Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Tunalı Hilmi Caddesi, Ankara – Kasım 2013

Aşağıda bulacağınız fotografları Ankara’nın en meşhur caddesi olan Tunalı Hilmi caddesi‘nde bizzat yürüyerek çektim ve çekerken de gerçekten üzüldüm. Bu cadde daha  1-2 yıl evvel yenilenmişti diye hatırlıyorum, ama ya işçilik kalitesiz, ya da malzeme ki şu anda kaldırımların durumu içler acısı bir hâlde ve adeta dökülüyor…

Belediye Başkanlığı için en çok yarışılan ilçelerden biri olan Çankaya’nın en nadide caddesindeki kaldırımların vahim durumunu görsel olarak size daha net anlatırım diye düşündüm, 30 civarı resim çektim ve bunları tamamını aşağıda sizlerin değerlendirmesine sunuyorum. Dünya’nın birçok ünlü caddesi mermer’den, granit’ten en nadide ve kaliteli şekilde yapılırken, bazı ünlü cadde kaldırımlarına ise altın yıldızlar bile döşenirken, bizim kaldırımlarımız resmen 3. Dünya ülkesi kıvamında.

Bu  kaldırımlar Başkent’imizin en güzide caddesine yakışıyormu Sayın Belediye Başkan’ları ve yeni adaylar? Soruyorum size ?

tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--25 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--24 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--23 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--22 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--21 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--20 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--12 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--13  tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--14 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--15 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--16 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--17 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--18 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--11 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--9 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--8 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--7 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--6 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--5 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--4 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--3 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--2 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--1 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--26 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--27 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--28 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--29 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--30 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--31 tunali-hilmi-caddesi-ankara-kaldirimlari-11-2013--32

Hangisi önce yapıldı acaba? Çit mi? Bina mı?

 

tarım-meslek-lisesi-eskişehiryolu-ankaraYa da bu fark eder mi? Bu tuhaf bina aslında bir lisenin bahçesinde eski bir kantin vb. bir yapı. İşi bitince yıkılmamış ve terkedilmiş. Yalnız burada ilginç olan detay, buradaki yapılan çitin binanın altından geçiyor olması! Öyle bir yapılmış ki, binanın kolonları kaldırımda kalmış. Eğer bu çiti bina’dan sonra çektilerse, neden dışından değil de içinden geçirme zahmetine girdiler. Yok bina’yı çitten sonra yaptılarsa o zaman bu daha da vahim bir mimarlık faciası tabii.

Bu bina içeride görünmez bir noktada olsaydı eminim dikkatimi çekmezdi, ama tam da Eskişehir yolu’nun üzerinde duruyor, yani fark etmemenizin imkânı yok gibi bir şey. Biraz etrafa bakınınca farkına vardım, buradaki lise çalışır durumda, ismi de “Tarım Anadolu Lisesi”, eski olmasına rağmen aktif olduğunu gösteren bazı resimler vb. var içeride. Okulun diğer tarafında ise, ki bu yine Eskişehir yolu’nun YeniMahalle, Ostim sapağı tarafına düşüyor, lojman benzeri iki 3’er katlı apartman bulunuyor. Bunlar da  tam anlamıyla dökülüyor ve savaştan çıkmış havasında. Resimledim sizin için aşağıda. (Resim uzaktan çekilince iyiymiş gibi duruyor ama yaklaşınca veya çatıya bakınca daha net anlaşılıyor durum)

cirkin-lojman-resimleri

Allah’tan Ankara deprem bölgesi değil, keza bu binaların durumu vahim. Çatılarındaki kiremitler çıkmış, balkonların altlarındaki betonlar kopuk, bina yüzeyine bir çok kırık ve çatlak var ve  bir de üstüne yola öyle yakın yapılmışlar ki camları açık olsa neredeyse yoldan geçen arabalardaki sürücülerle göz teması sağlayabilecekler, o derece yani. Bu ne tür bir şehir planlama faciasıdır, anlamak mümkün değil. Bu yapıların acilen iyileştirilmesi, hatta mümkünse taşınması gerekiyor. Bir de bu bina’nın yanında resmini çekerken arka plan’da “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı” görünüyor ki, bence yan yana güzel bir poz vermiş oldular. Plancılık bakanlığı ve plansız bir yapı aynı karede.

Siyasi mesaj uğruna, görüntü kirliliği

Ankara’da “Gezi olayları” sonrasında bazı kendini bilmez vandalların becerdikleri aşağıda resimlediğim, kamu malına zarar verme hareketi “Gezi Ruhu”na da zarar vermesi açısından gerçekten ibretlik bir tablo olarak Başkent’imizin en çok kullanılan alt geçitlerinden birinde özenle sergilenmeye devam ediyor! Her gün buradan geçerken rahatlıkla görebilirsiniz, ve hatta görmüşsünüzdür bile!

ankara-kirilmis-fayansli-altgecit

Bunun bana ilginç gelen tarafı bu alt geçidin hâlâ tamir edilememiş olması.(Eminim sorsanız size bir dolu gerekçe çıkartıverirler, o konuda sıkıntı yok). Ancak… bugün itibariyle tarih 21 Ekim 2013. Gezi olayları biteli nereden bakarsanız 2-3 ay oldu ama her nedendir bilinmez ODTÜ’ye bile Bayram dinlemeden gece yarısı baskını yapıp bir gecede yol açabilen “ultra şipşak” Belediye’miz bu altgeçidin fayanslarını bir türlü tamir ettirmemekte. Zarar görmüş fayanslar en azından geçici bile olsa sadece mavi bir fayans ile değiştirilebilirdi, hem de bu 1 gün içinde bile (30-40 günde bir üstgeçidin tamamını bitirebilen) Belediyemiz tarafından, eminim kolayca tamamlanabilirdi.

Benim tahminim bunun siyasi bir malzeme olarak kullanıldığı yönünde ve başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere bir “mağduriyet anıtı” olarak buradan geçenlere bir mesaj vermek amaçlı özellikle tamir edilmiyor gibi duruyor… İnşallah yanılıyorumdur keza eğer öyleyse, bu çok ucuz bir düşünce değilmi sizce de? Yani burada, “Büyükşehir Belediyesi’nin amblemini ve dolayisiyle amblemdeki camileri kırmışlar ve bu anlamda da bunlar dinsiz insanlar ve Ak Parti’ye de böylece gözdağı vermişler, bunlar işte böyle insanlar ey ahali” mentalitesini yerleştirmek için güzel bir mağduriyet duvarı olarak bırakılmış ve Ankara Halkı’nın beğenisine sunulmuş! Hoş bu açıkça gıcık olduğum Ankara Logosu’nun kırılması isabet olmuş ama, bunu kanuni yollarla kırmak lazım. Olayı aksiyona dökmek çağdaş insanımıza hiç yakışmamış ve hatta imajımızı da her gün özenle zedeliyor el aleme karşı.

Görüntü kirliliği yapan bu duvarın daha fazla siyasi malzeme yapılmayarak biran önce tamir edilmesi ve her gün binlerce insanımızın (ki bunların içinde konuk siyasi figürler de mutlaka vardır) kullanmakta olduğu bu altgeçidin ivedilikle tamirini bir vatandaş olarak ilgili mercilerden istirham ediyorum. Bu görüntü ne Ankara’ya yakışıyor, ne de”Gezi Parkı Eylemleri” nin mentalitesine. Bildiğiniz üzere, Gezi’de en ünlü sloganlardan biri “Burada PASİF direniş vardır” idi. Olayların, bu duvardaki şekliyle bilinmesi için çaktırmadan çaba göstermenin hesaplarını tam da Belediye seçimleri arefesinde gütmemek en mantıklı ve adil davranış olacaktır.

Yol kapalı bezi !

ankara-yol-kapali-isareti

Geçenlerde yolda gördüğüm ve yolun kapalı olduğunu belirtmek için yapılan uygulamanın ilkelliğini sizinle paylaşmak istedim. Buradaki tabelayı daha önceden kullanılmış bir afişi birkaç yerinden dikip siyaha boyayarak elde ettikleri siyah bir bezle kapatarak, “yol kapalı” demeye getirmişler. Tabelanın arkadan 5-10 vidasını söküp tekrar takmak yerine üzerini kapatırız diye düşünülmüş diye tahmin ediyorum. Belki pratik bir çözüm ama çok kötü bir görüntü. Üstelik bu bezler zamanla, rüzgarla yerinden çıkıp sallanıyor ve  rüzgârın etkisi ile bir aracın üstüne düşmesi de gayet olası ve bu da trafik kazasına yol açabilir. Zaten görüntüsü bile iç karartıcı, bari adam siyah yerine beyaz filan kullanır! Benim tahminim “kir tutmaz diye siyah tercih edilmiş”, belki de bu afişlerin üzerindeki yazıları siyah en iyi kapatır diye düşünülmüştür. Hangi zihni sinir hareketi onu bilemiyorum ama sonuçta kötü olmuş. Yurtdışında defalarca bulundum ama İran’da bile böylesine rastlamadım. Orada bu siyah dayatmasını kadınlara yapıyorlar! Size aynı olayın Amerika örneğini buldum. Aradaki fark çarpıcı. Aşağıda

amerika-yol-kapali-isareti-road-closedNeticede ikiside aynı işlevi gören iki işaret. Birinde dikkat çekici turuncu üzerine siyah yazı ve gayet ufak bir magnet ile kapalı “closed” yazılmış. Diğerinde ise tüm tabelayı kaplayan siyah bir bez ve hiç bir ibare yok.

Aradaki fark ile mentalite konusunda bir fikriniz oluşmuştur sanırım !

Armada (dar)Boğazı

armada-karsisi-insaat-duragi

Ankara’da yaşayanlar mutlaka eskiden Ankara’nın ikonlarından! olan “Mavi Kafes”i bilirler, keza Ankara’nın ucubeleri arasında başı çeken bir yapıt idi. Zamanında “Expo Center” olacak vb. dedikodular çıkmıştı ama hiç bir şey olamadı, çünkü yanlış planlanmıştı ve zaten dar olan Eskişehir yolu’nu daha da daraltıyordu üstelik yola da çok yakın yapılmıştı.

Mavi Kafes yıllarca öylesine durduktan sonra, en sonunda bir kaç ay evvel sökülmesine karar verildi, üstteki resimde kafes’ten kalan Peri Bacaları’nı andıran büyük ve uzun beton kolonları görebilirsiniz. Şu aralar onların da kırımını yapmaya çalışıyorlar, o iş ne zaman biter orası meçhul keza tüm herşeyi elle yapıyorlar. Bu iş devam ederken de tabii, düşünülmeden yapılan bu yapı nedeniyle Armada’nın tam karşısındaki dönüş trafiği, okulların açıldığı bu günlerde, yine tam anlamıyla zıvanadan çıkmış durumda. Zaten burada bulunan üst geçide baktığınızda aradaki genişlik farkını bariz görüyorsunuz. Üst geçitin 3/2 si yolun diğer tarafında(yarısı olması gerekirken), 1/3’ü ise dönüş tarafında. Bu trafiğe bir de keşmekeşin içinde durmaya çalışan otobüs ve minibüsler eklenince, koca Ekişehir yolu dönüş trafiği bir şeritten akıyor aslında! Tabiri caizse “her gün yol çalışması” temalı tuhaf ve acıklı bir tiyatro yaşanıyor burada.

Bu zulümun bir an önce son bulmasını yetkililerden rica ediyoruz. Ankara’da deniz yok, neden boğaz trafiği çekiyoruz ki? Ama tabii, “Yanlış hesap Bağdat’tan döner” deyiminde olduğu gibi, heralde iş Bağdat’a gitti savaş filan, anca geldi ki 🙂 10 yılda bir yıkım kararı çıkabildi. Eh buna da şükür.

Taşra Sineklerine Uyarı – Numune Hastanesi NÜKLEER Tıp

Numune Hastanesi her seferinde istemeden gittiğim bir hastanedir. Bunu başlıca nedenini kendime geçenlerde sordum. Cevabı açıktı aslında keza fazla düşünmeden çıkıverdi nedeni. Bu hastane’nin dışı ve içi dökülür durumda, bir hapishaneyi andıran binaları ve gardiyan misali insanları ile çağdışı bir yer. Tüm Hastaneler yenilendiği halde burası bir türlü yenilenemiyor, veya yenilenmiyor. Geçenlerde yine bir yakınımı yoğun bakım C-3 ünitesinde ziyarete giderken, bir diğer nedeni daha keşfettim. Buradaki insanların çoğu sanki bir köy yerinden gelmiş gibilerdi. Köylüleri kesinlikle küçümsemek istemem, tabii ki onlara saygımız sonsuz, sadece buradaki profilin böyle olduğunu hissediyor insan. Herhâlde ucuz olduğundan veya Sosyal Güvenliği olan insanlara bedava olduğundan da tercih ediliyordur.

Taşra insanı, çilekeş tabii, ağlamaklı yüzler, beklemekten sakalları uzamış insanlar hatta Hastane’nin kısıtlı çimen ortamlarında tüp yakıp, çay kaynatan aileler, durumu daha net ortaya koyar nitelikte birer canlı tabloydu, adeta. Tam da bu duygular içinde yürürken, en son noktayı burada gördüğüm ve sizin için çektiğim bu “cam kapı” koydu ve tabii bu tirajıkomik olayı da mutlaka paylaşmalıydım sizinle. Aşağıdaki fotografta Numune Hastanesi’nin Nükleer Tıp bölümü olduğu arkadaki duvarda bulunan ibareden anlaşılan, girişinin fotografını görüyorsunuz. Buradaki, girş kapısının üzerinde ilk defa bakışta, “Herhâlde bölüm’ün ismi filan yazıyordur” gibi bir intiba uyandıran ve yok sayılan, ama her cama ısrarla ayrı ayrı tekrarlanmış koca koca harflerle “Dikkat Cam Yüzey” yazıyor. Ve tabii kapıda da ayırca, her kapı panelinde bile tek tek “Dikkat Cam Kapı” yazıyor. Evet evet, şaka değil, 100% gerçek. Buyrun bu da resmi.

numune-hastanesi-nukleer-tip

Birden bakakaldım, 4-5 saniye kadar. Sonrasında birleştirince, tahminim “buraya bir iki yapışan vatandaş olmuş veya hatta bu yapışmalar sonucu bu cam kırılmış bile olabiliré diye düşündüm. Sonuçta Hastane yönetimi de, düşünmüş ve böyle bir çözüm üretmiş! Ancak bu çok komik değilmi, sizce de? Taşra’dan gelen insanlarımızın çoğu okuma yazma bilmez, bilenleri de zaten pek okumaz, hadi bu yazıyı görse bile o anda ünite’nin ismidir diye de düşünüp önemsemeden geçer gider zaten. Bence buradaki, güya uyarı mahiyetindeki yazılar, tamamen amaçsız ve tirajıkomik yurdumdan bir manzara oluşturmuş, o kadar. Üstelik bu manzarayı yaratanlar bu sefer “Tıp” insanlarımız, hem de “Nükleer” yani, boru değil !

Eğer amaç inşaat yapımında takılan camlarda kullanılan “çarpı işaretleri” gibi cam kazalarını önlemek ise bu yazı yerine cama bir amblem filan koysalardı, o da aynı işi görürdü bence. Yoksa bu yazılar hikaye, ve gerçekten de gülünç olmuş.

İşin pozitif tarafından bakarsak ta; Bir komik anım var artık, Numune Hastanesi ile ilgili.. Bu da bir şey tabii…

Çankaya Belediyesi’ne perdeleme için teşekkürler

http://www.blogankara.com/terk-edilmis-binalar/ yazımızda bahsettiğimiz binadaki tehlikeli durum, resimde de  taşlarının üzerinde amblemini görebileceğiniz üzere Çankaya Belediyesi tarafından perdelenerek en azından insanlar için daha az tehlikeli hale getirilmiştir. Bu tip terkedilmiş binaların bir şekilde perdelenmesi, hem görüntü kirliliğinin önüne geçecektir, hem burada tinercileri barındırmayacaktır, hem de insanların ve özellikle de çocukların yürürken dalgınlık ile içine düşebileceği tehlikeli ortamlar önlenecektir. Duyarlı davranışı için Çankaya Belediyesine teşekkür ediyoruz.

kennedy-tunus

Terk edilmiş binalar

Aşağıda Tunus Caddesi ile Kennedy Caddesi kesişiminde yer alan bir binanın şu andaki içler acısı görünümlü halini sizinle paylaşıyorum. Bu tip binaları eminim siz de çeşitli kez, Ankara’nın değişik noktalarında gözlemlemişsinizdir. Bu binalar hem çirkin bir görünüm yaratıyor, hem de kısa zamanda, tinerci, akşamcı vb. kişilerin gecelik konakladıkları otellere dönüşüyorlar.
Bence bu tip binaların sahiplerine “perdeleme” zorunluluğu getirilmeli. Böylece hem bu tip oluşumlar engellenmiş olur ve Ankara daha güvenli hale gelir, hem de caddelerimizin görüntüsü daha çağdaş ve estetik  bir görünüme kavuşabilir.

eski-bina

Numune Hastanesi Gurabesi

sus-hemsire

Geçenlerde bir yakınımız, beyin kanaması geçirdi ve bu nedenle Numune Hastanesi’nin acil’ini ziyaret etmek durumunda kaldım. En son 20 yıl evvel filan gitmiştim buraya ve o zamandan bu yana pek te büyük bir değişiklik göremedim açıkçası. Personel aynı (ne baktın canım diyen personel var), Doktorlar aynı, “hocalarımız vizitte lütfen 1 saat sonra gelin” diyorlar, 1 saat bekliyorsunuz bu korkunç tiyatral ortamda, sonra “doktorun acil bir hastası çıktı, yarın bu saatlerde gelsin yakınları dedi” diyorlar. Hemşireler aynı, suratlarda mutsuz ifadeler ve saygısızca konuşmalar (“çıkın dedim size, neden laf anlamıyorsunuz yaa” diye bağıranına rastladım). Tabii durum böyle olunca hastane yönetimi de muhtemelen şöyle düşünmüş; Ya herşey orjinal ise, hastaneyi niye değiştirelim, bırakın o da orjinal kalsın diye…

Allah bu hastaneye düşen kişilere öncelikle sabır versin diyorum, keza buradaki olayları görünce buna ihtiyacınız olduğunu anlıyorsunuz. Bu kişilere boşuna “Allah kurtarsın” demiyorlar, keza işiniz kesinlikle Allah’a kalmış durumda. Yine Allah’tan bu yakınımız fazla çekmeden vefat etti (3-4 gün evvel) de kurtuldu. Hem kendisini kurtardı, hem de aile ve yakınlarını tabii. Allah fakir Ankara’lıya yardım etsin, keza yanmışız da ağlayanımız yok.

Bu arada değinmeden geçemeyeceğim, buradaki 1 karışlık acil girişi bahçesinde 10 kişilik bir aile tüplerle filan piknik durumundaydılar, tam resimlikti yani ama, ayıp olur diye çekemedim bunu. Zaten bu aralar oradan geçerseniz muhtemelen ya onları, ya da onlardan boşalan yeri devralan bir başka aileyi burada görebilirsiniz. Canlısı varken, resme ne hacet.

Burası Başkent Ankara, sene 2013 ve Sn. Melik Gökçek’in reklam panolarında da genişçe yer verdiği gibi “Türkiye’nin en yaşanılır şehri”.

Ankara yollarında, Ankara Portreleri – Çirkin otoban kenarı lojmanlar

Eskişehir yolu çirkin lojmanlarıBu yapı CHP Binasının tam önüne ve otobanın kenarına denk geliyor ve gayet çirkin bir görüntü yaratıyor. Zaten insanların yaşadığı bir binanın bu denli otobana yakın (hemde çok yakın), olması hem orada kalanlar açısından hem de eminim şehir mimarisi açısından tuhaf bir durum. Umarım bu insanlara daha güzel bir ev verilir ve bu binalar da yıkılarak bu alan  asıl olması gerektiği gibi yeşillendirilir.