Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Güven, mutluluk ve dilencilik

Güven, insanın hayatında çok önemli bir unsurdur. İnsanlar önce çekirdek ailesindeki fertlere, sonra arkadaşlarına, akrabalarına ve en üst halkadada devlete bile güven duymak, kendini sevilir, korunur ve mutlu hissetmek ister. Tabii bunların devlet ile ilgili olanlarında gelişmesini tamamlayamamış ülkeler sorun yaşarken aile fertlerine, akrabalara ve hatta arkadaşlara güven konusunda pek bir problem olmaz. Gelişmiş olan ülkelerde ise, devlet oturmuş, hukuk bağımsız ve devletin unsurları güzel işlerken bu sefer de yaşayan insanlar aile fertlerine güvensizlik, akraba ve arkadaşlarına güvensizlik yaşarlar. Bizim gibi gelişmesini bir türlü tamamlayamamış ülkelerde ise devlet malûm durumdayken, aile kavramı ve arkadaşlık ilişkilerindeki güven hâlâ kısmen de olsa korunabilmektedir.

Peki eğer mutluluk için “güven” bu denli önemliyse neden bunu mükemmel bir şekilde sağlayamıyoruz? Neden devlete güvenemiyoruz mesela, neden diğer insanlara güvenemiyoruz veya bazı durumlarda en yakın akrabalarımıza bile güvenmekte sıkıntı yaşıyoruz ? Acaba, teknoloji bizi biribirimizden uzaklaştırırken herşeyin bilinir olması ve bilginin kolayca elde edilebilir olması, insani davranışlarda izolasyon ve sosyal ilişkilerde problemler mi yaratıyor? Üzerinde düşünmek ve ülke mutluluğu için adımlar atmak lazım diye düşünüyorum.

Geçenlerde yaşlı bir amcayı arabama aldım. Yardım edeyim gideceği yere götüreyim diye, malûm havalar soğuktu. Bana “Polatlı’da yaşadığını” ve “oraya dönmek istediğini” söyleyince “amca ben seni garajlara bırakayım” dedim. “Tamam” dedi. Yolda bana tüm hayat hikayesini anlattı. Varınca da bana “Evladım benim hiç param yok. Otobüs için bana biraz para verir misin?” diye sorunca tereddütsüz hemen yetebilecek bir para verdim ve bir insana yardımcı olmanın mutluluğu ile günüme devam ettim. Aradan 2 hafta filan geçti. Dün arabamla tekrar aynı yoldan işe gelirken birde ne göreyim! Aynı amca, aynı yerde ve yine üşüyormuş gibi! yapıyor. Yanına yanaştım, gülümsedim ama bişey söylemedim. Herhalde beni hatırlayamamış olacak ki, arabaya bindi, selamlaştık, yolalmaya başlayınca bana yine aynı hikayeyi anlatmaya başladı, iyi mi 🙂 Ben dinlerken gülümsüyordum ama adam acıklı bişey anlatırken benim gülümsemem de biraz tuhaf oluyordu. Tüm hikayeyi bildiğim için kendime engel olamıyordum ama! Sonunda amcaya açıkladım durumu. Adamın yüzü bile kızarmadı. Söylediği şuydu. “N’apayım oğlum bende bu işi yapıyorum” şeklinde bir itirafta bulundu en son ve “sen beni yol kenarında indir” dedi. Neyse ki bu sefer ek bir para istemedi. O kadar da yüzsüz değilmiş diye bir nebze sevindim ama sonra da kızdım bu olanlara! Kendime de, adamın bu duruma düşmesine de. Hatta, Belediye’ye bile kızdım!

Ankara’da “size bir şey söyleyebilir miyim?” diye yanaşan dilencilerden artık gına geldiği için dilenciliğin bu yeni versiyonu da haliyle sinirlendirmişti beni. Zaten mendil satma bahanesi ile dilencilik yapanlar sayesinde arabanızda kendinizi kötü hissediyorsunuz. Para verseniz bir türlü, vermezseniz bir türlü. Yanınızda başkaları varsa ve arabanız da biraz yeniyse hele adamlar işi iyice azıtıp sizi adeta onların yanında rezil etmeye çalışıyorlar ve iyice yapışıyorlar. Bir eğlence mekânından çıkarken mesela hemen atlayıp sizin eğlendiğiniz o günü kötü bir anıya çevirmek için adeta rezillik çıkarabiliyorlar. Adama “hayır” dediğim için kendini yere atan ve sanki ona vurmuşum gibi yerde debeleneni bile biliyorum ben. Bide üstelik o gün yanımda 3 arkadaşım vardı, adam o kadar güzel rol yapıyordu ki arkadaşlarım bile ona inandılar, asıl ona yanıyorum ben! Siz yatın kalkın şu Tunalı’da veya metroda müzik çalıp para toplayan versiyonlarına dua edin. En azından onlar insanı müzikle mutlu ediyorlar ve pasifler. Aktif dilenciler en kötü versiyonu. O versiyon güveninizi kötüye kullanıyor ve farkında olmadan aslında güvensiz bir toplum için tohumlar ekiyorlar.. her gün yılmadan.

Hele şimdi bir de Suriyeli dilenciler türedi biliyorsunuz. Kesin rastlamışsınızdır. Bunlar genellikle çoluk çocuk çalışıyorlar. Çocuklar biraz Türkçe konuştuğu için onları kullanarak para topluyorlar. Yada Türkçe bilen birine “Açız” veya benzeri bir pankart yazdırıp size onu gösteriyorlar. Ama söyleyeyim Suriyeliler Türk versiyonlarına göre çok daha etik davranıyor. En azından “hayır” denince, laftan anlayıp bir sonraki kurbana yöneliyorlar. Türk dilenciler çok yaratıcılar ve rol yapma, kıyafet değiştirme, duygu sömürüsü konusunda üstlerine yok. Son keşfettikleri numara mesela soğuk havalarda “lüx semtlerin çöplüklerine çocuklarıyla gidip sanki çöpten yiyecek topluyormuş gibi yapmak” ve diğer versiyon ise “tüm aile olarak kaldırımda ateş yakarak sanki kalacak yerleri yokmuş orada kaldırımda yatacaklarmış” hissiyatı ile duygu sömürüsü yapmak. Bunlar 2016-2017 model! Yeni çıktı. Çeşitler her geçen gün gelişiyor. Bu konuda çok yaratıcılar şimdi bak, haklarını teslim etmek lazım.

Geçenlerde Bolu’daydım. Şaşırdım! Keza burada dilencilik yok. Biraz soruşturunca, Belediye dilenciliğe karşı her tarafa afişler yapıştırmış ve whatsapp hattı oluşturmuş. Dilenciyi görünce resmini çekip bize atın. Biz çaresine bakarız diyorlar. Çok güzel bir uygulama olmuş bence. Burada en yoğun caddede bile örneğin bir Tunalı’da yapamadığımız gibi rahat rahat yürüyebildik. Bir kişi bile “size birşey söyleyebilir miyim?” demedi. Zaten bir insan bir insana neden bu soruyu sorar ki? Ne söyleyeceksen söyle direkt! Benim tahminim değişik yaklaşma çeşitlerini deniyorlar ve bu cevabı “evet” olan sorulardan biri.

Hemen burda arkadaşımın başına gelen bir olayı anlatayım. İnsanların dilenciler ve bol ağlamalı/ dövünmeli haberler yüzünden ne duruma düştüklerini daha iyi anlayın. Arkadaşım Ankara’dan İstanbul’a giderken benzini bitmiş yolda kalmış. 1 saat otostop yapmış kimse durmamış. “Gelen geçiyor, gelen geçiyor” diyor. Aslında istanbul’a da neredeyse girmek üzereyken olmuş bu olay üstelik. Yani öyle dağ bayır filan değil. Neyse ordan buradan atlayıp otobandan çıkmış, bir benzinci bulmaya çalışırken. Yolda 3 değişik kişiye “Pardon, bişey sorabilir miyim?” benzeri bir söz ile yaklaştım” diyor. Bu kişilerin birincisi elini kaldırdı ve bişey söylemedi. Sonraki adam arabadaymış. Arabaya yanaştım sorayım diye ama arabadaki adam pencereyi bile açmamış. Sonuncusu ise bir kadınmış ve ona yanaştığında ise “Pardon bakar mısınız?” benzeri bir sorusuna cevap “bakamam” olmuş. Durum bu yani ! Artık insanlar o kadar bu tip sömürülere maruz kalmış ki insanın insana olan güveni bu seviyeye gerilemiş ne yazık ki! Neyse Allahtan, 4. sorduğu kişi cevaplamış ve yolu göstermiş de benzinciyi bulabilmiş. Konuşurken aksandan merak edip sorunca adamın Suriye’li olduğunu oralarda bir restoranda garsonluk yaptığını öğrenince ise iyice şaşırmış tabii! “Sağolsun Suriyeliler bizi dışlamıyorlar” dedi. Güldük beraber, ibretlik halimize.

İstanbul, Ankara gibi en büyük iki şehir arasında vuku bulan bu olay bence gerçekten de ibretlik. İnsanlar o hale gelmiş ki artık güven sıfıra yakın ve dilenciliği çözemezsek bu güvensizlik her geçen gün daha da kötüye gidecek gibi duruyor ve tabii mutsuz insanların sayısı da hızla artacaktır kaçınılmaz bir sonuç olarak. Zaten insanlar ekonomik sıkıntılar içindeler, birde üstüne bu faktör eklenince sadece daha da az mutlu oluyoruz, daha az güvende hissediyoruz, insanlara kötü önyargılarımız artıyor.

Bolu, Eskişehir, İzmir dilenciliği çözme yönünde bir adım atmışlar bunu şehre gidince hissediyor ve insanların yüzündeki mutluluk artışını da gözlemleyebiliyorsunuz ama diğer illerin durumu acıklı.

Yani nedir abi ! Koca Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu dilencilere bakamıyor muyuz? Suriyelilere bakıyoruz da, Türk ihtiyaç sahiplerine neden bakamıyoruz? Öncelikle Ankara Büyükşehir olmak üzere tüm belediyelerden
• Türkiye çapında bir seferberlik ile gerçekten yardıma muhtaç olanlara yardım ellerini uzatmalarını.
• Kurban kesmek için Afrika’ya filan giden aşırı müslüman işadamlarının bu yardımlarını Türkiye’de paraları buharlaştırmayacak bir fona bağışlamalarını
• Diğer işadamlarının “dilencilik ile mücadele” adı altında bir fon yaratarak dilenciliği 2017 yılında bitirmelerini,
• dilenciliği bir meslek haline getiren dolandırıcıların da cezalandırmalarını
istiyoruz blogAnkara olarak. Bu kadar NET.

Dolandırıcı şirket uyarısı!!ARTI MOBIL ve ALTBANDTV Dikkat!

artimobil-altbandtvSevgili BlogAnkara okurları, tüm operatörlerde başınıza gelebilecek olan yeni bir dolandırıcılık yöntemi ile karşı karşıyayız bu sefer. İletişim firması adı altında, saygın cep telefonu operatörü firmalarının ismini kullanarak sizden para tırtıklayan firmalar bunlar. Üstelik bu firma birde işi sağlama alıp müşteri hizmetleri kurmuş 🙂 Arıyorsunuz.., bir tane adamı oraya dikmişler ve önüne bir yazı vermişler size o yazıyı tekrarlayıp duruyor, yavuz hırsız durumu yani ! Avea, Turkcell ve Vodafone şirketleri üzerinden bu Artı Mobil denilen firma birçok kişinin parasını haksız olarak gasp etmiş. İnternette “artı mobil şikayet veya altbandtv şikayet” vb. yazın ve arama yapın göreceksiniz yüzlerce şikayet var. Kaldı ki dolandırılmış ve yazamamış olan yüzlerce insanda kesin vardır, bunları hiç saymıyoruz bile. Eğer size bu nevi mesajlar geliyorsa ki bunlar size en azından SMS mesajı olarak bildirmek zorundalarmış veya faturanızda garip bir yükselme oluşursa mutlaka kullanmış olduğunuz operatörünüzün müşteri hizmetlerini arayın ve “benim hesabımdan tahsil edilen paralı bir üyeliğim var mı?” diye sorun ve eğer varsa da hemen iptal ettirin. İşin ilginç tarafı bu tip aboneliklere “ben bir daha üye olmayayım, bu tip talepleri geri çevirin” dediğinizde bu yapılamıyormuş, kendinizin tespit edip arayıp iptal ettirmeniz lazımmış bunu da unutmayın lütfen. ArtıMobil denilen firma bu açığı keşfetmiş, hemen paravan bir firma kurarak Vodafone, Turkcell ve Avea gibi ismi tanınmış olan operatörleri kullanarak (usüle uygunmuş gibi gösterip saçma sapan bir servise üye yaparak) insanları resmen ve fiilen dolandırmaya devam etmekteler.

Süreç genelde şöyle işliyor: ALTband.TV veya benzeri bir paravan isimden önce bilgilendirme adı altında mesaj geliyor, siz buna bir şekilde cevap yazarsanız veya artık akıllı telefonlarda bir şekilde yanlışlıkla basarak cevap vererek sms veya benzeri bir yöntemle veya bir link aracılığıyla dönüş yaparsanız, işlem tamam! Sizi otomatik üye yapıyorlar! Sonrasında ise dayıyorlar üyelik ücreti adı altında faturanızdan para tırtıklamaya! Bu paralar genelde ve başlarda ufak paralar olduğu için ve sizin de, çoğumuzun olduğu gibi, faturalarınız otomatik ödemede olduğu için, “herhalde fazla konuşmuşum” veya “interneti fazla kullanmışım” vb. gibi düşünerek önemsemediğiniz fiyat farklılıklarını her ay cebe indiriyorlar.

Sonra bakıyorlar siz ses çıkarmıyor veya üyelikten ayrılmıyorsunuz dozajı artırıp sizi başka şeylere de üye yapıyorlar ve bir arkadaşımın durumunda “112 TL ekstra” durumuna kadar gelmiş bu miktar. Sonuçta müşteri hizmetlerini arıyorsunuz, 15 dk telefon başında ağaç ettikten sonra çıkan müşteri temsilcisi sizi, “hatlarımız çok yoğun” bahanesi ile geçiştirip “biz bilemeyiz, isterseniz bu adamları siz arayın” demez mi!…. Tabii ki der ! 🙂

Verilen telefon 0 212 987 3099 Artı Mobil müşteri hizmetleri. Hadii sil baştan bu sefer de burayı arıyorsunuz sizi bir telesekreter karşılıyor gerçek bir firmaymış gibi düzenlenmiş ve birkaç aşamadan sonra gerçekten de sizi bir insana bağlıyorlar. Yani adamlar dolandırıcılığı bi adım daha ileriye götürüp alt yapısını da yapmışlar!! Neyse müşteri hizmetlerine cevap veren zavallı adamın önüne bir metin koymuşlar keza arayanların hepsi direkt ana avrat düz gittiğinden adam kaşarlanmış, bir yandan kahve içerken diğer yandan küfür yiyor ve önündeki mesajı okuyor ve siz ne derseniz deyin o papağan gibi bunu tekrarlıyor. Siz sinirden geberin isterseniz, problem yok, adamın ses tonunda hiç bir değişme görmüyorsunuz. Merak ettim ve kendim aradım aynı adam çıktı ve adama ne söylediysem gerçekten de hiç tınmadı. Eğer arada canınız bişeye sıkılır ve birine küfür etmek filan isterseniz burayı arayıp direkt girebilirsiniz. Küfür yerken tınmama konusunda bayağı tecrübeliler şimdi bak, haklarını teslim etmek lazım 🙂

Zavallı teknolojiye alışmakta debelenen ülkemin güzel insanları. Böyle kazıklana kazıklana bir şekilde gelişeceğiz heralde diye umud ediyorum. Artı mobil ve benzeri bu tip dolandırıcılık girişimlerine karşı da tabii sizi buradan uyarmak istedim. Lütfen bu tip hırsızlara teslim olmayalım bunları şikayet edelim ve özellikle de internet ortamında paylaşalım ki diğer insanlarımız da dolandırılmasın.