanız Belediye’ye göre öyledir ama Dünya’da bir eşinin olduğunu düşünmüyorum! Keza böyle bir şeyi yurtdışında herhangi çağdaş bir ülkede düşünebilecek insan, en azından korkusundan bunu uygulayamaz. Buna Türk pratik zekası da diyemeyeceğim keza çöp poşetini o kadar yukarıya takmışlar ki elinizdeki çöpü adeta basket atmanız gerekiyor, yani pek pratik te değil !

Çöp içinde mis gibi çağdaş! yaşam

Ankara’da sokakta yürürken bir çöp kutusu bulmak 2014’ü bitirdiğimiz şu aylarda bile ne yazıktır ki hala büyük bir sorun. Çöp kutuları halkın yoğunlukla yürüdüğü Tunalı, Kızılay, Ulus vb. noktalarda neredeyse hiç yok, olanlar da zamanında boşaltılamadığı için zaten tıka basa dolu. Konteynır’ların durumu ise içler acısı. Bunların da kapakları doğru dürüst açılmadığı ya da açıldığı zaman kapatılmadığı için yayılan koku ile, sokak köpekleri tarafından parçalanıp her yere saçılan ve gelişigüzel ağaç diplerine atılmış çöplerin arasında bir “Dünya Başkent’inde! “ yaşıyoruz işte. İki ay kadar önce bir İspanya gezim oldu burada 7 gün geçirdim ve 2000 km yaparak araba ile bu ülkenin bir çok noktasını görme fırsatım oldu. Öncelikle söyleyeyim, bu kadar yol gitmeme rağmen otoyolda hiç yol yapım çalışması görmedim. Biz de ise biliyorsunuz neredeyse her gün yol yapılıyor, yetmiyor her sene defalarca onarılıyor!

Bunu ayrı bir yazıda ele almak lazım tabii. Çöp konusuna geri dönecek olursak, İspanya’daki çöp konteynırlarına ve sokaklardaki çöp kutularına özellikle dikkat ettim, kutuların hepsi tertemiz, düzenli, yeni ve içlerinde bir plastik poşet ile hazır duruyorlardı. Sizin için bir tanesinin resmini çektim. Sokak boyunca her 30 metrede bir olan bu çöp kutularının hepsi aynı durumdaydılar ve belirteyim bu ülke genelinde de diğer şehirlerde de böyle. Çöp kutusu için dolaşmıyorsunuz, şöyle bir döndüğünüzde en az 3-5 tanesi hemen gözünüze çarpıyor. Geçenlerde Ankara’da Yıldız kavşağına yakın bir noktada hem de Turan Güneş Bulvarı’nda bulunan aynı tip bir çöp kutusuna gözüm ilişti. Bu çöp kutusu da yine bir direğe asılmıştı ama kutunun sadece asma aparatı ile üst kısmı kalmıştı asılı olarak ve üstelik uzun zamandır da oradaydı ki kutu söküldükten veya düştükten sonra üzerine ilan bile yapıştırmışlardı! Bunu da resimledim. Aşağıda karşılaştırmalı bir şekilde her iki kutuyu görebilirsiniz.

ankara-ispanya-çöp-kutusu

Diğer bir çöp problemini de konteynırlarda yaşıyoruz. Bunları da yine inceledim. İspanya’da konteynırlar tertemiz, üzerindeki yazılar/talimatlar rahatça okunabiliyor ve tamamı plastikten yapılı ayrıca üzerlerinde daha ufak boyutta çöpleri atmak için delikler bile bulunuyor. Bizim çöp konteynırlarımızın ise tamamı demir, eski püskü ve hatta paslılar. Hiç bir teknolojisi olmadığı gibi kullanması da çok zor ve ağır. Bir iki ay evvel Çankaya Belediyesi’nin bir teknoloji hamlesi oldu ve “bas-aç kapak” yaptılar ama gördük ki bu kapaklar da tamamen açılarak kullandığından bu hamle de yalan olmuş vaziyette! İspanya’daki bu çöp konteynırları gittiğim her şehirde vardı, hepsinin kapağı kapalıydı ve tertemizlerdi. Ayrıca bu konteynırları çöp kamyonları boşaltırken de şahit oldum. Çöp kamyonunda bizimkilerde olduğu gibi 2 kişi arkadan asılı bir şekilde çöp toplaması yapılmıyor. Kamyon yolun kenarında ve yolla aynı seviyede bulunan bu plastik konteynırlara yandan yanaşıyor ve yakalıyor ve yine yandan otomatik olarak döküyor. Böylece kamyon yolu da kapatmıyor ve şöför dışında dışarıda olayı asiste eden hiç kimse yok. Çöp kamyonunun bir sokak boyunca 8-9 konteynırı döküşünü izledim hem çok seri, hem de dışarıdan hiç bir müdahaleye gerek kalmadan tüm çöpleri toplayıverdi, şaştım kaldım. Ortada ne bir çöp poşeti var, ne de etrafta oraya buraya saçılmış çöpler! Ülke tertemiz ve nezih duruyor sokaklar ise çöp kokusundan tamamen arınmış bir şekilde. Aşağıda yine sizin için resimlediğim İspanya konteynır örneğini ve bizim nadide konteynırımızı incelemeniz için yanyana getirdim. Bunlara bakınca aslında aramızdaki gelişmişlik farkı daha net görülebiliyor. İktidar siyasetçileri hemen her gün tüm medyada “Bizim ekonomimiz çok iyi, Avrupa’dan çok ilerideyiz” filan gibi zırvalarken, İspanya bildiğiniz gibi yıllardır ve şu anda bile ekonomik krizde olan bir ülke… bir de olmasa neler yaparlardı artık, siz düşünün.

cop-kutusu-ankara

Ülkemizin genelinde, Ankara başta olmak üzere, bir çöp kutusu eksikliği, hijyeni ve teknolojisi problemi var. Önce bunu kabül etmeli ve boşa martaval atmayı bırakmalıyız bence! Bu blogda defalarca çöp sorunu ile ilgili bir çok yazıya yer verdik ve vermeye de devam edeceğiz. Türkiye’nin Başkenti’nin bu açıdan ülkemize örnek olması gerektiğini düşünüyoruz. Ankara’lı girişimciler araba bile yapabilecek kapasiteyken (http://www.blogankara.com/ankaranin-arabasi-etox/) neden çöp kutusu gibi basit bir nesneyi hala tasarlayamıyoruz, bunları temiz tutamıyoruz ve zamanında toplayamıyoruz bilemiyorum. Başta Büyükşehir olmak üzere tüm belediyelerden bu konuyla ilgili kesin, ivedi ve kökten çözüm bekliyoruz.

Kule Allah’a Emanet ! – Ankara Atakule İnşaatı

Yine Ankara‘da olan her büyük inşaatta olduğu gibi bu inşaat ta birdenbire durdu! Özellikle de  çirkin şekilde bırakılmış gibi duruyor, sizce de öyle değil mi? Geçenlerde önünden geçiyordum ve durum buydu.

atakule-insaati-neoldu-nedendurdu

Binaya bomba atılmış gibi, özellikle demirleri ve bağırsakları çıkık vaziyette bırakmışlar. Bari tam olarak yıksalarmış, böyle bir görüntü kirliliği, üstelik Çankaya’nın tam da merkezinde, yaşanmazmış. Biraz araştırınca Mimarlar Odası’nın burayı mahkemeye verdiğini ve inşaat’ın -5 kot verildiği için ve bunun da Atakule’nin yıkılma ihtimâlini artıracağı için itirazı olduğunu buldum ve bu nedenle de inşaat durdurulmuş. Peki o zaman soruyoruz en başında bu izni hangi Belediye, neden verdi? Ya da bunun uygunluğunu kim, hangi mantıkla onayladı?

Her zamanki siyaset savaşları durumu anlayacağınız!.. Olan yine Çankayalı’ya oldu. Bu çirkinliği artık mahkeme sonuçlanıncaya kadar yaşamak durumundayız ne yazık ki! En azından şu özellikle bağırsakları çıkartılmış olan ve insanın gözüne batan kısım tarafsız bir firma tarafından yıkılabilinirse veya bu bina etrafındaki paravanlar biraz yükseltilip bu kısım görünmez hale getirilirse bu süreçte, mükemmel bir karar olur.

Bu arada inşaat firmasının web sitesini ziyaret ettim, orada da bir geri sayım sayacı var inşaat bitim tarihine göre olması lazım, ama o da sıfırlanmış! Çok komik! Zaman sıfırlanmış durumda!  Halbuki belirli bir zamanın geçmiş olması gerekirdi. Belki de bu sayaç hiç çalışmamıştı! bilemiyoruz. Aşağıda ekran görüntüsünü paylaşıyorum. Buradaki slogan “Kule Size emanet, yakında döneceğim. İmza AVM”  idi. Ama bu görüntüsü ile kule, tam olarak “Allah’a Emanet” gibi duruyor 🙂

kulesizeemanet-atakule-ankara-insaati-websitesi

 

Ankara’ya Hoşgeldiniz – Welcome to Ankara

Geçenlerde Havaalanı dönüşünde rastladığım Belediye tarafından asılmış olan ışıklı tabelalar gözüme çarptı. Ama tabii tekrarlayayım dönüşümde gördüğüm tabela il olarak “Welcome to Ankara” idi. Sonra sırasıyla”Ankara’ya Hoşgeldiniz”, “Good Bye”, “Güle Güle”. Şimdi Ankara’ya hoşmugeldim yoksa gidiyormuyum ben bile bir ikileme düştüm keza tüm bu tabelaların hepsi yolun aynı tarafına ve sağ duvara yazılmıştı. Aşağıda bu tabelaların resimlerini bulabilirsiniz.

gule-gule-goodbye-ankara

welcome-to-ankara

Biz Bundan 1 sene evvel 29 Ağuıstos 2013 tarihli yazımızda blogumuzda böyle bir tabelanın güzel olacağından bahsetmiş, hatta ünlü Las Vegas tabelasını modifiye ederek başlıkta vermiştik. http://www.blogankara.com/guzel-ulkemizin-hosgeldin-noktalari/. Buradaki LED tabela’nın estetiği yakalanabilseydi ve tabii doğru tarafa konulsaydı diyecek bir şey yoktu ancak bunu bu şekilde saçma bir mantıkla üretmek amaca pek hizmet edememiş. Sol tarafta bir tepe vb. alan olmayınca heralde “hepsini aynı tarafa yazalım”, belki “büyük yazarsak yolun diğer tarafından bile okunabilir” diye düşünmüşler ama ikisi de aynı tarafta olunca bu daha bir komik durmuş..

Bu tabelaların doğru taraflarda ayrı ayrı ve belki de şu yeni led trafik ışığı tabelaları gibi yolun üstüne bir yere asılması çok daha mantıklı olurdu. Bir de tabii bir Ankara slüeti vb. artistik bir unsur da eklenseydi daha da güzel durabilirdi. Şu anda  “İsmail’in yeri 1 km geridedir” gibi absürt bir durum söz konusu 🙂 Bildiğiniz “Back to the future” yani !

Ankara’da Fuhuş Sokakta

Hatırlarsınız, Sn. Melih Gökçek’in ilk seçildiği yıllarda yaptığı icraatlerden biri de Bentderesi semtinde bulunan genelevi kapatmak olmuştu. Hatta bu olay basında da işlenmişti. O zaman da öngörülü insanlarımız ve çeşitli bilim adamları bunun toplumda başka noktalardan patlak vereceğini söylemişlerdi, bunları gazetelerden okumuştuk. Tabii bunun üzerinden yıllar geçti. Geçen süreç içinde ise çocuk istismarları arttı, tecavüzler arttı, sokakta travestiler oluştu (artık sokak fuhuşu kadınlardan bunlara kaydı), masaj salonu sektörü patladı, telefon ve internetten siparişler bile var, hatta öyle ki geçen gün çoluk çocuk ve ailelerin yürüdüğü Tunalı kaldırımlarında gördüğüm reklamlarını bile artık rahatça yapabiliyorlar. Fuhuş alenen piyasada anlayacağınız !

Tabii burada Belediye Başkanı’nı suçluyor gibi olmak istemem keza o zamandan bu zamana toplum da değişti ve değerlerimiz de seyreldi orası da bir gerçek. Ama yine de Ankara’nın ailelerin yaşamadığı bir noktasında,  örneğin Amsterdam’da bulunan “Red Light District” gibi bir ortam yaratılabilir bu hem turistik amaçlı kullanılabilir, hem de en azından bu tip hastalıklar biraz olsun kontrol altında tutulabilirdi diye düşünüyorum. Keza şu anda ortalıkta dolaşan fuhuşun ne önü alınabiliyor ne de bir sağlık kontrolü var. Şu anda bile bir AIDS’li vatandaş kim bilir kaç kişiye bu hastalığı serbestçe bulaştırabilir durumda sokaklarda geziyor olabilir. Bence, internet yasakları ile bu tip sex içerikli sitelere erişim toptan kaldırılmalı, gençlerimiz rahatça porno seyretmeli ve mektebe! de gidebilmeliler. Aksi takdirde işin sonunda ya bu tip “azgın teke sendromu” çeken insanlardan korunmak için kadınlar türbana bürünmek zorunda kalacaklar ya da tacizler ile hayatlarından bezip başka bir ülkeye taşınacaklar. Tabii biz de sonucunda daha çok erkeklerden oluşan, daha fazla travestili ve daha fazla dinci görünen, UCUBE bir toplum olacağız. Biraz ütopik gelebilir ama bir zamanlar olmaz dediğimiz bir çok şey “Hayaldi, gerçek oldu !”

tunali-bestekar-fuhuş-reklam-travesti-1 tunali-bestekar-fuhuş-reklam-travesti2

Bir Çankaya Belediyesi ve Ankara klasiği

Zamanında toplanmayan çöpler ve atıklar.

Tunus Caddesi‘nde tam da üniversite otobüslerinin durduğu noktada bir cam şişe toplama konteynırı var. Bunun yanından ne zaman geçtiysem hep ağzına kadar dolu bir durumda görüyorum. Vatandaşlarımız aslında buna duyarlılık gösteriyor ama Çankaya Belediyesi buraya neredeyse hiç uğramıyor heralde ki durum her daim aynı. Ağzına kadar dolu konteynırlar ve çöp kovaları. Hem çirkin görüntü, hem de duyarlı davranıp plastikleri ayrıştırmaya özen gösteren insanlarımız ve üniversiteli gençlerimize hiç te güzel bir mesaj vermiyor 🙁

cam-sise-copu-konteynir

1071 Malazgirt Bulvarı (ODTÜ yolu) açıldı

Yine ve yeni bir Melih Gökçek klasiği bu isim aslında! Bu yolun ismi olarak verilebilecek bir Türk aydını yokmuş gibi, bu isim neden seçilir acaba? Bu bulvar bilindiği üzere ODTÜ arazisi üzerinden geçen yol. Burası açılıncaya kadar bir çok olay yaşandı ve sonunda da dün itibariyle Ankara’nın her tarafında bugün bile görebileceğiniz şekilde tüm panolardan ve köprü üstlerinden 1071 Malazgirt Bulvarı’nın açılışı duyurulmuştu. Bu tarih Alp Arslan’ın, Bizans ordusunun kumandanı Romen Diyojen’i, günümüzde Muş civarında bulunan Malazgirt Meydanı’nda mağlub ettiği tarih ve aslında Türkler için bir dönüm noktası olan bir zafer. Burada da Melih Bey’e göre Romen ordusu ODTÜ’lülerdi herâlde ve sonunda onları yenerek, Başbakan (burada Alp Arslan rolünde) tarafından burası açtırıldı ve ODTÜ Meydan Muharebesi kazanıldı.

Bu kutlamalardan önce ve sonrasında yine protestolar vardı ve ODTÜ’lüler (artık düzenli olarak aldıkları) biber gazı dozajlarını yine aldılar, joplandılar, sulandılar ve oradan oraya savruldular. Dün hava yağışlıydı ve Salı günü gibi ara bir gündü, ona rağmen bunlar yaşandı, yolsuzluk operasyonu ile ilgili olarak Başbakan’ın kasedi de çıkınca, bu da üstüne tuz biber oldu ve protestolar Ankara’da gece boyunca sürdü.

yolsuzluk-protestolari

Bu tapelere tepki olarak aslında yurt genelinde bir çok insan sokaklara döküldü, ama bunların hepsi çoğu basın tarafından görmezden gelindiği için, bilmiyor olabilirsiniz. Bazı illerde müdâhaleler vardı, ortalık yine toz dumandı. Herkes dün neredeyse bütün gün boyunca yok bunlar montaj, yok değil vb. tartıştı durdu ama kimse bunların gerçekliğinin kolayca anlaşabileceğini BDP başkanı Demirtaş’ın “Tübitak, Meclis’in karşısında 20 dk.’da bunun testi yapılabilir” deyinceye kadar düşünemedi, her nedense! Hatta bu arada Başbakan bir toplantıda “bunların gerçek olmadığını herkese göstereceğiz” diyordu. Sonrasında CHP başkanı Sn. Kılıçdaroğlu’nun basın toplantısını izledim (Halk TV veriyordu, keza diğer kanallar yine alışkın olduğumuz gibi 3 maymun vaziyetindeydi) . Dört değişik kuruluştan bunların doğruluğunu teyid ettiren Kılıçdaroğlu, bunların 100% gerçek olduğunu üzerini bastıra bastıra tekrarladı. Ama bunu kim duydu acaba? Ya da duyulduysa bile bunu soruşturabilecek bir babayiğit var mı acaba ülkemizde göreceğiz.

Bunlar eğer söylendiği gibi 100% gerçekse, bence de durum vahim. Ülkenin Başbakan’ı bunları yapıyorsa, diğer bakanların veya milletvekillerinin her türlü yolsuzluğu yapması gayet doğal karşılanmalı. Ortada uçuşan, aslında tamamı halkın olan paraların haddi hesabı yok (30 milyon Euro’nun eritilmesinden bahsediliyor meselâ) ama bunların hesabını veren de yok şu ana kadar… Basın tutulması, Yasama tutulması ve Yargı tutulmalarını da yaşıyoruz birlike toplum olarak, hem de 3’ü bir arada ve aynı anda! İnanılır gibi değil, yani.

Bu kasetlerin “bağımsız” bir mahkeme tarafından soruşturulmasını, bu dağıtılan paraların eritilmesine yardımcı olan ve boş zamanlarında da ülkemin insanlarına küfreden müteahhit bozuntularının bir an önce cezalarını bulmalarını, hâlâ bulunduğundan emin olduğum aydın ve dürüst insanlar ve mâkamlardan bir vatandaş olarak rica ediyorum. Bu arada 1071 Malazgirt Muharebesini bir kez daha kazanan Belediye’mize de teşekkürler, Ankara’da insanlar bunca şeyle uğraşırken bunların üstüne tüy diktikleri için.