Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Polis Devleti olmak ya da olmamamak

amerikan-polisi

Sn. Arınç’ın “Polis’in yetkilerini yeterli görmüyoruz” ve “Polislerin davranışları Avrupa ve özellikle de Almanya ile uyumlu hale getirilecek, bununla ilgili çalışmalar yapıyoruz” demeci ve doğudaki olayları örnek göstererek “Amerika’da böyle bir olay olsa kafanıza kurşunu yersiniz” gibi sözlerini okuduktan sonra üstüne bugün de Başbakan Davutoğlu’nun buna benzer bir konuşma yapması beni ülkem adına endişelendirdi. 15 senemi Amerika’da geçirdiğim için biliyorum, Amerika’da gerçekten de Sn. Arınç’ın söylediği gibi, polise sadece ters bir bakış bile atsanız adam sizi gözünü kırpmadan vurabilir ve hiç bir şekilde de ceza almaz. Polis’in hakimiyeti oldukça yüksektir, hukuk onları kayıtsız şartsız korur ve polis her zaman haklıdır.

Şöyle bir kaç örnek vereyim; Amerika’dayken çok yakın bir arkadaşımın başına gelen olaydır ve 100% gerçektir. Gidenler bilirler, orada siz trafikteyken ufak bir şüphe bile çekeseniz ya da sadece tipiniz bozuksa, polis dilediği zaman ışıklarını yakarak sizi kovalar ve durdurur, tabii arabadan inmeden beklersiniz, adam özellikle yavaş adımlarla ve ışığı gözünüze vurarak gelir ve akebinde de eğer ingilizceyi de iyi konuşamıyorsanız  hakaretlerle ve bağırarak sizi bir güzel haşlar. Sonra yetmiyormuş gibi  kapıdan çıkarıp arabaya yapıştırır, üzerinizi arar vb. gıcıklıkların tümünü  özenle ve üşenmeden yapar. Bu Amerika için rutin bir durumdur. Hele Allah göstermesin arabadan filan çıkarsanız, her an ölebilirsiniz. Benim arkadaşım olayı da tam da bu noktada başlıyor. ABD’ye gelişinin 2. günüymüş. Araba kiralamış ve Türkiye’deymiş gibi sürdüğü için polis bunu gecenin bir yarısında şehrin ortasında durdurmuş. Bu da kapıyı vurararak çıkıp bir türlü gelmeyen adama doğru yürümeye başlamış. Polis bizimkinin ona doğru geldiğini görünce hemen ışığı ona doğru çevirmiş ve bu da adama “ne ışık vuruyorsunuz ya” gibilerinden bir hareket yapmış. Çocuğa ateş etmişler kurşun yüzünü sıyırmış! Şu anda kulağının bir parçası ve kafatasının bir bölümü yok ve yüzünün yarısı da çarpık durumda.

Bir diğer gerçek olay örneğinde de sonrasında mahkemesine gittiğim ve bizzat orada dinlediğim olay da da durum şöyle gelişmiş. Bir Türk barda İspanyol bir arkadaşı ile bilardo oynuyor ve o sırada  bara üniformalı bir polis geliyor ve barmen ile birşeyler konuşmaya başlıyor. Tam da o sırada bilardo masasından bir top fırlayarak polisin olduğu yöne doğru gidiyor. Bizim Türk vatandaş ta tabii arkası sıra topu almaya. Aksilik bu ya, bilardo topu tam da polisin yanındaki taburenin altına doğru yuvarlanıyor ve bizim vatandaş da doğal olarak taburenin altına doğru topu almak için eğiliyor. Çocuk sonrasını hatırlamıyor! Hep beraber hastanede ziyaretine gittik. Polis çocuğu hastanelik etmiş, kapısında da yine bir polis bekliyordu, iyileştikten sonra mahkemeye çıkarılacak diye! Zar zor içeri girebildik. Polisin mahkemeye verdiği ifade şu “benim silahımı almaya çalıştı, o nedenle dövdüm”. Çocuğa olay şahidi olsun diye oradaki barmeni ve oyun oynadığı çocuğu çağıralım diye yardımcı olmaya çalıştık ama ne barmen ne de o gün bilardo oynadığı ispanyol arkadaşı şahitlik etmek istemediler. Keza onlar bile polisin karşısında olmaktan korktular. Çocuk hastanelik olduğu yetmezmiş gibi 1 sene hapis yattı, sonrasında ise Türkiye’ye geri yollandı.

Amerika ve polisini örnek almaya çalıştığımız diğer Hristiyan toplumlarda acıma yoktur. Kendi anneleri babaları dahil kimseyi tanımazlar ve insafsızdırlar. Gerçi aileler de çocuklarını tanımaz, orası da ayrı ama… Acımasızlık ve güvensizlik diz boyu olduğundan herkes gölgesinden bile korkar, polisten de tabii.. Ve oradaki insan da acımasız olmayı ve kimseyi takmamayı öğrenir. Bu adeta bir kültür halindedir. Aile değerleri yoktur. Çocuğunuz bile Amerika’da iseniz artık Amerika’nın malıdır. Keni çocuğunuza fiske vursanız hapse girebilirsiniz.

Bizim hükümetimiz gayet dini bütün insanlardan oluşuyor bunların başında da Sn. Davutoğlu ve Sn. Arınç var. Bunlar gidip Hristiyan olan ülkelerden polislere ders aldırmayı, onlara o ülkelerde olduğu gibi yetkiler vermeye, o değerleri aşılamaya çalışıyorlar. Bu sizce de garip bir durum değil mi ?
Bence olay Polis’e yetki vermek değil, hukuku düzgün yürütmekten geçer. Eğer zırt pırt af çıkmazsa, cezalar hakkıyla çekilirse ve hukuk suçlu ile suçsuzu net olarak ayırdedebilirse bu fazlasıyla caydırıcı olacaktır zaten. Yoksa buradan bakınca, “hukuka söz geçiremeyen hükümet elimizde söz geçirebildiğimiz güçlere yetkiler verelim gıkını çıkarını anında halletsinler” gibi bir tutum içindeymiş gibi anlaşılıyor ki bu çok yanlış bir tutum.

Müslüman affedicidir. Peygamberimiz kendini vuran adamı, kendine kötü davranan insanları bile affetmiştir. Müslümanlık birliktelik, insaf, Allah’tan korkmak demektir. Bunu eminim hükümet yetkilileri bizden iyi biliyordur. Sn. Arınç’ın örneğine dayanarak söylüyorum “kurşunu kafasına sıkarak” sadece o polisi bir katil yaparsınız ve Amerika’da neredeyse her polis birer katildir, hatta bazıları seri katildir bana göre.

Orada yaşarken inanın ne zaman bir polis görsem irkilirdim. Amerika’da hiç kimse polisleri sevmez, sever gibi yapar. Eminim bu Avrupa’da da böyledir. Başta da ezilen toplumlar ve azınlıklar. Amerika için bu toplum zencilerdir keza polis en çok onları öldürmektedir. Adamlar polisler için “F… the police” ve benzeri şarkılar ile öfkelerini ancak bu şekilde dışavurabiliyorlar.. Üzülüyorum hallerine gerçekten çok eziyet çekiyorlar. Allah’tan orada herkese küfür etmek serbest te oradan yırtıyorlar.
Amerikan askerlerinin de durumu ortada en yakın örnek Irak savaşı. Bunların savaş esirlerine yaptıkları rezaletleri ve işkence görüntülerini tüm dünya gördü. Değeri ve insafı olmayan toplumdan çıkan paralı askerler işte. Gayet normal yani!

Bu tip korkulan, insafsız ve dini/ahlaki değersiz insanların ortalıkta Türkiye’de gezdiğini düşünün polis diye! Böyle bir ortamda kim mutlu olabilir?

Peki Amerikalılar mutlu mu? Hayır. Kesinlikle değiller. Bunu 15 yıllık tecrübeme dayanarak söylüyorum. Aile değerleri yok. Sokaklarda polis korkusundan araba süremiyorsun, park edemiyorsun, evinde televizyonun sesini açamıyorsun hatta balık bile avlayamıyorsun. Herkes mutlu gibi görünüyor ama arka planda herkes depresyonda. Bir de “özgürlükler ülkesi!” diyorlar. Hepsi hikaye. Oradaki tek özgürlük, özgürce Obama’ya veya polise vb. küfür edebilmek. Başka bir özgürlük yok.

“Paraya tapan, acımasız, değerlerinden yoksun, doğru dürüst bir dini bile olmayan yer” diye sözlükte “Amerika” kelimesi karşısına yazabilirsiniz, hiç problem olmaz!

Siz Amerikan filimlerine bakmayın, onlar tamamen kurgu ve ilginç tarafı orada yaşayanlara bile bu filimlerle Amerikan rüyasını inandırmayı başarabilen tek millet Amerika’dır. Üstelik bu filimleri diğer ülkelere yollayarak onlara da “Amerika çok güçlü, çok çağdaş ve herkesi yener” imajını pompalıyorlar ve çoğu ülke de bunu yiyiyor, ne yazık ki! Bu arada “Amerikan Rüyası” da ölmeden mortgage belasından kurtularak bir ev sahibi olabilmek. Rüya’ya bak! Eğer öyle ise bizim ülkemiz rüyalar ülkesi olsa gerek 🙂

Kolluk kuvvetlerine daha fazla yetki ve selahiyet vermek toplumda korku, intikam duygusu, nefret ve huzursuzluğu artırı sadece. Bunu Amerika tolere edebilir, keza değerleri olmayan bir toplum ama Türk insanı bunu tolere edemez. Polis haftası filan da yalan olur tabii… Çiçek veren polis yerine kurşun atan polis imajı o haftada pek sevimli kaçmayacaktır keza. Atatürk yönümüzü batıya çevirelim ama değerlerimizi koruyalım derken tam da bunu demek istemiştir. Değerlerimiz, insaf duygumuz, ailemiz ve özgürlüklerimizi sonuna kadar savunmalı o konularda kesinlikle özgün kalmalıyız. Bu konularda zaten onlar bize benzesinler, biz onların değerlerinde polisler yetiştirmeyelim! Hukukumuz hakkaniyetli, dürüst ve kaliteli olsun, başka hiç bir şeye gerek yok.

Leave a comment  

+5=9 doğrulama işlemi*

name*

email*

website