Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Yap, işlet, devret(me) !

köprü-gişeleri
Merhum Başbakanımız Özal zamanındaydı, ilk olarak bu deyimi duyduğumuz zaman. “Yap, işlet, devret”; Yabancı veya yerli bir firmaya bir işi ücretsiz yaptırmanın bir yöntemiydi bu aslında. Firma bir yapıyı ücretsiz kuruyor, bunu belirli bir süre (genellikle 20-30 yıl vb.) işletiyor. Buranın işletimi ile gelen parayı fazlası ile halktan topladığı ücretlerle geriye kazanıyordu. Bu sistemle özellikle otoyollar ve köprüler, Sn. Özal döneminde “Yok sattırmam, yok satarım” tartışmaları ile en sonunda satılmıştı. O zamanlar ekonomimiz kötü olduğundan ve bunları yaptıracak bütçemiz olmadığından, bu sistem çok kullanıldı. Günümüz yönetimleri bunu eskisi kadar yoğunlukta kullanılıyormu bilemiyorum, ama o zamanlar satılan otoyollar ve köprüler şu anda da, ilginçtir ki halâ ücretli, hatta o dönemden bile daha fahişt fiyatlarla. Aslında bu sisteme göre o dönemde işletilmeye verilmiş olan otoyol ve köprülerin devlete devredilmiş olması gerekir, keza 30 yıldan çok daha fazla zaman geçti bunlar satılalı. Eminim bunlar devredilmiştir, ancak bu sefer her yeni gelen hükümet veya belediye bunu bir kazanç kapısı olarak kullanıp ya bizden para almaya devam ediyor, ya da bunların işletmesini yine birilerine satarak buradan para kazanma yöntemini seçiyor olmalılar. Keza şu ana kadar bedava hale gelen bir köprü ve otoyol görmedik.

Bu mentalite dahilinde yaptırılan yapıların tümü kendi parasını çıkardıktan sonra tamamen ücretsiz olur ve çağdaş ülkelerde bu hep böyle halkın menfaati ile sonlanır. İnsanların kendi ülkesi içinde otoyolları, köprüleri ile mali boyutunu düşünmeden, OGS, KGS, HGS ve köprü sırası beklemeden, özgürce seyahat edebilmeleri onların en tabii vatandaşlık hakkı değil midir zaten ? Tabii bu yazıyı okuyanlar, eminim otoyolların düzgün olarak korunması ve bakımı için paraların nereden geleceğini merak ediyor olabilirler. Hemen belirteyim; Bence bunu devlet karşılayabilmeli! Zaten bu yolları bedavaya mâletmişiz, devir sonrasında ilgili belediye kendi sorumluluğu dahilinde olan otoyolun tamiratını veya bakımını yaptırabilmeli kanımca. Diğer bir çözüm ise buradaki konaklama tesislerini kaynak olarak kullanıp, onlardan bir şekilde otoyol ve köprü bakım ücretlerini tahsil etmek olabilir .“Otoyol müşteri katkı payı” vb. bir uygulama ile, buraya elektronik bir cihaz konularak, veya kameralar ile, ilgili konaklama tesisine giren araç sayısı hesaplanabilir ve bu oran da bir çarpana göre, yoğun olan işletmeler daha fazla, az yoğunlar daha az katkı payı ücreti verecek şekilde ayarlanabilir.

En azından Boğaziçi Köprüsü şu anda bedava olmalı, keza bunun yıllar önce devredilmiş olması gerekir. Bu köprünün yapılış tarihi 1978 diye hatırlıyorum. Hatta bende pulu var bu köprünün oradan biliyorum, + 30 eklersek ki daha fazla verilmemiştir diye düşünüyorum, o zaman 2008 de bunun bitmiş olması gerekir, yani beş yıldır bu köprünün işletmesinin devredilmiş olması ve artık ücretsiz olması gerekir o zaman. Gişelerin tamamen kaldırılması hem gereksiz köprü trafiğini rahatlatacaktır, hem de insanların İstanbul’da yaşama masraflarını düşürecektir, bu da daha az stresli insanlar demektir, ki bir devletin en temel görevlerinden biri de insanların mutluluğunu sağlamak için gerekli adımları atmaktır bence.

Amerika’da bu yöntem işliyor. Boston’da uzun yıllar bulundum ve ben oradayken yeni yollar yapıldı ve hatta köprüler yenilendi. Bunların şehir içinde olanlarının hiçbiri ücretli olmadı ve şehir dışı otoyolların ise bazıları eskiden “toll” adında topladıkları ücretleri, ücretsiz “toll free” hale getirdiler. Böylece kaldırılan gişelerle, özellikle zaten dar yapılar olan köprülerin trafiğinin rahatladığını, ben bizzat deneyimledim.

Hükümetler sadece dini bayramlarda bu yolları bedava yapacağına toptan bedava hale getirmenin yöntemlerini biran önce geliştirmeli, insanlarımızın kendi ülkesi içinde serbest seyahat haklarının önündeki engelleri de birer birer azaltmalıdır. Yoksa vatandaşı bir kartlı sistemden diğerine geçirerek onların gerçekte ne kadar harcadıklarını takip bile edemeyecekleri hale (direkt kredi kartlarına bağlayarak) getirmek, amaca hiç bir şekilde hizmet etmeyecektir.

En güzel örnek bence Ankara’lılar için en çok kullanılan yol olan, Ankara-İstanbul güzergâhı otoyolu. Burada tek yön de İstanbul’a giderken yaklaşık 20 TL, geri dönerken bir 20 daha, toplam 40 TL’ye yakın otoyol parası tahsil etmek zaten Dünya’nın en pahalı benzinine sahip bir ülkenin yapacağı en son davranış olmalıdır bence.

Devredilmiş ve zaten bedavaya getirilmiş tüm otoyollar ve köprüler artık 100% halkın kullanımına ücretsiz olarak açılmalı, tekrar satılmamalı veya işletilmemelidir.

Leave a comment  

+5=9 doğrulama işlemi*

name*

email*

website