Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Bir Rephair deneyimi

Rephair saç losyonu Tümer Metin BeşiktaşRephair isimli şampuan+losyon kombinasyonunu kullanan bir arkadaşımdan dün bu ürünün tüm kullanım geçmişini dinleme fırsatım oldu. Bu gibi ürünleri almayı düşünen veya halihazırda kullananlara bir fikir vermesi amacıyla paylaşmak istedim.

Ürünü arkadaşım ilk şu meşhur eski Beşiktaş’lı Tümer Metin’in olduğu TV reklamları ile duymuş. Kendisi de koyu Beşiktaş’lı olduğu için herhalde güvenip almış bir paket ve kullanmaya başlamış hemen! Reklamlarında işte her ay şu kadar saç teli filan deyince o da “olmayan saçı çıkarır” sanmış ancak 1 ay geçip ürün bitince ve kafada pek bir fark görmeyince bırakmayı düşünmüş. Tam da o günlerde Rephair’den aramışlar ve arkadaşımdan 1 ayın kullanım hikayesini dinledikten sonra “siz ürünü nasıl kullandınız?” diye sormuşlar. O da işte yazıldığı gibi önce şampuanı kullandım sonra losyonu sürdüm filan deyince kadın “peki jöle vb. birşey kullanıyor musunuz?” diye sormuş o da “evet” deyince kadın “hah ondandır” deyip arkadaşıma 3 aylık ürün daha satmış. Arkadaşım da “ben yanlış kullanmışım ondan olmamış” düşüncesiyle bu sefer yeni gelen paketi de ekleyerek toplam 4 ay daha kullanmış ancak saçlarda yine pek bir fark görememiş ve yine tam da bitmesine yakın aramışlar. Bu seferinde de arkadaşım “bu bende işe yaramıyor” vb. diye hafif sinirli çıkışınca bu sefer kadın “size bir de ek destek losyonu verelim” demiş hemen yarı fiyatına! 4 aylık çıkmama durumuna da şöyle bir izah getirmişler: “İlk aylarda öncelikle gözenekler açılacak sonra ise sarı sarı tüyler çıkacak sonra bunlar dökülecek ve en sonunda da normal saçlar çıkmaya başlayacak”. Arkadaşım da herhalde sarı tüyler çıktı ve döküldü de ben görmedim diye düşünürek “tam da çıkmaya başlayacakmış o nedenle şimdi bırakmamalıyım” mentalitesi ile bir 3 aylık kür daha almış iyimi! Sonuçta nereden bakarsanız 7 küsur aydır kullanıyor ve bir de üstüne normalde bahsedilmeyip “aşırı kellere özel” ek destek olarak satılan losyonu da kullanarak kürü desteklediğini söylüyor. Son durum bu yani. Lakin yakın arkadaşım ve sık sık görüştüğümüz için hemen söyleyeyim, bence şu anda kadar saçlarında hiç bir değişim yok! Hâla bayağı bi kel!

Ben hikayeyi dinledikten sonra eve döndüğümde merak edip Google’a “rephair” şeklinde aratınca bir dolu websitesi çıktı ve bunlardaki fiyatlar da resmi “rephair.com.tr” sitesine göre farklılık gösteriyor. Yani arkadaşım büyük ihitmâlle resmi satış sitesinden aldığı için bu ürünlere daha fazla para veriyor. Özellikle şampuan Türkiye’de yapıldığı için bu üründe özellikle promosyonlar ve fiyat indirimleri çok daha fazla.
Biraz araştırdıktan sonra edindiğim izlenim bu ürün saçları yeni dökülmeye başlamış kişilerde sadece dökülmeyi durduruyor. Yani diğer “minoxidil” içerikli ürünler gibi bir şey. Sadece bunun reklamı daha fiyakalı olduğundan değişikmiş gibi gelmiş bence insanlara! Tümer Metin “Bu saçı alıcaz, başka yolu yok” filan deyince gaza gelmiş olabilirler 🙂

Mutlaka bu veya benzer ürünlerden faydalanan kişiler de vardır. Bu tip bir deneyimi olan arkadaşlar bizimle paylaşırlar ve yorum bırakırlarsa seviniriz. Tabii işe yaramayanlar da burada paylaşabilirler.

Zaten Rephair sitesine girince de “daha dolgun saçlar”, “saç dökülmesini durdurun” filan gibi şeyler yazıyor. Neticede “xxx daha fazla saç teli” hikayesini bırakmış görünüyorlar. Zaten o kadar saçın çıktığını sayacak hâlimiz yok, çıkıyorsa bile! Ha tabii tamamen kelseniz orası başka, o zaman “xxx saç teli” hemen görünecektir ama bu da çok tuhaf olmazmı ki zaten? Düşünün ki kafanızın üstü tamamen kel ve burada aralıklı olarak veya daha kötüsü hepsi bir noktada xxx tane saç teli. Komik olurdu !

Rephair veya benzeri ürünleri kullananlara önerim eğer kalıcı ve ömür boyu saç istiyorsanız hiç bunlara bir dolu para harcamadan bu tip ürünlere harcayacağınız paranın üzerine biraz daha ekleyin ve direkt gidin saç ektirin böylece her gün o losyondu bu şampuandı uğraşmanıza da gerek kalmaz. Türkiye’de bu konu oldukça gelişti artık ve fiyatları da ucuzladı. Hatta o kadar ki yurtdışından bile bize saç ekimi için geliyorlar. Yalnız saç ektirmeyi düşünen arkadaşlardan özellikle ricamdır, hazır ektirmişken çok olsun diye aşırı sık ektirmeyin lütfen keza bu yoğunlukta bir saçın doğal olamayacağı hemen belli oluyor. Doğal bir görünüm için aralıkların yaşınıza uygun olması gerekiyor. Seçeceğiniz doktorunuzun da bu açıdan estetik biri olması ve sizin yoğun saç talebinizi sakinleştirebilmesi bence çok önemli. Yoksa 60 yaşındaki adamda 20 yaşındaki gencin sıklığında saç “dam üstünde saksağan yuvası” gibi duruyor bence!

Maç bileti almak isteyenler mutlaka okumalı

Geçen hafta GS’li birkaç arkadaşla birlikte Real Madrid maçına bilet aldık ve 6 kişi için, kişi başı 250 TL vererek internetten bulduğumuz bir kişi ile anlaştık. İnternette yazan ilandaki ibare kombine biletlerini o maç için bize kullandırmak isteyen birine ait imajı veriyordu. Biz “tamam” deyince, arkadaş bizden 500 TL kapora istedi biz de arkadaşlarımızdan birinin İstanbul’da bulunan şubesi aracılığı ile parayı alabileceği şekilde onu yönlendirdik. Adama güvenmediğimiz için de hem resmini çektirdik, hem de TC kimliğinin fotokopisini aldık. İyiki de almışız. Okuyama devam ederseniz nedenini anlayacaksınız.
Adam gelip kapora’yı aldı ama ertesi gün bizi tekrar arayarak “acil bir olay olduğunu ve 500 TL’yi daha ona verebilirsek, “1 kişinin ücretini bizden almayacağını” belirtti. Biz bu arada ısrarla kombine’lerin kopyasını istemeye devam ettik ama her seferinde bir mazeret uydurdu. Neyse adama ikinci 500TL’yi de verdik ve neticede bizim sadece 250 TL borcumuz kalmıştı. Maç günü geldi çattı ve tüm ekibi toplayıp Ankara’dan yola çıktık, yoğun trafiğe rağmen 6 saat gibi bir sürede de stada ulaştık. Adam bizi yoldayken defalarca aradı saat 7:00 de orada olmamız için bizi streslemeyi de ihmâl etmedi! Halbuki maç 9:45’teydi. Bunun da bir taktik olduğunu sonrasında anlayacağız. Neyse oraya gittiğimizde bizi karşıladı ve bizden 500 TL daha istedi. Biz “250 TL kalmıştı” dedik ve haliyle de tedariksiz olabilirdik, ama o bizim yanlış anladığımızı bir başka maç için (mesela Juventus maçı için) bir kişiyi bedava sokacağını filan söyledi. Tabii önceden 1000 TL verdiğimiz için mecburen diğer 500 TL yi de kuzu kuzu verdik artık, keza Ankara’dan sırf bunun için gelmiştik. Adam “Ben ısrar edince, “abi sen merak etme maç arasında ben gelip sana 250TL’ni vereceğim” dedi ama, tabii onun da yalan olduğunu çok geçmeden anladık. Peki “parayı verdik, kombineleri ver” dedik, adam “ben sizi içeri sokacağım ve görevli arkadaş sizi yerinize oturtacak, merak etmeyin” dedi. Biz de beklemeye koyulduk, keza başka seçeneğiniz de yoktu. Saat 7:30 gibi orada ayarladığı beyaz gömlek giymiş bir stad görevlisi ile konuşarak belirlenmiş bir kapıdan bizi stadın içine soktu ama tabii ilanda bahsettiği yere değil. En üstteki dandik bir tribüne ve adam da bizi bir yere oturtmak dursun birden “tuvalete bir uğrayayım abi” dedi ve sonrasında da sırra kadem bastı. Biz tabii çaresiz boş bulduğumuz bir yere oturduk ki erken geldiğimizden bir çok yer boştu. Ama tabii çok geçmeden kombine sahibleri bir bir gelmeye başladı ve her seferinde doğal olarak bizi kaldırdılar. Sonra bir başka boş yere geçtik, sonra bir başka, bir başka… derken sonuçta ayakta kaldık ve tüm maçı da ayakta seyrettik iyimi ?
O kadar para ver, bir ton yalan ve üç kağıtçılık sonucunda orada itilmiş bir pozisyona düş, neticesinde de 2 saat ayakta stadı görmek için çabala!!. Adamın bizi neden erken soktuğunu da böylece anlamış olduk, bu arada. Erken girince bir yere oturuyorsunuz ve en azından bir koltuğum var diye düşünüyorsunuz ve sinirlenip aşağı inmiyorsunuz. Ama sonrasında maç saati yaklaştıkça gerçek ortaya çıkıyor, ama o zamanda çok geç oluyor, maçı bırakıp adamın peşine de düşemiyorsunuz ve zaten onu bulabilmeniz de koca sahada neredeyse imkansız. Sinirimden maçı nasıl seyrettiğimi hatırlamıyorum, onu söylemeleden geçemeyeceğim, bir de üstüne 6 tane yedik o da cabası tabii…
Galatasaray için GS resmi satış noktaları harici maç bileti alamayı planlayan insanlarımıza tavsiyelerim
1. Biletin parasını vermeden mutlaka bileti alın, ve bileti doğru maç için, doğru yer vb. konularda kontrol edin. Keza sonra parayı verince dönüşü olmuyor.
2. Eğer bir şekilde bileti alamadıysanız ve İstanbul dışındaysanız, biletin veya kombine’nin bir kopyasını mutlaka size iletmesini söyleyin, aksi takdirde para vermeyin. Keza bu adamların bileti filan yok. Orada tanıdık güvenlik ile ortaklaşa aldıkları parayı kırışıyorlar. O nedenle bileti gösteremiyeceklerdir.
3. Oraya gittiğinizde paranın geri kalanını vermeden mutlaka bileti veya kombineyi elinize vermesini isteyin.
4. Bir de olaydan bağımsız ama, ek bilgi :  yanınıza mümkün olduğu kadar 5 TL alın keza oraya bozuk para sokmak yasak ve susayınca mecburen tanesi 2TL gibi fahişt bir fiyat olan bardak sulardan 2 tane alıp 1 TL yi de adam size bozuk olarak geri veremeyeğinden hediye ediyorsunuz.
Buradan fotografını çektiğim Adıyamanlı insan olduğunu sanan ama karaborsacı bile olmayan arkadaşı ifşa etmek istiyorum. Bu çocuk yalancı ve dolandırıcıdır. Polise de bu adam hakkında suç duyurusu yaptım. İsmi ERDAL ÖNER. TC Kimlik Nosu: 11062461944. Resmi aşağıda :
dolandirici-bilet-karaborsa-erdal-oner
Bizim gibi oraya çeşitli fiyatlarla hatta bedava bile giren (tinerci, boyacı vb.) kişiler vardı o maçta ve herkes ayaktaydı. Zavallı kombine bilet sahipleri, bizim yüzümüzden onlar da kendi koltuklarında rahatça oturamadılar, onlara da üzüldüm. Bu olaya acilen Galatasaray yönetiminin bir çare üretmesi gerekiyor. Oradaki beyaz gömlekli güvenlikler özellikle inanılmaz bir dolandırıcılık tezgahı kurmuşlar ve internet üzerinden de bunu gayet güzel işletiyorlar. Üstelik stada arka kapılardan birinden girerken burada nöbet tutan polislerin arasından filan geçtik, onlar da olaya seyirci kaldılar. Biri de “bunların biletleri nerede?”, sorusunu bile sormadı ve stattan içeri bu beyaz üniformalı adamın arkasına takılarak girdik. Orada beklerken gördüğümüz diğer mizansen ise çok daha korkunçtu. Stadın yanında 3 tane genç yanlarında polis yelekleri getirmişler, poşetten çıkardılar ve bunları giyerek böylece içeri girdiler. Bu direkt olarak suç değilmi yahu? Allah’tan bize böyle bir şey önermediler, keza kesinlikle karşı çıkardım. Zaten adam orada “tüm paramızı geri ver, girmiyoruz” dedim ama adamda para ne gezer orada ya kavga edeceksiniz (ki bu şekilde de hem paranız gidecek, hem canınız yanabilir, hem de maç güme gidecek) bu endişelerle bir şey yapamıyorsunuz bu adamlara. Bir de bu insanlar Galatasaraylıyım diye geçiniyorlar. Bir takım tuttuklarını bile sanmıyorum.
Buradan tüm GS bileti almak isteyenleri uyarıyorum.
• Lütfen güvenilir kaynaklardan bilet alın ve mümkünse de zamanında kombine bilet alın, rahat rahat maçınızı izleyin.
• Sn. GS yetkilileri: Kombine bilet satın alan insanlar, eğer maçlara bedava giren veya bu karaborsacılar aracılığı ile paralarını kaptırıp girenler yüzünden maçı huzurla seyredemiyorlar. Çünkü bu ayaktakiler maç görüşlerini engelliyor ve devamlı hareket halinde insanın konsantrasyonunu feci şekilde bozuyorlar. Bu da uzun vadede onların kombine bilet alma isteklerini azaltacaktır ister istemez ve sonuçta GS’nin kazancı ve itibarı da ciddi ölçüde yıpranacaktır. Ayrıca lütfen güvenlik elemanlarını doğru ve dürüst insanlardan seçin, sivil ekipler bu tip olayları izlesin ve bilet/kombine sorsun. Ve en önemlisi, stadın kenarında da görevliler bilet veya kombine sorsunlar özellikle de şüpheli gördükleri kişilere ve stadın içinde de ayakta duran kişileri stad dışına çıkarsınlar mutlaka.
Biz tabii bu olaydan ağzımızın payını aldık ve Ankara’ya döndük. Dileğimiz bizden sonra başka vatandaşlarımızın bu kumpasa düşmemesidir, keza bu şekilde maç seyretmektense evde seyretmek çok daha keyifli ve dürüst bir davranış olacaktır.

Hiç boş yere rahatınızı bozmayın derim ben.

Titrediler ve sevinemeden gittiler

Aslanlar dün yine Avrupa’ya güzel bir ders verdiler ve GS ruhunu herkese tekrar gösterdiler. Aslında tur atlamak değildi mesele, sadece yenmek istiyorduk ama neredeyse son uzatma dakikasına kadar oyunun uzama ihtimali ve sonrası tur ihtimali hem taraftarı sevindirdi, hem de Real Madrid’i tir tir titretti. Öyleki adamlar turu geçtiklerine sevinemediler bile.

Eee, Galatasaray bu. Yapmadığı şey değil ve bu sefer de, neredeyse yine yapıyordu. Onları ve Fatih Terim’i bu harika oyun için tebrik ediyoruz. Süpersiniz.

Galatasaray - Real Madrid