Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

muTEBER olmak lazım hayatta !

akbaba av avukat murat teber“İnsan’ın avukatlara işi düşmesin!” derler ya, aynen böyle bir durum yurtdışında uzun yıllar okumuş ve hatta orada master+doktora yapmış arkadaşımın başına gelmiş ve bu deyimi haklı çıkartmış adeta! Bunu etraflıca dinleyince paylaşmak istedim, hazır kafamda tazeyken keza okuyucularımızı uyararak, bu tip olaylar karşısında onların da mağdur olmamasını sağlamak boynumuzun borcu.

“Anadolu Sigorta” isminde bir sigorta şirketi var ülkemizde, çoğunuz ismini şu veya bu şekilde duymuştur. Bu şirket ile tali olarak (bir başka acente üzerinden) çalışan arkadaşımın Ankara’daki şirketi Sigorta Express nispeten yeni bir şirket olduğundan ve haliyle yeni müşteri ve “A acenteliği” alabileceği şirket arayışındayken, Anadolu Sigorta’dan bir temsilci ziyaretlerine gelmiş bir gün. Bu temsilci ile toplantıları sırasında acentelik alabilmeleri için Anadolu Sigorta portföylerinin geliştirilmesi ve yüksek üretim vb. isteklerde bulununca kısa süre sonra işe aldığı stajiyer çocuğa konuyla ilgili bir alan adı almasını ve buraya bir site ile Anadolu Sigorta için müşteri sağlanabilecek bir site yapılması direktifi vermiş. Çocuk, Anadolu Sigorta’nın her nedendir bilinmez, o tarihe kadar almayı düşünemedikleri “.gen.tr” uzantılı web sitesini “anadolusigorta.gen.tr” olarak tescil ettirmiş. Bildiğiniz veya şimdi bilgilendireceğim üzere “.gen.tr” alan adları “com.tr” gibi evrak vb. gerektirmediğinden her dileyen Türk vatandaşı tarafından alınabiliyor. Bu durumda da problemsiz olarak tescil gerçekleşmiş.

Akabinde tek sayfadan oluşan ancak efektif bir site oluşturulmuş ancak bu stajiyer bir hata yaparak kimseye sormadan, tahminen Anadolu Sigorta’nın A acentesi olduklarını düşünerek olsa gerek, Anadolu Sigorta’nın logosunu da arkadaşımın sigorta şirketinin yanında kullanmış. Tabii çocuk ancak Anadolu Sigorta’dan biri onu arayınca bu hatasının farkına varmış ve hemen düzelmiş ancak avda bekleyen Anadolu Sigorta avukatı aramadan önce noter kanalı ile bu sitede kullanılan logoyu tespit ettirmiş ve hemen basmış davayı sessiz sedasız! Arkadaşım Anadolu Sigorta ile durumu halletmiş olduğunu düşünürken 6-7 ay sonra birde bakmış ki hakkında nurtopu gibi bir ceza davası var.

İşin asıl tirajıkomik olanı “.gen.tr” alan adlarını herkese dağıtan ODTÜ(Nic.tr) tek bir ihtar ile anında alan adını iptal edip Anadolu Sigorta’ya verivermiş. Buradan uyarmış olalım,  “gen.tr” alan adı tek itirazda, ilk olarak siz tescil ettirmiş olsanız dahi sizden sorgusuz sualsiz alınabiliyor arkadaşlar! Lütfen alırken bu alan adının hiçbir zaman sizin olmadığını ve olmayacağını bilin ve ona göre alın.

“Yahu madem durum bu, neden başta bu alan adını satıyorsunuz?” diye çıkışsa da, Nic.tr’de bulunanlar konuyla ilgili cevap bile vermeden korku belası alan adını tıpış tıpış teslim etmişler Anadolu Sigorta’ya iyi mi!! . Normalde dünya çapında satılan ve geçerli olan “.com” alan adı kişinin nesi olursa olsun (buradan terör faaliyeleri filan gibi insanlık zararına birşey yapmıyorsa) önce bunu tescil ettirenden hiçbir şekilde alınamaz. Dünya çapında bunu regüle eden, ICANN isimli kuruluş buna müsade etmez, bizim ODTÜ’ye bağlı çalışan Nic.tr gibi en ufak bir durumda tırsmaz ve ilk tescil edenin haklarını sonuna kadar korur. Bu alan adı sadece dilenirse istenilene bir ücret karşılığı satılabilir, o kadar! Alan adları dünya çapında sanal değerler olarak bilinirler ve hisse senedi gibi alınır satılırlar. Birinin hisse senedine siz el koyup başka birine bilâ bedel veremezsiniz değil mi, mantıken! Ne yazık ki, Türkiye’de bu oluyormuş bunu da öğrenmiş olduk.

Tüm bunlar da yetmiyormuş gibi arkadaşımı arayan Murat Teber isimli avukat pişkin pişkin ve aslında kısaca “ya 5000 TL verirsiniz ya da mahkemelerde sürünürsünüz, sonrasında da siciliniz lekelenir” şeklinde tehdit edince arkadaşım “vereyim de, bu neyin masrafı?” diye sormuş haliyle!! Bunun üzerine daha da gaza gelen avukat “Size hesap vermek zorunda değilim ya verirsiniz ya da …. ” şeklinde bir karşılık alınca şok olmuş. “Adamdaki özgüvene bak!” diye de belirtti ben de paylaşayım istedim… Gerçekten de doğru ama! Adam resmen “Logoyu tek uyarımızda kaldırman ve Anadolu Sigorta’nın şikayetinden vazgeçmesi bile beni bağlamaz, ben seni sobeledim karşılığı 5000 TL” diyor ve bunun hesabı filan da yok! “Vereceksin !” diyor, bir nevi dayılanarak adeta! 🙂  Ha unutmadan! bir de adam öyle hızlı konuşuyormuş ki bunları söylerken konuşmasını anlamaya imkân yokmuş resmen. Acaba bununla uğraşan zavallı hakimler ne yapıyordur, onu  merak ettim ben asıl 🙂 Mahkeme bitmiyordur bi türlü 🙂 Allah onlara sabır versin!  Bu avukat anlatılana göre bu defektinin farkında olduğundan yanında bir başka avukat çalıştırıyormuş ve bu kadıncağız aracılığı ile iletişimi sağlamaya çalışıyormuş ! Arkadaş açıklama isteyince ve malum konu  “duygusal !” olunca telefona sarılmış ve direkt “parayı ver yoksa @!?*..” tehdidini  savurmuş.

Arkadaşımın öngörüsü bu tip avukatların  insanların ufak bir hatasını kollayarak  bundan maddi çıkar sağlamak için hukuk yoluyla bir nevi “legal gasp” yaptıkları yönünde. Anadolu Sigorta aslında bu davadan vazgeçilmesi yönünde bir görüş bildirmesine rağmen adam 3 kuruşluk masrafının binlerce katını bu şekilde kazanmayı kendine reva görebilmiş.

Bu tip avukatlar da türemeye başladı artık ülkemizde öyle görünüyor ki… Özellikle büyük şehirlerimizde! İşin ilginci arkadaşımın hukuk doktorası var, babası eski baro başkanı o da avukat kökenli ve tüm ailede birçok hukukçu var yani tamamen hukukla yoğrulmuş bir aile ona rağmen bu duruma düşebilmiş. İnanılır gibi değil, gerçekten!

Doğru dürüst Türkçe konuşamayan, etik davranıştan uzak, akbaba avukatlar devri hiç gelmesin lütfen. Budur temennimiz !

Nic.tr’nin kendini dünya standartlarında çalışan, alan adı sahibini öncelikle koruyan, ICANN kıvamına getirmesi ve  hukuk sistemimizin de ufak insan hatalarına dair davalara itibar etmeyip bu nevi avukatlara prim vermemeleri gerekir diye düşünüyoruz. Allahtan ülkemizde çok nezih, saygılı, hakkaniyetli, ne dediği anlaşılır ve güvenilir kişi ve kuruluşlar var da bu tip bozuklukları net olarak görebiliyoruz. Umarız bu tip olaylar ve kişiler hep azınlıkta kalmaya devam ederler.

Bir Rephair deneyimi

Rephair saç losyonu Tümer Metin BeşiktaşRephair isimli şampuan+losyon kombinasyonunu kullanan bir arkadaşımdan dün bu ürünün tüm kullanım geçmişini dinleme fırsatım oldu. Bu gibi ürünleri almayı düşünen veya halihazırda kullananlara bir fikir vermesi amacıyla paylaşmak istedim.

Ürünü arkadaşım ilk şu meşhur eski Beşiktaş’lı Tümer Metin’in olduğu TV reklamları ile duymuş. Kendisi de koyu Beşiktaş’lı olduğu için herhalde güvenip almış bir paket ve kullanmaya başlamış hemen! Reklamlarında işte her ay şu kadar saç teli filan deyince o da “olmayan saçı çıkarır” sanmış ancak 1 ay geçip ürün bitince ve kafada pek bir fark görmeyince bırakmayı düşünmüş. Tam da o günlerde Rephair’den aramışlar ve arkadaşımdan 1 ayın kullanım hikayesini dinledikten sonra “siz ürünü nasıl kullandınız?” diye sormuşlar. O da işte yazıldığı gibi önce şampuanı kullandım sonra losyonu sürdüm filan deyince kadın “peki jöle vb. birşey kullanıyor musunuz?” diye sormuş o da “evet” deyince kadın “hah ondandır” deyip arkadaşıma 3 aylık ürün daha satmış. Arkadaşım da “ben yanlış kullanmışım ondan olmamış” düşüncesiyle bu sefer yeni gelen paketi de ekleyerek toplam 4 ay daha kullanmış ancak saçlarda yine pek bir fark görememiş ve yine tam da bitmesine yakın aramışlar. Bu seferinde de arkadaşım “bu bende işe yaramıyor” vb. diye hafif sinirli çıkışınca bu sefer kadın “size bir de ek destek losyonu verelim” demiş hemen yarı fiyatına! 4 aylık çıkmama durumuna da şöyle bir izah getirmişler: “İlk aylarda öncelikle gözenekler açılacak sonra ise sarı sarı tüyler çıkacak sonra bunlar dökülecek ve en sonunda da normal saçlar çıkmaya başlayacak”. Arkadaşım da herhalde sarı tüyler çıktı ve döküldü de ben görmedim diye düşünürek “tam da çıkmaya başlayacakmış o nedenle şimdi bırakmamalıyım” mentalitesi ile bir 3 aylık kür daha almış iyimi! Sonuçta nereden bakarsanız 7 küsur aydır kullanıyor ve bir de üstüne normalde bahsedilmeyip “aşırı kellere özel” ek destek olarak satılan losyonu da kullanarak kürü desteklediğini söylüyor. Son durum bu yani. Lakin yakın arkadaşım ve sık sık görüştüğümüz için hemen söyleyeyim, bence şu anda kadar saçlarında hiç bir değişim yok! Hâla bayağı bi kel!

Ben hikayeyi dinledikten sonra eve döndüğümde merak edip Google’a “rephair” şeklinde aratınca bir dolu websitesi çıktı ve bunlardaki fiyatlar da resmi “rephair.com.tr” sitesine göre farklılık gösteriyor. Yani arkadaşım büyük ihitmâlle resmi satış sitesinden aldığı için bu ürünlere daha fazla para veriyor. Özellikle şampuan Türkiye’de yapıldığı için bu üründe özellikle promosyonlar ve fiyat indirimleri çok daha fazla.
Biraz araştırdıktan sonra edindiğim izlenim bu ürün saçları yeni dökülmeye başlamış kişilerde sadece dökülmeyi durduruyor. Yani diğer “minoxidil” içerikli ürünler gibi bir şey. Sadece bunun reklamı daha fiyakalı olduğundan değişikmiş gibi gelmiş bence insanlara! Tümer Metin “Bu saçı alıcaz, başka yolu yok” filan deyince gaza gelmiş olabilirler 🙂

Mutlaka bu veya benzer ürünlerden faydalanan kişiler de vardır. Bu tip bir deneyimi olan arkadaşlar bizimle paylaşırlar ve yorum bırakırlarsa seviniriz. Tabii işe yaramayanlar da burada paylaşabilirler.

Zaten Rephair sitesine girince de “daha dolgun saçlar”, “saç dökülmesini durdurun” filan gibi şeyler yazıyor. Neticede “xxx daha fazla saç teli” hikayesini bırakmış görünüyorlar. Zaten o kadar saçın çıktığını sayacak hâlimiz yok, çıkıyorsa bile! Ha tabii tamamen kelseniz orası başka, o zaman “xxx saç teli” hemen görünecektir ama bu da çok tuhaf olmazmı ki zaten? Düşünün ki kafanızın üstü tamamen kel ve burada aralıklı olarak veya daha kötüsü hepsi bir noktada xxx tane saç teli. Komik olurdu !

Rephair veya benzeri ürünleri kullananlara önerim eğer kalıcı ve ömür boyu saç istiyorsanız hiç bunlara bir dolu para harcamadan bu tip ürünlere harcayacağınız paranın üzerine biraz daha ekleyin ve direkt gidin saç ektirin böylece her gün o losyondu bu şampuandı uğraşmanıza da gerek kalmaz. Türkiye’de bu konu oldukça gelişti artık ve fiyatları da ucuzladı. Hatta o kadar ki yurtdışından bile bize saç ekimi için geliyorlar. Yalnız saç ektirmeyi düşünen arkadaşlardan özellikle ricamdır, hazır ektirmişken çok olsun diye aşırı sık ektirmeyin lütfen keza bu yoğunlukta bir saçın doğal olamayacağı hemen belli oluyor. Doğal bir görünüm için aralıkların yaşınıza uygun olması gerekiyor. Seçeceğiniz doktorunuzun da bu açıdan estetik biri olması ve sizin yoğun saç talebinizi sakinleştirebilmesi bence çok önemli. Yoksa 60 yaşındaki adamda 20 yaşındaki gencin sıklığında saç “dam üstünde saksağan yuvası” gibi duruyor bence!

Atam Cinnetteyiz!

atam-cinnetteyiz-ataturkun-bustunu-koparan-işid-militanı

ODTÜ Mezun, pankartları ise haber oldu !

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) bilindiği üzere, Ankara’nın en köklü ve saygın üniversitelerinden biridir. ODTÜ’lüler bir yandan oldukça ağır derslerle mücadele ederken, ülkeyi ve insanlarımızı ilgilendiren hususlarda duyarlılıkları ile muhalefet görevini de gayet başarılı bir şekilde  her dönem yürütmüşlerdir.

2014 mezuniyet törenleri, Devrim Stadyumu’nda bu sene de tirajıkomik pankartlarla süslü ve eğlenceliydi. İşte bazı kareler.

odtu-mezuniyet-afisleri-1  odtu-mezuniyet-afisleri-2 111_5 odtu-mezuniyet-afisleri-4 odtu-mezuniyet-afisleri-6 odtu-mezuniyet-afisleri-7 odtu-mezuniyet-7  bilal-odtu-pankartiodtu-mezuniyet-4

Ne Mutlu Türk’üm Diyene.


İşte budur ! Helâl olsun bu Muş’lu vatandaşımıza. Bu sözlere tamamen katılıyorum.

Bizi bölmeye çalışan siyasetçilere en güzel sözleri bu adam sarfetmiş. Zaten bölücü düşüncede olanlar önce Çanakkale’de bulunan anıtlardaki ölenlerin isimlerinin ve nereli olduklarının yazıldığı plaketlere baksınlar ve Türkiye’nin en Batı ucunda ne kadar Doğu’lu insanımızın da bu vatan uğruna can verdiğini görsünler. Bu ülke de Doğu’lusu, Batı’lısı herkes barış içinde yaşamıştır ve yaşayacaktır. Hiç kimse bizim topraklarımızı ve bizleri bölemez. Boşuna heveslenmesinler.

Onun için Atatürk “Ne mutlu Türk olana” değil “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” demiştir. Bu ileri görüşlü sözü ile geleceği okumuş ve bugünlere de, bundan sonraki nesillere de ülkemizin bütünlüğü için en önemli davranış ve tutumu bildirmiş, bu vatanda yaşayan tüm insanlar için kucaklayıcı olmamızı tavsiye etmiştir.

 

Hayat Bayram Olsa

Uzun süredir izlediğimiz en pozitif ve mutlu seçim reklamı olduğu için

bu video’yu 2014’ün en iyi seçim reklam videosu seçiyoruz.

Şenay’ın 70’li yıllarda çok popüler olan şarkısı ile CHP’nin Büyükşehir Belediye adayları söylüyor.

Hayaldi, Gerçek Oldu. Twitter Kapatıldı!

twitter-turkey-bannedÖnce size bu haberi ilk duyduğumda verdiğim tepkiyi, vereyim “Yuhhhh”. Keza gerçekten inanılacak gibi değil! Ne çektin be yurdumun genci! Üniversite sınavları, YÖK, vizeler, toplu taşım eziyeti, parasızlık, işsizlik, evde bari bir iki siteye bakiyim, twit atiyim de rahatlıyayım diye artık düşünmene de gerek kalmadı, televizyon, gazete desen zaten “Alo Fatih”e bağlı! Kıssadan hisse, edebinle otur, sesini çıkarayım, hele ki twit atıyım filan, hiç düşünme bile! Twitter’dan örgütlenip te başımıza iş mi açıcan! #occupygezi filan, boş işler bunlar. Çapulcu’mu olucan başımıza! Eğer vaktin varsa extradan namaz kıl, hükümetimize yat kalk dua et veya tv’yi aç hükümetin vaazlarını dinle. Evden okula, okuldan eve, evden okula … Derslerin dışında hiç bir şeyi görme, işitme, konuşma!

Durum bu! Artık, Dünya’da 5. olduğumuz bir özelliğimiz daha oldu, bu vesileyle! Twitter’ı yasaklayan 5. ülke olduk. Övünürmüyüz, dövünürmüyüz bilmem artık! Mübarek olsun. Yalnız burada ben en çok Sn.Başkan Melih Gökçek’e üzülüyorum keza bu mecrada hatırı sayılır bir ünü vardı! Ama tabii ne yapıcan, emir demiri keser… Bakalım sırada hangi sansür var, başka hangi hayallerimiz daha gerçek olacak! göreceğiz. Böylece Çin, Kuzey Kore, Mısır ve İran’dan sonra twitter’ın kuşunu kafesleyen ama bu arada çağdaş ve demokratik geçinen ilk ülke de oluverdik. Ne mutlu!

Ama bi dakka! Bence yanlış bir istihbarat var! Bu tapeler en çok youtube üzerinden yayılmıyormuydu, yahu? Twitter’dan bildiğim kadarıyla, en son şu eski bakan Egemen Bağış’ın “her Cuma, bir sure salla” olayı çıkmıştı. Ama bunun dışında Gezi olaylarından bu yana başka bir vukuatı yoktu zavallı mavi kuşun. Yanılıyor muyum?

Üzüldüm gerçekten. Güzel Ülkem’in özgürlükleri adına, bir kara leke oldu bence.
Twitter’a veda şiirim ve son twit’im de buradan olsun 🙁

Twit, twit, örgütlendin,
Tapeleri dillendirdin,
Başımıza çorap ördün,
Ama şimdi kafeslendin!

Free Press, Pes Etti, Pes !

basin-ozgurlugu-uc-maymun-turkiyeDün okuduğum bir gazetedeki makaleye göre, Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 154. sıraya gerilemiş, hepimize kutlu olsun! Sıralamaya bakınca, bizim aşağımızda olan üllkeler ya rejim açısından farklı sosyalist ülkeler, ya da kabile devletleri! Burada en dikkat çeken ve üzerinde düşünülmesi gereken nokta ise yeni savaştan çıkmış Kuzey Irak’ın ve hatta Afganistan’ın bile basın özgürlüğü konusunda bizden daha ileride olması.

Biraz araştırınca, hükümetin işe başlama tarihi olan 2002’deki aynı listede basın özgürlüğü açısından ülkemizin 100. sırada olduğunu öğrendim ve 2014 yılına geldiğimizde tam 54 sıra gerilemişiz. CNN Türk’te, bir iki gün evvel Cüneyt Özdemir’in, Fatih Altaylı’yı konuk ettiği programda Fatih Altaylı’nın baskıdan çıldırmışçasına sersenişleri ve son “Alo Fatih” olayı da bunu açıkça ortaya koymuyormu zaten! Basın’ın acınacak durumu, Hükümet’in basını nasıl hizaya soktuğu ve adeta kendi askerleri yaptığı, yandaş olmayan gazeteler tarafından etraflıca işlendi. Zaten bunu Başbakan da inkâr etmedi, ismi geçen gazeteyi aradığını ve bazı unsurların kaldırılmasını istediğini bizzat teyid etmişti bildiğiniz gibi. Haber Türk örneği ortaya çıktığı için biliyoruz, ama eminim şu anda bile birkaç cesur gazeteci arkadaşımız haricinde tüm basın kuruluşları ve yazarlar korkudan hükümet aleyhine hiç bir şey yazamaz durumdalar. Bu gerçekten ülkemiz için üzüntü ve utanç verici bir durum.

Bir ülkenin basını tutsak edilirse, aklı tutsak edilmiştir. Aklı tutsak olan bir ülkede de insanlar özgür bir şekilde düşünemez ve davranamaz. Adeta bir “korku” hakimdir ve bu korku nedeniyle ya ülkeden gitmeye zorlanırsınız, ya biat edersiniz, ya da direnirsiniz (ki bu durumda da gaz ve sopa yemeniz neredeyse garantidir). Durum gerçekten vahim, bir dolu gazetecimiz hâlâ tutuklu, yargı’nın durumu ise ortada…

Dün akşam gerçekten çok sevdiğim usta gazeteci abimiz Uğur Dündar’ın Halk Arenası isimli programını izliyordum. Programda beni en çok üzen şeylerden biri Halk TV’nin durumu oldu. İş adamları korkudan Halk TV’ye reklam veremiyormuş ve bu nedenledir ki Halk TV kaynak arayışı gayretleri dahilinde www.halkgonulluleri.com isimli bir site kurmuş ve buradan satabildiği kitap, kalem, rozet, anahtarlık vb. ürünlerden elde ettiği kâr ile ayakta durmaya çalışıyormuş ve bu nedenle de normal reklam yerine kendi sitesinin reklamını döndürmek durumunda kalıyormuş. Reytingleri de yüksek olmasına rağmen buraya reklam verilmemesi de zaten çok garip değil mi? Artık iş adamlarındaki korku’nun düzeyini siz düşünün! Son olarak Doğan Holding’in başına gelenleri biliyorsunuz. Adama vergicileri dayayıp bir ceza giydirdiler, feleği şaştı. Korkulan da işte bu. Eğer aleyh’te birşeyler yazar veya yayınlarsanız, ya vergicilerle cebelleşeceksiniz ve seneler boyu çalıştığınız paranız bir anda uçup gidecek, ya hapise gireceksiniz, ya da C şıkkı, ki en kötüsü “ikisi birden”. Buyurun, seçim sizin.

İnternet’in başına gelenleri ise hiç saymıyorum bile, internetimiz biraz da olsa özgürdü ve insanlar buradan birşeyler öğrenebiliyor ve paylaşabiliyordu. Artık onun da “ruhuna fâtiha”. İstenilen web sitesi yargı kararı olmadan kolayca kapatılabilecek ve hatta twitter’dan yazdıklarınız bile silinebilecek! Tabii bu da Meclis’ten jet hızıyla “torba yasa” ile geçti, artık Cumhurbaşkanı’nın onayında. Bakalım Cumhurbaşkanı buna karşı durabilecek mi? Göreceğiz. Umudu olanlar el kaldırsın!

Ülkemiz’in bu ahvâl ve şerâit içinde daha ne kadar gideceğini merak etmiyor değilim. Umarım yakın gelecekte bu yasaklar hafifler (dikkat ederseniz sonlanır diyemiyorum), basın özgürlüğü en azından 2002’deki durumuna geri döner ve akıl tutulmamız biraz da olsa son bulur.

Çok sevdiğim Yalan Dünya isimli dizideki Vasfiye teyze’nin değimiyle “Ne çektik be”.

Komik Dernek İsimleri

düğün-dernek-filmi-afiş

 

 

 

 

 

2014 yılına gülerek başlayalım istiyoruz arkadaşlar 🙂

Ülkemizde faaliyet gösteren komik ama 100% gerçek dernek isimleri,
(çoğunluğu da Ankara’da bu arada.)

Aydınlıkevler Dolmuş Durağı Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği
Kokoreççiler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
Bir Yudum Şarap Derneği
Angora Tavşanı Seven Şoförler Derneği
İstanbul Akvaryum Yardımlaşma Dayanışma Derneği
Genelevi Geliştirme ve Güzelleştirme Derneği
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Dostları Derneği
Taşköprü Sarımsak Geliştirme ve Kalkındırma Derneği
Orman Avukatları Dayanışma Derneği
Volvo Mağdurları Derneği
Oluklu Mukavva Üreticileri Derneği
Sungurlu Aşıklar ve Müzik Aleti Çalanları Koruma Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği
Profesyonel Posta Güvercini Uçuranlar Derneği
Tayland-Hint-Brezilya-Japon Horozunu Koruma ve Yaşatma Derneği
Oyuncu Güvercin Sevenler Derneği
Yıkımcılar ve Enkazcılar Derneği
Pointer Köpeği Irkı Üreticileri ve Yetiştiricileri Derneği
Havutlu Mahallesi Cenazeleri Kaldırma Yardımlaşma ve Kültür Derneği
Türk Dili Konuşan Deribilimciler Derneği
Evlilik Dışı Çocuklar Derneği
Halkımızı Bilinçlendirme Derneği
Hücre Ölümü Araştırma Derneği
Redüktör Otomasyon Teknoloji Elektrik Kimya Spor Derneği (ROTEK)
Oyun ve Ödev Evleri Derneği
Ege Efe Zeybek Kızan Ocakları Derneği
Don Kişot Kültür ve Sanat Derneği
Yorkshire Irkı Kanarya Sevenler ve Yetiştirenler Derneği
Yarım Pabuçlu Çocukları Koruma Derneği
Cumbalı Sokak Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
Refleksologlar ve Refleksoloji Uygulama Derneği
Narlıdere Pizza Sevenler Derneği
Kanatlı Kuşlar Hint Horozları Yetiştirme Derneği

Yeni yılınız kutlu ve mutlu olsun

Tüm okurlarımızın yeni yılını canı gönülden kutlar. Ülkemiz ve insanlarımız için çok güzel bir Türkiye portresi’nin çizilmeye başlayacağı harika güzellikte yeni bir yıl dileriz. Yeniyıl duygularımızı biraz olsun depreştirecek güzel bir video ile 2013’e veda ediyoruz. 2014’te de blog Ankara kaldığı yerden Ankara’nın nabzını tutmaya devam edecektir, hiç şüpheniz olmasın.