Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Dolandırıcı şirket uyarısı!!ARTI MOBIL ve ALTBANDTV Dikkat!

artimobil-altbandtvSevgili BlogAnkara okurları, tüm operatörlerde başınıza gelebilecek olan yeni bir dolandırıcılık yöntemi ile karşı karşıyayız bu sefer. İletişim firması adı altında, saygın cep telefonu operatörü firmalarının ismini kullanarak sizden para tırtıklayan firmalar bunlar. Üstelik bu firma birde işi sağlama alıp müşteri hizmetleri kurmuş 🙂 Arıyorsunuz.., bir tane adamı oraya dikmişler ve önüne bir yazı vermişler size o yazıyı tekrarlayıp duruyor, yavuz hırsız durumu yani ! Avea, Turkcell ve Vodafone şirketleri üzerinden bu Artı Mobil denilen firma birçok kişinin parasını haksız olarak gasp etmiş. İnternette “artı mobil şikayet veya altbandtv şikayet” vb. yazın ve arama yapın göreceksiniz yüzlerce şikayet var. Kaldı ki dolandırılmış ve yazamamış olan yüzlerce insanda kesin vardır, bunları hiç saymıyoruz bile. Eğer size bu nevi mesajlar geliyorsa ki bunlar size en azından SMS mesajı olarak bildirmek zorundalarmış veya faturanızda garip bir yükselme oluşursa mutlaka kullanmış olduğunuz operatörünüzün müşteri hizmetlerini arayın ve “benim hesabımdan tahsil edilen paralı bir üyeliğim var mı?” diye sorun ve eğer varsa da hemen iptal ettirin. İşin ilginç tarafı bu tip aboneliklere “ben bir daha üye olmayayım, bu tip talepleri geri çevirin” dediğinizde bu yapılamıyormuş, kendinizin tespit edip arayıp iptal ettirmeniz lazımmış bunu da unutmayın lütfen. ArtıMobil denilen firma bu açığı keşfetmiş, hemen paravan bir firma kurarak Vodafone, Turkcell ve Avea gibi ismi tanınmış olan operatörleri kullanarak (usüle uygunmuş gibi gösterip saçma sapan bir servise üye yaparak) insanları resmen ve fiilen dolandırmaya devam etmekteler.

Süreç genelde şöyle işliyor: ALTband.TV veya benzeri bir paravan isimden önce bilgilendirme adı altında mesaj geliyor, siz buna bir şekilde cevap yazarsanız veya artık akıllı telefonlarda bir şekilde yanlışlıkla basarak cevap vererek sms veya benzeri bir yöntemle veya bir link aracılığıyla dönüş yaparsanız, işlem tamam! Sizi otomatik üye yapıyorlar! Sonrasında ise dayıyorlar üyelik ücreti adı altında faturanızdan para tırtıklamaya! Bu paralar genelde ve başlarda ufak paralar olduğu için ve sizin de, çoğumuzun olduğu gibi, faturalarınız otomatik ödemede olduğu için, “herhalde fazla konuşmuşum” veya “interneti fazla kullanmışım” vb. gibi düşünerek önemsemediğiniz fiyat farklılıklarını her ay cebe indiriyorlar.

Sonra bakıyorlar siz ses çıkarmıyor veya üyelikten ayrılmıyorsunuz dozajı artırıp sizi başka şeylere de üye yapıyorlar ve bir arkadaşımın durumunda “112 TL ekstra” durumuna kadar gelmiş bu miktar. Sonuçta müşteri hizmetlerini arıyorsunuz, 15 dk telefon başında ağaç ettikten sonra çıkan müşteri temsilcisi sizi, “hatlarımız çok yoğun” bahanesi ile geçiştirip “biz bilemeyiz, isterseniz bu adamları siz arayın” demez mi!…. Tabii ki der ! 🙂

Verilen telefon 0 212 987 3099 Artı Mobil müşteri hizmetleri. Hadii sil baştan bu sefer de burayı arıyorsunuz sizi bir telesekreter karşılıyor gerçek bir firmaymış gibi düzenlenmiş ve birkaç aşamadan sonra gerçekten de sizi bir insana bağlıyorlar. Yani adamlar dolandırıcılığı bi adım daha ileriye götürüp alt yapısını da yapmışlar!! Neyse müşteri hizmetlerine cevap veren zavallı adamın önüne bir metin koymuşlar keza arayanların hepsi direkt ana avrat düz gittiğinden adam kaşarlanmış, bir yandan kahve içerken diğer yandan küfür yiyor ve önündeki mesajı okuyor ve siz ne derseniz deyin o papağan gibi bunu tekrarlıyor. Siz sinirden geberin isterseniz, problem yok, adamın ses tonunda hiç bir değişme görmüyorsunuz. Merak ettim ve kendim aradım aynı adam çıktı ve adama ne söylediysem gerçekten de hiç tınmadı. Eğer arada canınız bişeye sıkılır ve birine küfür etmek filan isterseniz burayı arayıp direkt girebilirsiniz. Küfür yerken tınmama konusunda bayağı tecrübeliler şimdi bak, haklarını teslim etmek lazım 🙂

Zavallı teknolojiye alışmakta debelenen ülkemin güzel insanları. Böyle kazıklana kazıklana bir şekilde gelişeceğiz heralde diye umud ediyorum. Artı mobil ve benzeri bu tip dolandırıcılık girişimlerine karşı da tabii sizi buradan uyarmak istedim. Lütfen bu tip hırsızlara teslim olmayalım bunları şikayet edelim ve özellikle de internet ortamında paylaşalım ki diğer insanlarımız da dolandırılmasın.

muTEBER olmak lazım hayatta !

akbaba av avukat murat teber“İnsan’ın avukatlara işi düşmesin!” derler ya, aynen böyle bir durum yurtdışında uzun yıllar okumuş ve hatta orada master+doktora yapmış arkadaşımın başına gelmiş ve bu deyimi haklı çıkartmış adeta! Bunu etraflıca dinleyince paylaşmak istedim, hazır kafamda tazeyken keza okuyucularımızı uyararak, bu tip olaylar karşısında onların da mağdur olmamasını sağlamak boynumuzun borcu.

“Anadolu Sigorta” isminde bir sigorta şirketi var ülkemizde, çoğunuz ismini şu veya bu şekilde duymuştur. Bu şirket ile tali olarak (bir başka acente üzerinden) çalışan arkadaşımın Ankara’daki şirketi Sigorta Express nispeten yeni bir şirket olduğundan ve haliyle yeni müşteri ve “A acenteliği” alabileceği şirket arayışındayken, Anadolu Sigorta’dan bir temsilci ziyaretlerine gelmiş bir gün. Bu temsilci ile toplantıları sırasında acentelik alabilmeleri için Anadolu Sigorta portföylerinin geliştirilmesi ve yüksek üretim vb. isteklerde bulununca kısa süre sonra işe aldığı stajiyer çocuğa konuyla ilgili bir alan adı almasını ve buraya bir site ile Anadolu Sigorta için müşteri sağlanabilecek bir site yapılması direktifi vermiş. Çocuk, Anadolu Sigorta’nın her nedendir bilinmez, o tarihe kadar almayı düşünemedikleri “.gen.tr” uzantılı web sitesini “anadolusigorta.gen.tr” olarak tescil ettirmiş. Bildiğiniz veya şimdi bilgilendireceğim üzere “.gen.tr” alan adları “com.tr” gibi evrak vb. gerektirmediğinden her dileyen Türk vatandaşı tarafından alınabiliyor. Bu durumda da problemsiz olarak tescil gerçekleşmiş.

Akabinde tek sayfadan oluşan ancak efektif bir site oluşturulmuş ancak bu stajiyer bir hata yaparak kimseye sormadan, tahminen Anadolu Sigorta’nın A acentesi olduklarını düşünerek olsa gerek, Anadolu Sigorta’nın logosunu da arkadaşımın sigorta şirketinin yanında kullanmış. Tabii çocuk ancak Anadolu Sigorta’dan biri onu arayınca bu hatasının farkına varmış ve hemen düzelmiş ancak avda bekleyen Anadolu Sigorta avukatı aramadan önce noter kanalı ile bu sitede kullanılan logoyu tespit ettirmiş ve hemen basmış davayı sessiz sedasız! Arkadaşım Anadolu Sigorta ile durumu halletmiş olduğunu düşünürken 6-7 ay sonra birde bakmış ki hakkında nurtopu gibi bir ceza davası var.

İşin asıl tirajıkomik olanı “.gen.tr” alan adlarını herkese dağıtan ODTÜ(Nic.tr) tek bir ihtar ile anında alan adını iptal edip Anadolu Sigorta’ya verivermiş. Buradan uyarmış olalım,  “gen.tr” alan adı tek itirazda, ilk olarak siz tescil ettirmiş olsanız dahi sizden sorgusuz sualsiz alınabiliyor arkadaşlar! Lütfen alırken bu alan adının hiçbir zaman sizin olmadığını ve olmayacağını bilin ve ona göre alın.

“Yahu madem durum bu, neden başta bu alan adını satıyorsunuz?” diye çıkışsa da, Nic.tr’de bulunanlar konuyla ilgili cevap bile vermeden korku belası alan adını tıpış tıpış teslim etmişler Anadolu Sigorta’ya iyi mi!! . Normalde dünya çapında satılan ve geçerli olan “.com” alan adı kişinin nesi olursa olsun (buradan terör faaliyeleri filan gibi insanlık zararına birşey yapmıyorsa) önce bunu tescil ettirenden hiçbir şekilde alınamaz. Dünya çapında bunu regüle eden, ICANN isimli kuruluş buna müsade etmez, bizim ODTÜ’ye bağlı çalışan Nic.tr gibi en ufak bir durumda tırsmaz ve ilk tescil edenin haklarını sonuna kadar korur. Bu alan adı sadece dilenirse istenilene bir ücret karşılığı satılabilir, o kadar! Alan adları dünya çapında sanal değerler olarak bilinirler ve hisse senedi gibi alınır satılırlar. Birinin hisse senedine siz el koyup başka birine bilâ bedel veremezsiniz değil mi, mantıken! Ne yazık ki, Türkiye’de bu oluyormuş bunu da öğrenmiş olduk.

Tüm bunlar da yetmiyormuş gibi arkadaşımı arayan Murat Teber isimli avukat pişkin pişkin ve aslında kısaca “ya 5000 TL verirsiniz ya da mahkemelerde sürünürsünüz, sonrasında da siciliniz lekelenir” şeklinde tehdit edince arkadaşım “vereyim de, bu neyin masrafı?” diye sormuş haliyle!! Bunun üzerine daha da gaza gelen avukat “Size hesap vermek zorunda değilim ya verirsiniz ya da …. ” şeklinde bir karşılık alınca şok olmuş. “Adamdaki özgüvene bak!” diye de belirtti ben de paylaşayım istedim… Gerçekten de doğru ama! Adam resmen “Logoyu tek uyarımızda kaldırman ve Anadolu Sigorta’nın şikayetinden vazgeçmesi bile beni bağlamaz, ben seni sobeledim karşılığı 5000 TL” diyor ve bunun hesabı filan da yok! “Vereceksin !” diyor, bir nevi dayılanarak adeta! 🙂  Ha unutmadan! bir de adam öyle hızlı konuşuyormuş ki bunları söylerken konuşmasını anlamaya imkân yokmuş resmen. Acaba bununla uğraşan zavallı hakimler ne yapıyordur, onu  merak ettim ben asıl 🙂 Mahkeme bitmiyordur bi türlü 🙂 Allah onlara sabır versin!  Bu avukat anlatılana göre bu defektinin farkında olduğundan yanında bir başka avukat çalıştırıyormuş ve bu kadıncağız aracılığı ile iletişimi sağlamaya çalışıyormuş ! Arkadaş açıklama isteyince ve malum konu  “duygusal !” olunca telefona sarılmış ve direkt “parayı ver yoksa @!?*..” tehdidini  savurmuş.

Arkadaşımın öngörüsü bu tip avukatların  insanların ufak bir hatasını kollayarak  bundan maddi çıkar sağlamak için hukuk yoluyla bir nevi “legal gasp” yaptıkları yönünde. Anadolu Sigorta aslında bu davadan vazgeçilmesi yönünde bir görüş bildirmesine rağmen adam 3 kuruşluk masrafının binlerce katını bu şekilde kazanmayı kendine reva görebilmiş.

Bu tip avukatlar da türemeye başladı artık ülkemizde öyle görünüyor ki… Özellikle büyük şehirlerimizde! İşin ilginci arkadaşımın hukuk doktorası var, babası eski baro başkanı o da avukat kökenli ve tüm ailede birçok hukukçu var yani tamamen hukukla yoğrulmuş bir aile ona rağmen bu duruma düşebilmiş. İnanılır gibi değil, gerçekten!

Doğru dürüst Türkçe konuşamayan, etik davranıştan uzak, akbaba avukatlar devri hiç gelmesin lütfen. Budur temennimiz !

Nic.tr’nin kendini dünya standartlarında çalışan, alan adı sahibini öncelikle koruyan, ICANN kıvamına getirmesi ve  hukuk sistemimizin de ufak insan hatalarına dair davalara itibar etmeyip bu nevi avukatlara prim vermemeleri gerekir diye düşünüyoruz. Allahtan ülkemizde çok nezih, saygılı, hakkaniyetli, ne dediği anlaşılır ve güvenilir kişi ve kuruluşlar var da bu tip bozuklukları net olarak görebiliyoruz. Umarız bu tip olaylar ve kişiler hep azınlıkta kalmaya devam ederler.

Çankaya’da yaşıyorsan, pamuk eller cebe!

Birkaç gün önce adıma gelen cezayı muhtardan almak üzere muhtarlığıa uğramıştım. Tesadüf bu ya orada bu tebligatları yapan postacı gelmiş muhtar ile muhabbet hâlinde çay içiyordu. Muhtar “abi buyur sen de bi çayımızı iç” şeklinde teklifte bulununca oturdum, birkaç dakika sohbet ettik. Postacı şu an Çankaya bölgesine bakıyormuş ama daha önce Keçiören ve Demetevler bölgelerinde de çalışmış. Konu cezalardan açılınca, sordum acaba “diğer çalıştığı ilçelerde bu çeşit ceza yoğunluğu da varmı?” diye. Cevap tereddütsüz ve hemen geldi. “Hayır abi” şeklinde. Anlaşılan o ki orada tek tük olan cezalar Çankaya’ya gırla geliyormuş. Sonra sırf bu yıl içinde bana gelen cezaları bi düşündüm bu yıl en az 4-5 ceza ödemiştim. Arkadaşlarım da keza öyle. Hatta bazıları benden daha fazla bile ödemişti ! Muhtar bu arada lafa girdi ve şunu söyledi. “Abi malûm burası Çankaya, zengin kesim, o nedenle bence” dedi, “fakire ceza yazmak yerine zengine yazıyorlar. Bak dikkat et Ankara’da bulunan çoğu kamera Çankaya’da, o yüzden” diye de ekledi. Bir de üzerine postacı lafa girdi, o da Keçiören’de oturuyormuş, “Abi aslında bizde de bazı ana yollarda kameralar var ama oradaki kameralardan ceza hiç gelmiyo yani onları kontrol etmiyorlar. Özellikle zengin olan semtlerdekileri kontrol edip sadece bunlara yolluyorlar” şeklinde bir saptamada bulundu. Şaşakaldım doğrusu!

Muhtarın saptaması da postacının tespiti de biraz düşününce doğru gibi geldi aslında. Diğer ilçelerde bu yoğunlukta kamera görmemiştim ben de.

O zaman bu demekti ki : “Çankaya’da oturuyorsan cezaları da ödeyeceksin” … açık ve net!

Daha önce yine blogda paylaşmıştım Ankara’da bir de malûm “başıboş köpek” mevzusu vardı. Çankaya’da ise bu konu ayyuka çıkmış durumda ve son zamanlarda oldukça arttılar hatta sürüleşmeye bile başladılar. Geçenlerde gözümün önünde birine saldırdılar, taksi durağındaki 6-7 kişi zor kurtardı çocuğu! Eskiden ve belki hâlâ bile vardır şöyle bir görüş vardı : “Büyükşehir oy aldığı yerlerdeki köpekleri topluyor, oy almadıkları mahallelere götürüp serbest bırakıyor” diye. Mâlum Çankaya da fazla oy alamadıkları yerlerden biri ve bu nedenle mi köpek sayısında artış vardı acaba?

Bunlar yetmezmiş gibi bir de yeni vergi artışlarını duymuştuk 2015 başlarında, zaten tüm medyada konu etraflıca işlenmişti. “Zengin kesimleri olarak bilinen noktalara daha fahişt yüzde artışı ile çok daha fazla vergi mentalitesi”. Bu da demek ki Çankaya’da yaşıyorsanız verginiz de oldukça kabarıktı artık. Evinizin tipinin de pek önemi yok üstelik! Sırf bu ilçede ikâmet ediyor olmanız bile sizin bareminizi oldukça yükseltiyordu artık bu yeni düzenleme ile !

Peki ödenen bu fahişt vergilere karşın burada diğer ilçelere yapılandan daha fazla iş mi yapılıyordu? Tabii ki hayır! Burada yaşadığım için rahatlıkla söyleyebilirim. Doğru dürüst elle tutulabilecek hiçbir geliştirme yok. Trafik felç, sokak lambaları %30 en fazla %40 yanıyor, yollar dar ve bakımsız, bayındırlık işleri zayıf. Tüm bunlar azmış gibi sokaklarında köpekler kol gezsin, çirkinlik diz boyu, metro yok, alt geçit yok!

İşin özü, Çankaya’da yaşıyorsan vay haline!

En yüksek vergileri sen öde, karanlıkta otur, mecbur arabanı kullan (keza metro vb. yok), binbir tane ışıkta trafikte bekle(keza altgeçit yok)… Bi de üstüne düzenli olarak belediye tarafından parayla dövül ! (keza mobese çok)

Süpermiş gerçekten.

Bir Rephair deneyimi

Rephair saç losyonu Tümer Metin BeşiktaşRephair isimli şampuan+losyon kombinasyonunu kullanan bir arkadaşımdan dün bu ürünün tüm kullanım geçmişini dinleme fırsatım oldu. Bu gibi ürünleri almayı düşünen veya halihazırda kullananlara bir fikir vermesi amacıyla paylaşmak istedim.

Ürünü arkadaşım ilk şu meşhur eski Beşiktaş’lı Tümer Metin’in olduğu TV reklamları ile duymuş. Kendisi de koyu Beşiktaş’lı olduğu için herhalde güvenip almış bir paket ve kullanmaya başlamış hemen! Reklamlarında işte her ay şu kadar saç teli filan deyince o da “olmayan saçı çıkarır” sanmış ancak 1 ay geçip ürün bitince ve kafada pek bir fark görmeyince bırakmayı düşünmüş. Tam da o günlerde Rephair’den aramışlar ve arkadaşımdan 1 ayın kullanım hikayesini dinledikten sonra “siz ürünü nasıl kullandınız?” diye sormuşlar. O da işte yazıldığı gibi önce şampuanı kullandım sonra losyonu sürdüm filan deyince kadın “peki jöle vb. birşey kullanıyor musunuz?” diye sormuş o da “evet” deyince kadın “hah ondandır” deyip arkadaşıma 3 aylık ürün daha satmış. Arkadaşım da “ben yanlış kullanmışım ondan olmamış” düşüncesiyle bu sefer yeni gelen paketi de ekleyerek toplam 4 ay daha kullanmış ancak saçlarda yine pek bir fark görememiş ve yine tam da bitmesine yakın aramışlar. Bu seferinde de arkadaşım “bu bende işe yaramıyor” vb. diye hafif sinirli çıkışınca bu sefer kadın “size bir de ek destek losyonu verelim” demiş hemen yarı fiyatına! 4 aylık çıkmama durumuna da şöyle bir izah getirmişler: “İlk aylarda öncelikle gözenekler açılacak sonra ise sarı sarı tüyler çıkacak sonra bunlar dökülecek ve en sonunda da normal saçlar çıkmaya başlayacak”. Arkadaşım da herhalde sarı tüyler çıktı ve döküldü de ben görmedim diye düşünürek “tam da çıkmaya başlayacakmış o nedenle şimdi bırakmamalıyım” mentalitesi ile bir 3 aylık kür daha almış iyimi! Sonuçta nereden bakarsanız 7 küsur aydır kullanıyor ve bir de üstüne normalde bahsedilmeyip “aşırı kellere özel” ek destek olarak satılan losyonu da kullanarak kürü desteklediğini söylüyor. Son durum bu yani. Lakin yakın arkadaşım ve sık sık görüştüğümüz için hemen söyleyeyim, bence şu anda kadar saçlarında hiç bir değişim yok! Hâla bayağı bi kel!

Ben hikayeyi dinledikten sonra eve döndüğümde merak edip Google’a “rephair” şeklinde aratınca bir dolu websitesi çıktı ve bunlardaki fiyatlar da resmi “rephair.com.tr” sitesine göre farklılık gösteriyor. Yani arkadaşım büyük ihitmâlle resmi satış sitesinden aldığı için bu ürünlere daha fazla para veriyor. Özellikle şampuan Türkiye’de yapıldığı için bu üründe özellikle promosyonlar ve fiyat indirimleri çok daha fazla.
Biraz araştırdıktan sonra edindiğim izlenim bu ürün saçları yeni dökülmeye başlamış kişilerde sadece dökülmeyi durduruyor. Yani diğer “minoxidil” içerikli ürünler gibi bir şey. Sadece bunun reklamı daha fiyakalı olduğundan değişikmiş gibi gelmiş bence insanlara! Tümer Metin “Bu saçı alıcaz, başka yolu yok” filan deyince gaza gelmiş olabilirler 🙂

Mutlaka bu veya benzer ürünlerden faydalanan kişiler de vardır. Bu tip bir deneyimi olan arkadaşlar bizimle paylaşırlar ve yorum bırakırlarsa seviniriz. Tabii işe yaramayanlar da burada paylaşabilirler.

Zaten Rephair sitesine girince de “daha dolgun saçlar”, “saç dökülmesini durdurun” filan gibi şeyler yazıyor. Neticede “xxx daha fazla saç teli” hikayesini bırakmış görünüyorlar. Zaten o kadar saçın çıktığını sayacak hâlimiz yok, çıkıyorsa bile! Ha tabii tamamen kelseniz orası başka, o zaman “xxx saç teli” hemen görünecektir ama bu da çok tuhaf olmazmı ki zaten? Düşünün ki kafanızın üstü tamamen kel ve burada aralıklı olarak veya daha kötüsü hepsi bir noktada xxx tane saç teli. Komik olurdu !

Rephair veya benzeri ürünleri kullananlara önerim eğer kalıcı ve ömür boyu saç istiyorsanız hiç bunlara bir dolu para harcamadan bu tip ürünlere harcayacağınız paranın üzerine biraz daha ekleyin ve direkt gidin saç ektirin böylece her gün o losyondu bu şampuandı uğraşmanıza da gerek kalmaz. Türkiye’de bu konu oldukça gelişti artık ve fiyatları da ucuzladı. Hatta o kadar ki yurtdışından bile bize saç ekimi için geliyorlar. Yalnız saç ektirmeyi düşünen arkadaşlardan özellikle ricamdır, hazır ektirmişken çok olsun diye aşırı sık ektirmeyin lütfen keza bu yoğunlukta bir saçın doğal olamayacağı hemen belli oluyor. Doğal bir görünüm için aralıkların yaşınıza uygun olması gerekiyor. Seçeceğiniz doktorunuzun da bu açıdan estetik biri olması ve sizin yoğun saç talebinizi sakinleştirebilmesi bence çok önemli. Yoksa 60 yaşındaki adamda 20 yaşındaki gencin sıklığında saç “dam üstünde saksağan yuvası” gibi duruyor bence!

Vodafone Müşteri Hizmetleri telefonu sesli menüsünde kaybolmak

vodafone müşteri hizmetleri logosu“Cep telefonumu kaybettim hükümsüzdür” (hatırlııyormusunuz bilmem eskiden kimlik vb. resmi bir şeyi kaybedince gazeteye buna benzer bir ilan vermeniz gerekiyordu). Cep telefonumu kaybettim ve tabii telefonu kaybedince hattım da onunla birlikte kayboldu. Daha önce başına gelmiş olan arkadaşlarıma danışınca savcılığa bildirmem gerektiğinden bahsettiler. Bunun üzerine ben de savcılığa başvurmak üzere araştırma yapmaya başladım. Öğrendiğim kadarıyla bu bildirimden önce “IMEI numarası” adı verilen her telefona özgü bir numara varmış, bunu bilmem ve bildirmem gerekiyormuş. Bu numara bende bir yerde yazılı olmadığından, onlarda vardır düşüncesi ile, Vodafone müşteri hizmetlerini aradım. Mübalağasız 15 dakika boyunca sesli cevap menüsü içinde debelendikten sonra vazgeçip telefonu kapatmak zorunda kaldım keza menüde benzeri bir seçenek olmadığı gibi, menüde bir oraya bir buraya gidiyorsunuz ve hiçbir menüde de “müşteri temsilcisi” seçeneği yok. Bu olay sabah oldu, telefonla aldığım ek bir bilgiye göre bir de son faturam gerekiyormuş ve bu da yine bende olmadığı için yine çaresiz Vodafone’u aramak durumunda kaldım. (Bu arada “542” olan numaraları “05425420000” olarak değişmiş). Biliyor musunuz, bilmiyorum ama menüde gezerken harcadığınız her dakikanın faturasını da siz ödüyorsunuz, yani ne kadar çok gezerseniz o kadar fazla parayı Vodafone sizden tahsil ediyor. “Belki de o nedenle karmaşık yapmışlardır” diye düşünmekten de kendimi alamadım. Sinirimi sakinleştirip bir kez daha Vodafone’u bu sefer son faturamı email veya posta yoluyla almak için aradım. Telefonun sesli menüsünde kaybolurken ve defalarca duyduğum “eksik ya da hatalı bir giriş yaptınız” sesinden resmen gına geldi. Bu sefer zaman tuttum tam 17 dk sürdü bu eziyet. En son çare olarak bir kez daha aradığımda bu sefer ingilizce kısmını tuşladım keza ingilizce problemim yok ve belki buradan daha hızlı işimi hallederim diye düşündüm ki haklı çıktım. Bu bölümden, hemen bir temsilci çıkıyor ve 1 dakika içinde tüm işlemlerim bitmişti !

Yahu bu Türk insanına ne eziyettir? Telefonunu kaybetmiş biri olarak zaten moralim bozukken Vodafone’un da bana yardımcı olacağı yerde telefon menüsünde boğması nasıl bir düşüncenin eseridir acaba? Bu serzenişimi ingilizce olarak ta orada yarım yamalak ingilizce konuşan bayana söyledim ama ben bu konuda bir değişim olacağını zannetmiyorum keza insanlar menüde gezdikçe Vodafone para kazanıyor ve bıkıp bir daha aramayanlar sayesinde de bir yandan bedava para kazanırken müşteri temsilcileri üzerindeki işyükünü de hafifletmiş oluyorlar.

Bu nedenle buradan Vodafone kullanan okuyucularımızı uyarmak istiyorum. Öncelikle Vodafone’da şifre diye bir şey varmış onu mesajla almanız gerekiyor. Benim durumumda telefonum olmadığı için bu şifreyi de alamadım haliyle. (Normalde “şifre” yazıp bir yere mesaj atıyorsunuz, cebinize geliyor) Sonrasında ise eğer işleminiz sesli menüde yapabileceğiniz bir işlem değilse ve tabii orta karar bir ingilizce biliyorsanız direkt “94” tuşlayarak ingilizce bölümüne girin. Buradaki VIP hizmetten siz de yararlanın, sorunlarınız, Türkçe menüde de olması gerektiği gibi, hemen çözülsün.

Ne yazık ki, kendi ülkemizde, Vodafone isimli yabancı şirket, “sesli menüde dolaştırma” ve benzeri taktiklerle hem Türk insanının parasını çatır çatır alıp hem de oradan oraya sürükleyip eziyet ederken, yabancı insana saniyesinde VIP hizmeti veriyor. Bunu acı bir deneyimle öğrenmiş oldum ! Her gün reklamlarında övündüğü “21 milyonu aşan Vodafone’luları” tutmak istiyorsa, Vodafone’u buradan herkese eşit davranması için uyarıyorum. Hatta Türk insanına VIP hizmet verebilir keza burası Türkiye… ey Vodafone!! Tabii bu arada tüm GSM operatörlerimizi yurtdışı şirketlere satanlar da bundan pay çıkarır mı bilemem,.. ama onlar zaten ayrıcalıklıdır! Eminim sekreterleri aracılığı ile VIP hizmeti zaten alıyorlar ve bunu tınmıyorlardır bile.

Olan yine zavallı vatandaşa oluyor yani, işin özü bu!

Gumrukk.tv dolandırıcı firma uyarısı-GümrükTV

İnternet dolandırıcılığı her geçen gün artıyor arkadaşlar. Bunun için lütfen hangi internet sitesinden ürün aldığımıza lütfen dikkat edelim. Öncelikli kural, “eğer bir şey çok ucuzsa bir bit yeniği mutlaka vardır”. Hiç bir legal firmanın aynı ürünü çok ucuza (özellikle yarı fiyatından bile az) satmalarının imkânı yoktur. Ayrıca lütfen kredi kartı numaranızı bu tip firmalara hiçbir şekilde vermeyin. Eğer yapıyorlarsa kapıda ödeme seçeneğini seçin, en azından ürünü kontrol eder gerçekse ödeme yaparsınız. Tabii dolandırıcı olan firma size “biz o tür bir ödeme kabül edemiyoruz” diyecektir.

gumrukk.tv, gumruk.com, dolandırıcı firma

Gumrukk.tv (gümrük tv) alan adını kullanan ama sitede “Gumruk.com” şeklinde yazan bu firma tarafından dolandırılan çok yakın arkadaşımın başına gelenleri hem bundan sonra kimse kazıklanmasın hem de ibret olsun diye sizinle paylaşayım.

Arkadaşım Televizyon ararken bu firmayı bir şekilde internet üzerinden buluyor ve buraya öncelikle telefon ediyor tabii bu üstte verdikleri telefonu direkt bir mesaj merkezi havası verilmiş bir makina açııyor sonra sizi transfer edermiş gibi yapıp meşgule düşürüyor. Siz de tabii birkaç kez denemeden sonra vazgeçip başka bir iletişim kanalı ararken orada genellikle “mesaj bırakın sizi arayalım” şeklinde yazan bölgeye tıklıyorsunuz ve istediğiniz televizyonu ve sizi aramaları için telefonunuzu ve isminizi bırakıyorsunuz. Telefonunuzu eline geçiren dolandırıcılar size sanki gerçek bir firmadan arıyormuş gibi dönüş yapıyorlar ve siz “bu ürünler neden bu kadar ucuz?” diye sorunca da bunların gümrük fazlası olduğunu ve bunun için ucuza sattıklarını filan söylüyorlar. Siz tabii nasıl sipariş verebilirim diye sorunca oltaya düşüyor ya kredi kartı numaranızı telefonda veriyorsunuz, ya da formlarından sözde satın alır gibi yaparken buraya giriyorsunuz. İki türlüsünde de kredi kartınızın tüm bilgileri güvenli olmayan bağlantıdan direkt bu hırsızların eline düşüyor. Arkadaşım bunlara kredi kartı bilgilerini veriyor ve aslında fiyatının 3 katı fazla olması gereken televizyondan sipariş veriyor, üçte bir fiyatına! Anında kredi kartından televizyonun fiyatından çok daha fazlası üstelik te “KLIKSA” adı altında Sabancı’nın internet firmasının ismi kullanılarak çekiliyor. Tabii arkadaşım bu olaya uyanmadan önce telefonu kontrol etmek için onların size iletişim formuna yazdıktan sonra geri dönüş için kullandıkları 0 537 064 61 32 no’lu paravan telefondan arıyor ve onlar da açınca güvenilir insanlar bunlar zannediyorsunuz. Çünkü oltaya gelenlerin telefonunu kaydedip parayı çekmeden önce ne zaman ararsanız hemen açıyorlar ve güven telkin ediyorlar ama parayı çektikten sonra sizi telefondan engelliyorlar ve hiçbir zaman bu telefon açılmıyor artık. Paranız da tabii buhar oluyor.

Buradan uyarıyoruz lütfen internetten bulduğunuz her fiyata ve tabii her siteye güvenmeyin. Buna benzer bir siteyi herhangi bir dolandırıcı insan 200-300 TL’ye çok rahat yaptırılabilir.

Web sitesini incelediğimde adamların güven sağlasın diye kullandıkları taktikleri üstteki sitenin ekran görüntüsü üzerinde sizin için işaretledim.
• Sitedeki sosyal ağların hiç biri çalışmıyor keza bu hesaplar aslında zaten yok, yani çalışmaması normal ama burada inandırıcılık arttırılsın diye konulmuş.
• Telefon ise arayınca büyük bir firma imajı vermek için telesekretere bağlanmış ve 0850 ile başlıyor ama sonrasında her nasılsa meşgule düşüyor.
• Web sitesinden canlı destek varmış gibi görünüyor ama kimseyle konuşamıyorsunuz burası üzerinden.
• İnandırıcılık artırılsın diye “bayi girişi” var. Ama bayi filan yok tabii ortada. Siz bunu görünce “adamların bayileri bile var ben direkt alıyorum” şeklinde sevinesiniz diye yapılmış bu.
• İletişim formundaki adresleri ise “Hamza bey girişi no:2-4 Kapıkule Sınır Kapısı – E D İ R N E” şeklinde yazılmış, hesapta gümrük kapısı hissiyatı versin diye özellikle seçilmiş. Tabii böyle bir adres yok.
• Buradaki tüm ürünler dehşet ucuz, normal fiyatının üçte biri fiyatında ve tabii görünce inanamayıp hemen almak istiyorsunuz.
• Altta telefonla bilgi hattı yazıyor altında telefon yok.
• Güvenli alışveriş diyor, tamamen yalan.
• 24 saatte kargo diyor tabii kargo filan da yok aslında keza ürün yok ortada.

“Lütfen dikkat “Gumrukk.tv” paravan ismiyle sadece internet üzerinden çalışan
bu firma kesinlikle dolandırıcı bir firmadır

Belko / Havaş karşılaştırması ve güzergâhları

belko-havaş-havaalanı-otobüsü
3 gün önce İstanbul’dan Ankara’ya döndükten ve bavullarımı aldıktan sonra terminal dışına çıkınca şehire inmek için Havaş otobüsü aramaya başladım ancak Havaş’ın sadece her yarım saat başı kalktığını öğrenip, Belko(Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan şirket) otobüsü tam da önümde durunca bu otobüse binmeye karar verdim. Açıkçası ben bu deneyimin bir Belediye otobüsü kıvamında olacağını ön yargısındaydım ama kesinlikle yanılmışım. Otobüsün içi gayet modern ve şöför nazikti, valizlerimi yüklemeye yardım etti filan hatta şaşırdım kaldım! Üstelik binince öğrendim, ücreti de 8 TL idi. Bildiğiniz gibi Havaş 10 TL.

Size aşağıda Belko ile Havaş arası bir karşılaşırma yaptım. Ayrıca Belko’nun durduğu güzergâhları da şöför otobüsün içinde durağa yaklaşınca anons ediyor, bunları da not aldım. Onu da karşılaştırmadan sonra listeleyeceğim en aşağıda bulabilirsiniz

Seyir sırasında önceden belirlenmiş noktalarda bu duraklamalar gayet çabucak gerçekleşiyor, hatta AŞTİ’de bile hemen içeridekileri indirip Kızılay’a devam etti ki ben yine Belediye otobüsü mentalitesi ile birilerini alır ve bekler diye düşünüyordum! Son durağı ise tam Kızılay’daki Gama İş Merkezi’nin önü. Benim için tek dezavantajı Çankaya’da oturmam nedeniyle bindiğim taksi Sıhhiye’den U dönüşü yapmak zorunda kaldı, bavullarla karşı yola geçmeyi de gözüm yemedi ama bu geri dönüş 3 TL fark yarattı taksimetrede ki bence buna değerdi.

Belko’nun Havaş’a göre avantajları

1. Ücreti daha ucuz.
2. Daha sık otobüsleri var.
3. Daha çok durağı var. (Tabii bu direkt AŞTİ’ye gidecek müşteri için zaman açısından dezavantaj olabilir)

Belko otobüsleri’nin güzergâhı ve durakları

1. Hasköy – Fruko
2. Aydınlıkevler
3. Keçiören – Fatih Köprüsü
4. Ankamall – Akköprü
5. Gazi Hastahanesi – Başkent Öğretmen Evi
6. Emek Metro istasyonu
7. AŞTİ
8. Milli Kütüphane
9. Kızılay – Gama iş merkezi önü

Limitsiz görünümlü, Limitli internet

limitsiz-limitless-logo

” Doğan görünümlü, Şahin” satın almak gibi bir durum! ”

Biliyorsunuzdur, hemen her yerde gerek cep, gerek sabit internet firmaları “limitsiz internet” adı altında planlar satıyorlar. Bununla ilgili değişik firmalardan bir dolu reklamdan birine mutlaka rastlamışsınızdır. Ben rastladım ve hatta bu reklama kanarak Vodafone şirketi ile limitsiz! interneti olan bir plan aldım. Geçenlerde internete giremeyince Vodafone müşteri hizmetlerini aradım ve interneti kullanamadığımından yakındım. Hesabıma bakan müşteri temesilcisi hesabımda tanımlı olan ama benim bilmediğim limiti aştığımı söyleyince, “Ben bu kadar para veriyorum, limitsiz diye! Bu ne limiti ? ” diye itiraz ettim tabii. Biraz çıkışınca temsici de olayı açarak, aslında 2GB internet limitim olduğunu ve sonra hızın düştüğünü ama internete hâlâ girebileceğimi anlatadururken, ben zaten bir yandan internete bağlanmaya çalışıyordum. En basit bir sayfa bile açılmıyordu, bunu söyleyince “ zor ilerlediği için çalışmıyor gibi algılıyor olabilirsiniz” şeklinde bir açıklama yapılınca olay birdenbire netleşiverdi. Gerçekten de internette bir “google” arama sayfası bile 1-2 dakikada yüklendi, hızlısına alıştığım için bu kadar beklemeden direkt çalışmıyor diye kapatıyordum tabii ve olay da bu kadar basitti aslında. Öyleki sonra deneyince basit bir aramanın gerçekleşmesi bile 5 dakika civarı sürüyordu ki bu korkunç bir yavaşlıktı !

Merak edenler için bu konuşma sırasında öğrendiğim önemli bir bilgiyi de paylaşmakta fayda görüyorum; Normalde 3G hızı saniyede 8 GB (yaklaşık 8,064 KB) iken, bu hız, limiti geçince birdenbire 128 KB’a düşüyormuş. Bu tam olarak 63 kat düşüş anlamına geliyor ve durum internetin olmaması ile pratikte aynı şey! Yani ismi “limitsiz” ama aslında gayet limitli! “Limitsiz” sloganı bir satış taktiği ve hatta bir nevi kandırmaca aslında!

İnternet almayı düşünen potansiyel insanlarımızın buna dikkat etmeleri ve mobil internet paketlerinin özellikle çok düşük limitli olduğunun bilinmesi, limitsiz planlara kanılmaması ve detaylı olarak soruşturularak internet paketi satın alınması konusunda tüketicileri buradan uyarıyoruz.

Petrol Ofisi’nden anket cevaplandırma adı altında sahtekarca Digitürk/Dsmart satış taktiği

petrol-ofisi-ode-gec-card-kart-POBiraz önce 0 850 272 76 27 no’lu telefondan arandım. Arayan Petrol Ofisi idi. “Sizin bir PO Card’ınız var X benzin istasyonundan alışveriş yapmışsınız ve 3 kişiden biri olmuşsunuz size bir ödül vereceğiz ama öncelikle size birkaç sorumuz olacak” şeklinde başladı konuşma! “Ne kadar sürer?” dedim, “sadece 2 dakika” dediler. Hemen kronometreyi başlattım 3.5 dakika sürdü.

Soruları Petrol Ofisi istasyonlarından memnuniyeti ölçer düzeyde idi sonrasında ise yine 1 dakika önceden bahsettikleri ve bu da 2 dakika süren ödül hikayesi de şuydu: “Digitürk veya Dsmart’ınız varsa sizin faturanıza ortak oluyoruz” ama bu yeni üyelik için değil (heralde Digitürk ve Dsmart ile böyle bir anlaşma yapmışlar) size fiyatı 9.90 olan yan oda fiyatını 45 TL imiş gibi gösterip yarısını biz ödüyoruz diyorlar, işin özü bu! Yani 22.5 TL ye asıl fiyatı 9.90 olan yan oda üyeliğini satıyorlar aslında (yarısını biz ödüyoruz lafı da tamamen yalan) Yan oda DigiTürk üyeliğini size ödülmüş gibi lanse ettikleri laf oyunları, o kadar! O nedenledir ki anketi önceden yapıyorlar, sonra değil! Aksi takdirde insanlar kızıp bu anketi filan cevaplamazlar. Ortada ödül falan da yok. Tam tersine bana anket yaptırarak zamanımı aldıkları gibi bir de üzerine kazıklamaya çalışarak sinirimi de bozma gayreti sadece! Toplam 5.5 dakika sonra da 1 dakika benim adama dalışımı toplarsanız 6.5 dakikam çöpe gitti.

Bu tip üçkağıtçı firmaları hiç sevmiyorum. PO yabancılara satıldı diye zaten sevmiyordum, artık bu firma Türklere geri satılana kadar ilişkimi bugün itibariyle bitiriyorum. Başka benzinci mi yok! Size de yukarıda verdiğim numaradan arayan olursa aklınızda olsun, vaktinizi boşuna harcamayın ve direkt kapatın.

İptal ettirmeye çalışan müşteriye SuperOnline’dan süper ayak oyunları

superonline-logo

Evde süper online’ı 1-2 sene evvel bizim apartmana gelip cihaz hediye vb. bir kampanya ile neredeyse tüm apartmana satmışlardı, ben de o zaman TTNet’ten bıktığımdan ve hızından da memnun olmadığımdan geçmeye karar vermiştim. Umudum Süper Online’ın biraz daha hızlı olmasıydı keza o aralar reklamlarında öyle olduklarını iddia ediyorlardı. Bir yılı aşkın bir süre geçti hızı iyi olmadığı gibi gitgide de kötüye gitti. Her aradığımda bir bahane bulup, sonuçta “üzerinde çalışıyoruz” havası yaratılıyordu ben de belki geçici bir durumdur diye her seferinde bunu yiyiyordum. Sonra UyduNet’i öğrendim. Gerçekten de 50K vey 100K gibi yüksek hızlara çıkabiliyorlardı ve hatta bunu birkaç arkadaşım denemişti. Ben de heyecanlanarak Süper Online’ı kapattırmak üzere başvurdum ve süper ayak oyunları bundan sonra başladı.

Müşteri hizmetlerini aradım bana “kapattırmak için bir bayimize gidin onlar size orada yardımcı olacaklar” denildi. Ama tabii bu arada belirteyim, Ankara’daki bayilerin sayısı sadece 2 ve her biri de Ankara’nın en ücra köşelerinde. Konutkent civarında olanı biraz daha yakındı diye oraya gittim ismi “Özlem Elektronik”ti. İçeri girdim ve talebimi ilettim. Ama oradaki bayan bana “müşteri hizmetlerini aramanız gerekir” dedi ve bir de modeminizi de getirmeniz gerekir diye de tembihlediler ama müşteri hizmetleri modeminizi de geri götürmeniz gerekir dememişti bu arada. Neyse nasıl olsa modem de lazımmış madem diye tekrar eve döndüm buradan müşteri hizmetlerini aradım. 15 dk. telefonda ağaç olduktan sonra cevapladılar. Onlara “yahu neden bana modeminizi de götürün demediniz” diye sordum ama cevaplayan çocuk “söylemiş olmaları gerekir” anafikri civarında dolaşmaya başlayınca ben “tamam neyse, ben üyeliğimi iptal ettirmek istiyorum. Özlem Elektronik’e gittiğimde bir sorun olmasın” deyince. Telefondaki çocuk “tamam efendim iptal başvurunuz zaten yapılmış, siz sadece oraya gidip modeminizi bırakabilirsiniz” dedi. Tabii benim için rahat işlerim filan da çıkınca bunu biraz erteledim 6-7 gün sonrasında modemi alıp Özlem Elektronik’e bir kez daha gittim. Bir de ne öğreneyim meğer 5 gün içinde getirmezsem üyeliğim tekrar yenileniyormuş. Modemi bırakayım bari dedim. Onu da almadılar. Müşteri hizmetlerini bu sefer oradan aradım yeniden iptal etmeleri için yine bir 15 dk bekleme ve sonucunda konuştuğum bayana “şimdi ben bayinizdeyim” dedim. O da “tamam ben başlattım siz onlarla geri kalan işlemleri yapabilirsiniz” deyince rahatladım ve “hah çözdüm” şeklinde düşünürken, bu sefer Özlem elektronik’te bulunan bayan “biz sizin imzanızı aldık ancak ikna süreci dahilinde sizi arayacaklar ve ancak ondan sonra iptalinizi tamamlayabiliriz” deyince benim telim attı. Artık saydırmaya başladım. Kadının müdürü geldi ve ben müdürün eline modemi tutuşturdum ve kadının resmini de çektim. Aşağıda görebilirsiniz.

ozlem-elektronik-superonline-cayyolu-ankara-iptal
Kadın ısrarla “ben bu modemi alamam burada kaybolur. İkna sürecinden geçin, sonra bir daha gelip modemi o zaman getirmelsiniz” diyordu. “Yahu böyle bir saçmalık olur mu?”diye itiraz ederken o hâlâ bana modemi geri vermeye çalışyordu. Ben ise kadına “Ben bu modemi size verdim, resminizi de çektim, verdiğime kanıt olarak. İptal ettirmek istediğimi söylüyorum ama siz bir daha gelin diyorsunuz. Burası zaten dağın başı ve benim buraya üçüncü gelişim. Artık daha fazla gelemem” dedim ve arabama doğru yürüdüm. Ama kadın ısrarcıydı. “Beyefendi! beyefendi! “ şeklinde arkamdan koşturdu. Ben tabii hiç oralı olmadım ve arabama bindim. Kadın ise kendinden beklemediğim bir hırsla “ben de modemi kaldırıma bırakıyorum” dedi. Ama ben de kararlıydım! Modemim Özlem Elektronik’in önündeki kaldırımda dururken ve kadının iki eli belinde bana kızgınlıkla bakar durur bir tabloda buradan ayrıldım. Tabii içimden SüperOnline’a bildiğim tüm küfürleri ediyordum, orası ayrı.

Yahu bu ne saçmalıktır. İnsana bu eziyet nedendir? Bir insan üyeliğini iptal ettirmek isteyebilir. Bu çok doğal. Olayı bu aşamaya getirmeye ne gerek var? Ayrıca şimdi bedava verseler bir daha SüperOnline’a geçer miyim? Türkiye’de bir tek onlar kalsa, internetsiz kalırım ama bir daha onlara geçmem! Müşteriyi bu noktaya neden getiriyorsunuz?

Bu vukuat bitince, ben de KabloTV hediyesi olan ve hızına göre çok uygun fiyatlı UyduNET’e geçtim ve internetim hiç olmadığı kadar hızlı oldu. Size de tavsiye ediyorum. Bu arada modemin akibetini merak ediyorsanız söyliyeyim, benim modemi kaldırımdan almışlar 🙂 Onu da nasıl anladım anlatayım ; Geçenlerde bir fatura geldi bana 150TL modem ücreti şeklinde Turkcell SuperOnline’dan. Müşteri temsilcisini aradım ve modemi buraya bıraktığımı söyledim ve elimdeki resmi de temsilciye yolladım. Hemen geri döndüler (şaşırtıcı bir hızla) ve “tamam efendim, modeminizi almışız bu fatura iptal edilecektir” dediler. Bu iş te böylece bitti. Yani umarım bitmiştir ve yeni bir ayak oyunu daha çıkmaz! Süper online gerçekten de süper! … miş,  bunu da anlamış olduk.